Bizi seçmenin sağduyusu kurtaracak
Sevgili okuyucularım,
30 Mart 2014 günü yapılacak yerel seçimler öncesinde çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan anketler piyasaya düşmeye başladı.
Önce, çok önemli bir konuyu vurgulamak istiyorum.
Bu anketlerin ne kadar güvenilir olduğunu bilmek mümkün değil.
Bilinen tek şey, AKP’nin işinin bu seçimde pek de kolay olmayacağı. Yeter ki muhalefet oyları bölünmesin, muhalefet partilerinin seçmenleri biraz bilinçli olsun.
Çeşitli ortamlarda çeşitli kimselerle konuşuyoruz. Özellikle CHP kesiminden gelen bir takım sözlere sık sık tanık oluyorum:
“Valla falanca kişiyi aday gösterirlerse ben ona oy vermem!”
Bilinçsizliğin ancak bu kadarı olur.
Bu sözleri duyunca gerçekten şaşırıyorum ve bunu söyleyenleri ikna etmeye çalışıyorum:
“Bak kardeşim, bu iş falanca kişi meselesi değil. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma bu konuda hiç önemli değil. Sizin sevmediğiniz, belki haklı nedenlerle istemediğiniz bir kişi de aday gösterilebilir. Ama burada önemli olan kişisel duygularla hareket etmek değil, AKP’nin elindeki kaleleri ele geçirmek, ya da onlara yeni kaleler kaptırmamaktır.”
* * *
Bu konuyu bundan sonra da sık sık işleyeceğim.
Muhalefet seçmeni, özellikle de CHP ve MHP seçmeni önümüzdeki seçimlerde artık ‘Ben partimin gösterdiği o adayı sevmem ve ona oy vermem’ deme lüksüne sahip değildir.
Eğer bu lükse sahip olduğunu düşünenler varsa, o takdirde gidip oylarını AKP’ye versinler!..
Çünkü ikisinin de sonucu aynıdır.
* * *
Daha öncesine gitmeyelim, son yerel seçimler Mart 2009’da yapıldı. O günden bu yana irili ufaklı tüm AKP belediyeleri istediği gibi para harcadı. Devletin ve milletin paraları AKP belediyelerine oluk gibi akıtıldı, her türlü yolsuzluk yapıldı.
Hesapları, harcanan paralar asla denetlenmedi.
Pek çoğunda yandaşlara köşe döndürüldü. Bütün ihaleler yandaşlara verildi, alımlar yandaşlardan yapıldı, hele İstanbul’un korkunç rantı da onlara yedirildi.
BDP hariç tüm muhalif belediyelerin ensesinde ise boza pişirildi. Her biri hakkında ayrı ayrı
soruşturmalar başlatıldı, binaları polis tarafından basıldı, başkanlar ve yöneticiler tutuklandı,
devletten almaları gereken paralar verilmedi.
Muhalif belediyeler bu yolla zora sokuldu, halkın gözündeki saygınlıkları böyle siyasi oyunlarla yok edilmeye çalışıldı.
Bunun ilk örneği Adana’da yaşandı. MHP’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Aytaç Durak belediye baskınları sonrasında tutuklandı…
Ve açılan tüm davalarda beraat etti, aklandı.
Ama Aytaç Durak görevine iade edilmedi çünkü AKP, Adana’yı kaptırmanın intikamını bu yolla almış oldu.
* * *
Dün haber sitelerine Gezici Araştırma Şirketi tarafından ve 30 Büyükşehir’i kapsayan son seçim anketi düştü.
Bu anketlerin ne ölçüde güvenilir olduğunu hiç kimse bilemez. Ama size açıklanan sonuçları kısaca vermek isterim. Tablo (kazanması beklenen partiler) şöyle:
Kahramanmaraş, Bursa, Malatya, Kayseri, Konya, Kocaeli, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa ve Trabzon AKP’nin. İstanbul, Ankara, Gaziantep, Erzurum ve Denizli de az farkla AKP’nin.
Hatay kıl payı ile AKP’nin.
Adana, Manisa, Balıkesir MHP’nin.
İzmir, Antalya, Aydın, Eskişehir, Mersin, Ordu, Tekirdağ ve Muğla CHP’nin.
Güneydoğu’da Diyarbakır, Van ve Mardin BDP’nin. (AKP’nin açılımı saçılımı boşa gitmiş gibi görünüyor!)
* * *
Sevgili okuyucularım, sorun işte bu aşamada başlıyor! Bu ankette öyle Büyükşehirler var ki, AKP çok az bir farkla önde.
Örneğin Erzurum’da MHP, AKP’nin hemen arkasında. Builimizde CHP seçmeni MHP’ye oy verse, AKP’nin kalesi düşecek.
İstanbul’da MHP’nin kazanması söz konusu değil. MHP’li seçmen CHP’ye oy verdiği takdirde AKP’nin en büyük kalesi kesinlikle düşecek.
Pek çok ilimizde durum böyle, sadece iki örnek vermekle yetiniyorum.
Beni lütfen “Hayalci” olmakla eleştirmeyin. Yazdıklarım doğrudur, mantıklıdır.
Ama Konya, Kayseri gibi yerlerde AKP almış başını gidiyor. Oralarda pek umut yok!
* * *
Önümüzdeki seçimler ülkemizin geleceği açısından çok önemli. Burada görev özellikle CHP’li ve MHP’li seçmenlere düşecek.
İki parti arasında resmi bir işbirliği, anlaşma, pazarlık yapılması elbette ki söz konusu olamaz.
Bu konuda işbirliğini bu iki partinin seçmenlerinin kendiliğinden, kendi sağduyusu ile yapması gerekecek.
Benim ilimde, benim ilçemde hangi parti önde görünüyor?
Seçmen, özellikle seçim yaklaştıkça bu konuda daha net bir fikir sahibi olacak.
Oyunu önde giden muhalefet partisine verdiği takdirde inanın ki AKP’nin pek çok kalesi yıkılacak, yerle bir olacak.
Ben buna “AKP’ye karşı olan seçmenin sağduyusu” diyorum.
Türkiye’yi -eğer gerçekleşirse- bu sağduyu kurtaracak. Aksi takdirde her şey eski hamam eski tas olarak sürüp gidecek, belediye vurgunları, hortumlamalar, yandaş zengin etmeler, rant ihsan etmeler aynen devam edecek.
Buna razı mısınız?
* * *
Bunları yazarken bu iki partinin, CHP ve MHP’nin yöneticilerine de buradan seslenmek istiyorum:
Seçim öncesinde sakın ola ki birbirinizle kapışmayın ve seçmeninizi yanlış yönlendirmeyin.
Sizin birbirinizle alıp veremediğiniz yok. Siz birbirinizin rakibi değilsiniz.
Rakibiniz işte orada, patlak ampulün arkasında duruyor.
Elindeki devlet gücünü kullanarak sizin belediyelerinizi basmış, başkan ve yöneticilerinizi içeri tıktırmış, görevden almış.
Üstelik paralarını kesmiş, devlet paylarını vermemiş, iş yapmalarını ve halka hizmet götürmelerini engellemiş.
Tepkinizi bunlara karşı koyun, yaşananlardan somut örnekler verip halkı inandırın.
Ötesini seçmen halleder.
Birbirinizle kapışma lüksüne asla sahip olmadığınızı bilin. Aksi takdirde okkanın altına hep birlikte yeniden gideriz, bunları devirmek için beş yıl daha beklemek zorunda kalırız.
* * *
Emin Çölaşan’ın notu:
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’i Eskişehir yapan adam. Tayyip önceki gün Meclis’te partisinin Eskişehir Büyükşehir adayını açıklarken video gösterisi yapıyor, Büyükerşen’in eseri olan yolları, parkları, köprüleri ve öteki eserleri ekranda gösteriyordu.
Büyükerşen konuştu:
“Partisinden Eskişehir adayı olarak beni gösterecek sandım, korktum!”
Yılın en muhteşem siyasi esprisidir.
Emin Çölaşan
Sözcü
