Bu iktidarın emekçilere saldırmaktan başka bir işi yok mu?


Hatırlayacaksınız, daha geçtiğimiz haftalarda, 12 Eylül’cülerin 1981 yılında empoze ettiği 24 Kasım “Öğretmenler Günü”nün yıldönümünde yine riyakâr bir tavır sergiledi hükümet. Bir taraftan öğretmenlere sahte gülücükler dağıtırken diğer taraftan da, meslek onuruna ve haklarına sahip çıkmak için toplanan eğitim emekçilerinin üzerine polis şiddetiyle saldırdı.

"Meslek Onurumuza ve Haklarımıza Sahip Çıkmak, Toplumsal Yaşamda ve Eğitimde Yaşanan Dayatmalara Hayır Demek İçin; 23 KASIM’DA ANKARA’DAYIZ!" diyen KESK/Eğitim-Sen’in gerçekleştirdiği bu eyleme yurdun çeşitli illerinden Ankara’ya gelen binlerce eğitim emekçisinin taleplerini hükümete ve kamuoyuna iletmek istemişlerdi. Öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı'na doğru yürümeye başlaması üzerine, AKP talimatıyla harekete geçen polis, Ankara’nın göbeğinde gazla ve tomalarla saldırmaya başladı.

Eğitim emekçilerinin en temel haklarını kullanmaları bir kez daha iktidar tarafından engellenirken, kolluk kuvvetlerin acımasız saldırısı sonucunda 3 emekçi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

Görüldüğü gibi, halkın, öğrencilerin, kadınların, emekçilerin ve toplumun değişik tabakalarından kitlelerin taleplerini dinleyip çözüm üretmekle mükellef olan hükümet, en demokratik hakkın kullanılarak hükümet politikalarının protesto edilmesine dahi tahammül edemeyip, “Başka bir sese asla yaşama hakkı vermem” diyerek susturmaya, saldırmaya, ezerek bastırmaya devam ediyor.

Demokrasi havarisi kesilerek iktidar koltuğuna oturan, gözünü totaliterlik hırsı bürümüş AKP hükümetinin emekçilere ve sesini yükselten her kesime saldırmaktan başka bir işinin olmadığı ve olmayacağı, iktidarını ancak devlet gücü ve şiddetiyle ayakta tutacağı yanılgısı bu olayda bir kez daha kendisini göstermiştir.

AKP’nin baskı ve yasaklamaları bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Zira hatırlarsak;
Dizi film yasakları
Sanat yasakları
Basın yasakları
Blog yasakları
Düşünceyi ifade yasakları
Alkol yasağı
Kürtaj yasağı
Dekolte yasağı
Kızlı erkekli birlikte yaşam yasağı
Sırada bekleyen kızlı erkekli karma eğitim yasağıyla sürecektir.

Kendi sesinden başka bir sese asla tahammül edemeyen AKP hükümetini demokratik teamüllere uyması, halkın yaşama biçimine ve en temel demokratik haklarına saygı gösterilmesi konusunda bu noktadan sonra uyarmanın artık anlamsız bir çabadan başka bir şey ifade etmeyeceği açıktır.

Ve bu gidişattan görüldüğü kadarıyla da, AKP’nin kendisinin, halkı boğmak için oluşturduğu “yasaklar havuzu”nda boğulacağını söylemek kerametten sayılmamalıdır.

Toplumsal yaşamda ve eğitimde yaşanan dayatmalara itiraz eden, meslek onuru ve haklarına sahip çıkan eğitim emekçilerine yapılan bu saldırıyı bir kez daha kınıyor, eğitim emekçisi sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini selamlıyor, yanlarında omuz omuza olduğumuzu buradan da yineliyoruz.



Kani Beko
DİSK Genel Başkanı