“Cumhuriyet Akademi”


İrfan O. Hatipoğlu Mustafa Kemal Üniversitesi

Değişik gerekçelerle üniversitelerde yapılmakta olan ilerici, demokrat, yurtsever akademisyenlerin tasfiyesi;16 Temmuz darbe kalkışması sonrası ilan edilen Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında büyük boyutlara ulaştı. Akademide yapılan tasfiyelere tepki ve akademisyenlere destek olmak/kamusal duyarlığı canlı tutmak adına gazetemiz (Cumhuriyet Gazetesi) tarafından “Bilim Susmaz” söylemiyle “Cumhuriyet Akademi” eki yayımlanmaya başladı. Önemli bir görevi sürdürürken önce haftalık yayın olmaktan çıktı, aylık yayınlanmaya başladı. Sonra yayın yaşamına son verdi. Cumhuriyet Akademi’nin yayın yaşamına son vermesini önemsiyorum. Cumhuriyet Akademi’nin kısa yayın yaşanında edinilen deneyim üzerinden akademinin genel durumu tartışmaya açılması öğretici olacaktır.

Akademik yaşam; uzunca süredir tarihinin bilimden yoksun, ötelenen, örselenen dönemden geçmektedir. Çünkü üniversitelerde 1933 üniversite reformu sonrası yapılan yenilenme tasfiyesi dışında, yapılan tasfiyeler üniversitelerde “akademik aşınmaya” neden oldu. 1980 askeri darbe sürecinde çıkartılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu (YÖK) ile yapılan düzenleme ve tasfiyeler sonrası akademik yaşamın “çölleşmesinin” önünü açıldı. Yapılan düzenlemeyle üniversiteler bütünleştirildi, tek tiplileştirildi ve merkezden yönetilir duruma getirilerek Yüksek Meslek Liselerine dönüştürüldü. Bu dönüşünde en önemli düzenleme akademik kadronun çalışmasıyla ilgilidir. Akademik kadronun kaynağını oluşturan “asistanlık” kaldırıldı. Asistan yerine “Araştırma Görevlisi” adıyla bir öğretim yardımcısı kadrosu getirildi. Araştırma görevlileri iş güvencesi olmayan sözleşmeli (geçici kadro) çalışandır. Sözleşmeleri bir yıllık sürelerle rektör tarafından yenilenir. Doktorasına tamamlayanlar “yardımcı doçent” olarak geçici kadroya tekrar atanırlar. Geçici kadroda çalışma genç akademisyen adayının kişiliğimde aşınmaya neden olur. Edilgen, sorgulamayan, yalnızca verilen görevi yapan, kontrol edilebilir kişilere dönüşür. Akademik duyarlılıkları zayıflar.

Akademik duyarlılığı zayıflamış, korkuyu içselleştirmiş akademiye üniversite tarihinin en büyük saldırısı 15 Temmuz darbe kalkışması sonrası yapıldı. Kalkışma sonrası, terör örgütüyle mücadele örtüsü altında

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, ayrım (terör örgütü üyesi ya da değil) yapmaksızın tasfiye başlattı, üniversiteler yeniden yapılandırdı. İlk olarak Türkiye´deki üniversitelerde görev yapan dekanların (1.577 fakülte dekanı) istifası istendi. YÖK´e, rektörlere istediği kişiyi herhangi bir soruşturma olmaksızın işten atma yetkisi verildi. (667 sayılı KHK 4. Md.) Disiplin soruşturmalarındaki süreler kaldırıldı. (669 sayılı KHK 3. Md) ÖYP´li araştırma görevlilerinin kadrosu, 50/d kadrosuna dönüştürüldü. (674 sayılı KHK 49. Md.) Görevden uzaklaştırma uygulamasındaki 3 aylık süre sınırı kaldırıldı. (675 sayılı KHK 13.Md) Rektörlük seçimleri kaldırılarak, rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması sağlandı. (676 sayılı KHK 85. Md) 683 sayılı KHK ile hakkında “terör örgütü irtibatı” olduğu iddiasıyla adli soruşturma ya da kovuşturma yürütülen doçent adaylarının, doçentlik başvurusu yargı süresince durduruldu. Darbe girişiminin hemen ardından üniversitelerden 4 bin 225´i akademisyen, 1.117´si ise idari personel olan toplam 5.342 kişi FETÖ/PDY üyesi olmaktan görevden uzaklaştırıldı. 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. 672, 675, 677,679, 686, 688, 689, 692 ve 693 sayılı KHK´lar ile üniversitelerden başka bir terör örgütüne üye olmakla suçladığı 329 akademisyen 13 idari ve teknik personel ihraç edildi.

YÖK uygulamaları ile içi boşaltılan akademik yaşam, 16 Temmuz darbe kalkışması sonrası yapılan düzenlemelerle hızla üniversiteleri “darülfünuna” dönüştürmekte. Dönüşüme “Bilim Susmaz” söylemiyle karşı duran “Cumhuriyet Akademi”; üniversitelere egemen olan korku iklimine, akademisyenlerin ürkek, yılgın, özgüven yoksunluğuna daha fazla direnemezdi. Bu nedenle yayın yaşamına son verilmesi başarısızlık olarak değerlendirilmemeli, akademi sorgulanmalıdır.

Her şeye karşın Cumhuriyet Gazetesi ailesi tarihsel misyonuna uygun görevini yapmıştır. Akademi görevini yaptı mı?