Seçmen ‘Yeni Türkiye’ye sırtını dönerse AKP, ANAP gibi çöker


AKP’nin 16’ncı kuruluş yıldönümünü kutladığı bugünlerde Alman medyasından Deutsche Welle siyaset uzmanlarına AKP’yi sordu. Bir uzmana göre çoğulcu yapısını kaybeden parti 2019 seçimlerini kaybederse ‘Özalsız ANAP’ gibi siyasetten silinebilir.

Alman Bilim ve Politika Vakfı’nın Türkiye uzmanı Günter Seufert 2013 sonrası AKP’nin ‘cumhurbaşkanı yararına faaliyet gösteren bir seçim derneği’ne indirgendiğini savundu.

2002 seçimlerinde AKP’yi desteklemiş Udo Steinbach’e göre AKP’yi Erdoğan ele geçirdi ve parti bir ‘baş sallayanlar kulübü’ne dönüştü: “Kurulduğunda Anavatan Partisi (ANAP), Adalet Partisi gibi partilerden isimlere de yer veren AKP’nin demokrat, çoğulcu yapısından geriye bir şey kalmadı. Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi daha liberal isimler bir kenara itildi. AKP’nin geleceği artık Erdoğan’ın geleceğine bağlı ve bu özellikle de 2019 seçimlerinde belli olacak. Seçmen, Erdoğan’ın ‘Yeni Türkiye’ konseptine sırtını dönerse; o zaman AKP, ANAP’a benzer bir şekilde çöker. ANAP, kurucusu Turgut Özal’ın ölümüyle birlikte artık neredeyse bitmiş durumdaydı. Erdoğansız AKP’de de benzerinin olacağını düşünüyorum.”

Bremen Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Roy Karadağ’a göre ise Erdoğan hep aynıydı ve daha İslami bir devlet vizyonu muhtemelen hep vardı. Karadağ’a göre soru, bu vizyonu hayata geçirebilecek kadar güçlü hissedecek noktaya ne zaman gelindiği.

‘AB üyelik sürecinde Avrupa yanlış politika izledi’

Steinbach AB ile ilişkilerin bozulmasına da değindi ve AB’nin payına da dikkat çekti. O dönemde başbakan olan Angela Merkel ile Fransa cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin tutumlarını eleştiren Seufert, şunları söyledi: “AB genişleme sürecinde ilk kez bir ülkeyle müzakere yürütürken, ki müzakere bir ülkenin köklü değişimden geçmesi anlamına gelir, yani bir ülkeden bunu istiyorsun, ama diğer yandan ‘Müzakerelerin sonucu ne olursa olsun üye olamazsın’ diyorsun. O zamana kadar AB tarihinde böyle bir şey olmadı. Ve bunun yıllar içinde Erdoğan’ı giderek daha da olumsuz etkilediğini, muhtemelen Erdoğan’ın Avrupa’ya, demokrasiye inancını kaybetmesine katkısı olduğunu ve Türkiye’nin yeni, farklı bir yöne gitmesi gerektiği sonucuna varmasına yol açtığını düşünüyorum. Avrupa 2015 sonrasında Türkiye’yi kökten değiştiren süreçte gerçekten yapıcı ve iyi bir rol oynayıp oynamadığı sorusunu eleştirel bir şekilde kendine sormalıdır.”