Dünyada karma eğitim, kız çocuklarına da Kitabı Mukaddes’i okumayı öğretmek istemiyle ortaya çıktı. 18. yüzyılın ikinci yarısında kızların kent okullarına alınmasıyla başladı.
Amerika ve Avustralya’da halen tartışılan fakat sayıları her geçen yıl artan karma eğitim okulları, bugün 2 ülke dışında tüm dünyada uygulanmakta.
Ülkemizde karma eğitim Tanzimat döneminde gündeme geldi. Kız çocuklarına nitelikli eğitim verecek ilk kız öğretmen okulu da 1870 yılında kuruldu.
Cumhuriyet öncesi çok az okulda uygulansa da 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim kurumlarında esas alındı.
Avrupa’da, zorunlu eğitim hizmetlerini sosyal adalet ve fırsat eşitliği çerçevesinde sunma sorumluluğuyla, her cinsiyet için ayrı okul açma yerine, daha ekonomik olan karma eğitim tercih edildi.
Ülkemizde de Cumhuriyet kurulduğunda, okul ve öğretmen yetersizliği nedeniyle %3 olan okuma yazma seviyesini arttırma hedeflendi. Dini eğitimin esas alındığı, çağdaş eğitimden uzak medreseler kapatılarak, bilimsel eğitimin verildiği okullarda karma eğitime geçildi.
1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. Maddesi, ‘’Okullarda kız ve erkek karma eğitim esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir’’ der.
1924’te çıkan ve daha sonra yapılan düzenlemelerde yerini koruyan eğitim kurumlarında karma eğitimin esas alınması sonucu, gün geçtikçe erkek ve kız ortaokul ve liselerinin sayısı azaldı.
Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasıyla; çocuklar 14 yaşına kadar karma eğitim aldı. İmam hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar kapandı.
Eğitimde karma eğitimin kararlı uygulanmasıyla, erkek ve kız liselerinin sayısı yok denecek duruma geldi.
Okul ve derslik yapımını hayırseverlere devreden, ancak çalışanların maaşını karşılayabilecek bir bütçesi olan Milli Eğitim Bakanlığı, bütçeden bakanlığa ayrılan payın yükseltilmesini beklemeden, 4+4+4 eğitime geçildiğini duyurdu.
Amacın zorunlu eğitimin süresini uzatmak olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Başka okulların ortaokul kısmı olmamasına rağmen; imam hatip ortaokullarının kurulması, amacın ne olduğunun göstergesi.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç kız ve erkek kampları uygulamasını, ‘’ Çok eleştiri alıyoruz ama, kızların kamplara katılımını arttırmak için bu önlemleri almak mecburiyetindeyiz’’ diyerek, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç, ‘’Aynı binada altlı üstlü kalıyorlar, aynı merdivenleri kullanarak uyumaya gidiyorlar’’ deyip yurdu taşıyarak, Isparta Ahmet Melih Doğan Anadolu Lisesi müdürü, kız öğrenciler dilekçe verdi, bu nedenle yemekhanelerini ayırdığını belirterek, Aliağa’da kız ve erkek öğrencileri ayrı salonlarda sınava sokarak, Başbakanın, ‘’Evlerde kızlı erkekli oturuyorlar’’ söylemiyle devam eden süreç, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut’un, ‘’Kızlı erkekli eğitim yanlış, düzelteceğiz söylemiyle ülke gündemine oturdu.
Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı, Böyle birşey olamaz yerine, ‘’Gündemde böyle bir konu yok’’ diyebilmiştir.
TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Fikri Işık, farklı cinslerin, farklı algıları, farklı duygusal tepkileri ve değişik güdülenmeleri olduğunu, kızların arkadaşlıkta kuvvetli dostluk, kısaca; bir ömür geçireceği cinsiyeti tanımalarına hizmet eden karma eğitimi sahiplenme yerine, özgürlükçü (!) olmayı yeğlemiştir.
Işık; ‘’Özgürlük alanını genişletmeliyiz. İsteyen veli çocuğunu kız, isteyen veli çocuğunu erkek, isteyen veli de karma liseye gönderebilmeli’’ diyerek ne kadar özgürlükçü olduğunu göstermiştir.
Dünya bugüne kız ve erkek okullarından geçerek gelmemiş de sanki yeni bir şey uygulanıyor, yeniden keşfediliyor. Tarih, ders almasını bilmeyenler için tekerrürden ibarettir. Fazla söze ne hacet, yaşayıp öğrenecekler.
Osman Gazi Oktay
Ulusal Eğitim Derneği İzmir Şubesi Başkanı
