Matematikçi Ali Nesin: 80 yıllık vesayetin yerine yenisi geldi
Yazar Aziz Nesin’in oğlu, matematikçi Ali Nesin, AKP’nin 80 küsur yıldır süren bir vesayeti kaldırdığını ancak yerine yeni bir vesayet geldiğini söyledi.
Nesin, Aslıhan Lodi’nin kendisiyle yaptığı söyleşiler üzerine kurulu ‘Matematik Köyü’nün Delisi’ adlı kitap ve güncel konulara değindi.
Babası Aziz Nesin’i, rüyalarında yaşarken gördüğünü söyleyen Nesin şöyle konuştu: “Daha iki gün önce gördüm. Sadece vardı, o kadar, yanımdaydı. Her seferinde müthiş bir mutlulukla uyanıyorum. Birkaç gün sürüyor bu mutluluk. Öldüğünde hayatımda büyük bir boşluk oldu. Ölümünü hâlâ tam olarak kabullenmiş olduğumu söyleyemem. Ama galiba bir oğul, babası öldükten sonra gerçek anlamda büyüyor.”
Matematiksel düşünemeyen bir nevi köledir
Nesin, çocukluk yaşlarından beri hayatının merkezinde yer alan matematik sevgisininse ‘Marksist açıdan bakılırsa ekmek kapısı’, ‘daha romantik bir açıdan bakılırsa doğanın, evrenin dili, mantığı ve özü’ olduğunu ifade etti.
Aklın olduğu her yerde matematiğin de olduğunu dile getiren Nesin, “Öngörülebilecek, belli bir düzen içinde tekrarlanan her olayın ardında bir matematik olduğu gibi, kaosun ardında da bir matematik vardır. Matematikle anlaşılamayan sorunları felsefeyle anlamaya çalışırsınız. Felsefe de yetmiyorsa sanat devreye girer. Matematik bilmeyen demiyorum, matematiksel düşünemeyen bir nevi köledir, başına geleceklerin, onun yerine düşünenlerin kölesidir. Çaresizdir. Çözümsüzdür” dedi.
Şirince’deki, mimarı olduğu Matematik Köyü’ne, yakın zamanlarda Felsefe Köyü ile Sanat Köyü’nü de ekleyen Nesin, başka alanlarda da eğitimin mümkün olacağı büyük bir ‘korsan eğitim vadisi’ hayali olduğunu belirtti ve “Ama bunu yapmaya kişilerin gücü yetmez. Arkasında ya bir endüstri ya da devlet olmalı. Nerede bizde bu akıl?” dedi.
Sosyal medya tartışma kültürünü öğretiyor
Sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla zaman zaman tepki çeken Nesin, insanların okulda görmedikleri tartışma kültürünü sosyal medyada öğrendiğini belirtti: “Ayrıca sosyal medyada anonim olunabilir. İnternetteki bilgi kaynakları var bir de; kitaplar, ansiklopediler, ücretsiz erişebileceğiniz web siteleri… Tabii henüz tartışma adabını öğrenmemiz için çok erken, ama yavaş yavaş yerleşecek. Ben daha çok kışkırtıcı şeyler yazıyorum. Bir nevi diyalektik dersi oluyor. Çok nadir olarak birilerini engelliyorum.”
Yurtdışında yaşamayı düşünmediğini söyleyen Nesin, “Burası benim ülkem! Kendi ülkemin aptalları ve vahşilerine daha bir toleranslıyım sanırım. Fransa ya da Amerika’dakilere dayanamıyorum” dedi.
Bu, seçimle gidebilecek türden bir vesayet
Nesin’in, kitapta yer alan söyleşilerinden öne çıkanlardan bazıları şöyle:
Nesin son aylarda yükselen çatışma ortamı ve PKK ile müzakerelerin askıya alınmasını değerlendirdi: “Anadil ve özerklik sorunları ancak masada çözülür. Bu sorunlar için dağa çıkılmaz. Bu yüzden PKK’nın varoluş nedenini kaybettiğini düşünüyorum. Belki nedeni Türkiye Cumhuriyeti’nin hoyratlığı. Eğer Türkiye Cumhuriyeti ve Kürt hareketi masaya oturmayı kabul ederlerse, Türkiye’nin pek yakın bir gelecekte Kürt sorunu diye bir sorununun kalmayacağına inanıyorum.”
AKP’nin Kürt sorununun çözümü ve askeri vesayetin kaldırılması açısından önemli işler başardığını savunan Nesin şöyle devam etti: “Ben hep sol partilere oy verdim, ulusal değil, özgürlükçü sol partilere. Ama AKP’nin Türkiye’de önemli değişiklikler yapacağını anlamıştım. 80 küsur yıldır başımızda olan bir vesayeti kaldırdı. Şimdi yerine yeni bir vesayet geldi. Doğru. Ama bu vesayet bir seçimle gidebilecek türden bir vesayet.”
TÜBİTAK’ın çapsızlığı
Bir eğitimci olarak devlet okulu öğrencilerinin çok daha iyi yetiştiğini gözlemlediğini paylaşan Nesin, “Daha ciddi, olgun, saygılılar; birbirleriyle iletişimleri daha sağlıklı. Anlamaya çalışıyorlar, inatçılar, başarmak istiyorlar. Onlara ders vermek bana daha fazla haz veriyor” diye konuştu. Türkiye’nin 2023’te ilk 10 ekonomiye girmek hedefinin eğitimde yapılan hatalardan dolayı gerçekçi bulmayan Nesin, “Bu amaç başlangıçta zor da olsa imkânsız değildi. TÜBİTAK’ın çapsızlığı nedeniyle bu şansı kaçırdık. Halbuki temel bilimler olmadan sanayi ancak gelişmiş ülkeleri taklit edebilir” dedi.
