Header Ads

‘İktidar için papaz cübbesi giymeyiz’ diyen Akşener: Sabaha iktidar uman gelmesin

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener kazanmak için papaz elbisesi giyenlerden olmadıklarını dile getirerek “Sabaha iktidar umanlar, bizimle yola çıkmasın” dedi.


24 Haziran seçimlerinde alınan yüzde 10’luk oyu yetersiz bulan partililerin eleştirileri üzerine olağanüstü kurultay kararı alan Meral Akşener, parti içinden gelen eleştirilerin ardından olağanüstü kurultaya gitme kararı almış ve yeniden genel başkanlığa aday olmayacağını açıklamıştı. Partililerin yoğun kampanyasının ardından bu kararından geri adım atan Akşener, bugün Ankara’da toplanan kurultayda tek aday olan Akşener, tekrar genel başkan seçildi.

Selamda peygamberden, Mustafa Kemal’e kadar sıraladı…
Kurultay’da uzun bir konuşma yapan Akşener partilileri “Kurultayımıza, toyumuza hoş geldiniz. Türk Milleti’nin umut ışıkları, hoşgeldiniz. Yolları kesildikçe büyüyenler, hoşgeldiniz. Peygamber efendimizin yolunun yolcuları. Hazreti Ömer’in adaletini rehber edenler. Alparslan gibi kapılar açanlar..Fatih gibi gönül fethedenler. Mustafa Kemal gibi çağı okuyabilenler. Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman olabilenler, hoşgeldiniz” diye selamladı.

‘Dün, susma orucu tutan Meryem gibiydik…’
İYİ Parti’nin Türk siyasetine iyi geldiğini dile getiren Akşener şöyle devam etti: “Onca badire atlattık, bin bir yalana, iftiraya, hileye, desiseye göğüs gererek geldik. Devletin devasa imkanlarıyla karşımıza dikilenlerin duvarlarını yıkarak geldik. Kurulan tuzaklara düşmemek için, her adımımızı hesaplayarak geldik. Bugün, Meclis’te grubu, her ilde her ilçede teşkilatı, binlerce üyesi, gönüllüsü, hasılı, Türk siyasetinde söyleyecek sözü ve gücü olan bir partiyiz.  Bugün sözümüz var. Ama dün, susma orucu tutan Meryem gibiydik…”

Neden liderliği bırakma kararı aldı?
İYİ Parti’nin  bir kişiye, bir zümreye, bir kuruluşa, bir başka partiye karşıt olarak değil Adalete, eşitliğe, hakkaniyete, huzura, refaha taraf olarak kurulduğunu vurgulayan Akşener  seçim sürecini ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili şunları söyledi: “Evet bir iddia koyduk ortaya, seçimlere öyle girdik. Meclise girmiş olan bütün partiler oy kaybettikleri halde, kendilerini başarılı ilan ettiler. Biz ise,50 yıllık partiler kadar oy almamıza rağmen, iddiamızla sınanmayı esas aldık, sorumluluğu üstlenerek çekildik. Meşhur sözdür, bilirsiniz: “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler. ‘Kendi partimde ihtilaf konusu olmaktansa, noktayı koyarım’ dedim.’Fitneye sebep olmaktansa, örter kapımı otururum’ dedim. ‘Çekildim, İzzet ü ikbal ile bab-ı siyasetten’ dedim. Türkiye’ye yakıştırdığımız demokrasi anlayışımız da,şahsi prensiplerim de bunu gerektiriyordu.Allah şahittir ki, meselenin altı da budur, üstü de budur. Önü de budur, ardı da budur. O andan sonra ise içinde yer almadığım ve asla müdahil olmadığım bir süreç yaşandı. İYİ PARTİ camiası, kararımın hilafına ortaya bir irade koydu, ısrarcı oldu.

Erdoğan’a ‘papaz cübbesi’ göndermesi
Veda niyetine ‘Sen sizi çok sevdim be’ demiştim. Bu sözümü alıp,,, elimi ayağımı bağlayan bir hamleye çevirdiniz: ‘Biz de seni çok sevdik be’ dediniz. Kararınıza teslim oldum. Görev, töre gereğidir.. Töre konuştu, Han sustu.İradenize boyun eğdim. ‘Gel‘ dediniz, geldim. Bilinsin isterim ki aklımızı karartacak hırslarımız yok bizim. Kariyer planlamasıyla, siyaset yapmıyoruz.  ‘Kazanmak için gerekirse papaz cüppesi giyerim’ diyenlerden (Erdoğan’ın geçmişteki sözlerine atıfta bulunuyor) de değiliz. Dik dururuz, düz yürürüz, hak söyleriz. Zira biliriz ki, bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir! Şimdi sizlere soruyorum. Eteğinde taş kalmış olan var mı? ‘Şunu da söyleseydim’ diye, içinde ukde kalmış olan var mı? Tekrar soruyorum; Var mı? (Salonda yükselen ‘yok’ sesleri) Öyleyse, Nerde kalmıştık? Şimdi yeniden Bismillah diyor muyuz? Öyleyse daha yeni başlıyor muyuz? Haydi, Bismillah!”

‘Sabaha iktidar uman bizimle yola çıkmasın’
Partililere kolay başarı vaat etmediğini belirten Akşener “Sizlere kolay bir başarı vadetmiyorum. Sabaha iktidar umanlar, bizimle yola çıkmasın. Yolumuz uzun ve çetin.Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacak. Bu çetin fakat kutlu yolu, yufka yüreklilerle, korkaklarla, hesapçılarla yürüyemeyiz. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar katılsın kafilemize” diye konuştu.

‘İsviçre çakısı MHP’
Akşener satır başlarıyla şöyle devam etti:

– İYİ Parti, Ak Parti ve CHP’nin bir kumpas ağzı gibi konumlandığı, yanlarına da her işe yarayan, İsviçre çakısı rolündeki, MHP’nin iliştirildiği siyasi tabloyu değiştirmiştir.Türkiye, memleketi beslemek yerine, türlü oyunlarla birbirlerini besleyen, siyaset erbabı yüzünden, bu günlere geldi..İYİ Parti; Siyaseti ve milleti iki kamp arasında sıkıştırmış bir toplum mühendisliğine nokta koymak için, yola çıktı..Karşıtmış gibi yapan, ama birbirinden beslenen iki yolun dışında, doğru-temiz ve haklı bir üçüncü yol olarak sahne aldı.

‘Yüzde 10 oy sıçrama tahtası’
— Her türlü engelleme çabasına, imha gayretine rağmen, İYİ Parti, ayağını sağlam basıp, dimdik duracağı bir alan kazanmıştır.Sorumluluğumuzu, yükümlülüğümüzü arttıran %10 oy, İYİ Parti’nin  sıçrama tahtasıdır.

— İYİ Parti, bir aktarma istasyonu değildir. İYİ Parti, emanet kabulcüsü hiç değildir.Bir hışımla evden kaçıp, sonra da köşe başından kapıyı gözleyen, pişmanlar değiliz. Birileri kendi hayal dünyalarında, bizi imtihan ediyormuş.

– Türk milletinin vereceği göreve hazır olun. Çünkü, mevcut siyasi ve ekonomik tablonun sürdürülebilmesi, mümkün değil. Bakın, daha bir ay dolmadan, Türkiye’ye dayattıkları tek adam rejiminin, acı meyveleri düşmeye başladı.Ekonomi tepetaklak oldu. Hukuk yerle bir. Dış politika fiyasko. Devlet darmadağın. Anayasa’nın askıya alındığı, bir süreçten geçiyoruz. Anlaşılıyor ki, Tayyip Bey’in gönlündeki sistem, komünist idarelerin politbüro sistemidir. OHAL, olağan hal oldu. Valiler, Ak Parti il başkanı olarak görevlendirildi.Galiba, ‘Milletin Adamı’nın içine, bir FÜHRER kaçtı. Millete sürekli dört parmağını sallayan Tayyip Bey, artık beşinci parmağını da açmıştır: Dili,tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet derken, ruhu tek adam, tek adam diyor.  Değerli arkadaşlar, Biz, ‘cihadın en üstünü, zalim idareciye karşı hakkı söylemektir’ buyuran, hazreti peygamberin yolundayız. Muhalefet ölçümüz, ne pahasına olursa olsun, hakkı söylemektir.

Erdoğan’a salvolar: Hazineyi FETÖ okulundan yetişmiş damada teslim ettin
— Buradan sesleniyorum, Sayın Erdoğan,, sonda söyleyeceğimi şimdi hemen başta söyleyeyim:  Adaletsizsin!, Basiretsizsin!, Kifayetsizsin! Hem aldanıyorsun, hem aldatıyorsun. Kullanışlı müttefikinle ülkeyi içine sürüklediğin, hale bir bak. “Tek adamlığı verirseniz, Türkiye uçacak” dedin. Millet verdi. Döviz, faiz, enflasyon uçtu. Borç, işsizlik, cari açık uçtu. “24 Haziran’da seçilirsem, her şeyi düzelteceğim” dedin. Seçildin, daha beter hale getirdin. Beş bin yıllık devletin hazinesini, maliyesini, FETÖ okulundan yetişmiş Damat Berat’a, teslim ettin. Sizin lale devriniz başladı ama, milletin ekmeği küçüldü, öğünü eksildi. O kadar hukuksuz, güvensiz bir ortam oluşturdun ki, ekonominin canlanması imkânsız. Kendi kendine kurduğun ekonomi teorileri, memleketi batırmak üzere.’Ben ekonomistim’ diyorsun. Sen ekonomist değilsin, Muhterem. Sen, ekonomik boy bir Muhterissin!’

‘Türkiye’yi IMF’lik edeceksin’
— Gidilen yol, yol değil. Ekonomik göstergeler hızla daha da kötüleşiyor. Açıklanan 100 günlük programda, enflasyona çare yok. Mutfakta yangın var, ama mutfağa çare yok. Sözler, seçimin ertesi günü unutuldu. Mesela, 100 günlük programda, memura sözü verilen, 3600 ek gösterge zammı yok.Ekonomiye yön vermesi gereken bürokrasi, güven vermek şöyle dursun, yatırımcıyı kaçırıyor. Dövizi kontrol etmek için cumhurbaşkanı, vatandaşın 3-5 kuruşluk birikimlerine göz dikmiş, çağrı yapıyor. Sayın cumhurbaşkanına buradan sesleniyorum. Gelin bu hatadan, geri dönün. Bu aklı size verenleri, etrafınızdan uzaklaştırın.Millet bahçelerinde yuvarlanmayı vadederken, Türkiye’yi uçurumdan aşağı yuvarlıyorsunuz. Seçim sürecinde de öncesinde de, bu sistemin yanlış olduğunu ısrarla belirttim.Bugün, sonuçlarını görüyoruz. Borç vereceğiz diye hava atıyordunuz, ama bu gidişle korkarım Türkiye’yi, IMF’lik edeceksiniz.

— Dijital kaynakları engelleyip, bu nesli A habere mahkûm ettin.Sayın Erdoğan, doğmadan önce gittiğin 50 kişilik sınıflar hala duruyor. Ama senin için ‘müşteri‘ garantili hastaneler, araba garantili, Deli Dumrul köprüleri, daha önemli.Eğitimle ilgili tek ilken, nazar değmesin diye diplomanı milletten saklamak.Başka da bir şeyi umursadığın yok.  Ne kadar değer varsa, istismar ettin. Ne kadar ihtilaf varsa, körükledin. Ve ne kadar bahane varsa, artık tükettin. Devleti FETÖ’ye rehin verip sokağa düşürdün, bu aziz millet, devleti sokaktan topladı.  PKK ile çözüm ortağı olup, ülkeyi hendeğe sürükledin, Mehmetçik, kanıyla engelledi. Her şey oldun, her kılığa girdin, ama bir gün, Türk olamadın.

‘ABD’nin tutumu maruz görülemez’
-Amerika Birleşik Devletleri’nin, pastör Brunson’ı gerekçe göstererek, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanına karşı hedefli yaptırım kararı alması, tarafımızdan mazur görülemez. Ülkemizi, müstemleke gibi gösterecek, seçilmiş küstahça sözcükler ile yapılan açıklamalar, kadim devlet geleneğimizde, diplomasi anlayışımızda, müsamaha gösterilecek bir mahiyette değildir. 20 ay boyunca tutuklu bulunan pastör Brunson konusunda, bugüne kadar ciddi bir girişimde bulunmayan, sosyal medya diplomasisi ile meseleye uhulet ve suhuletle yaklaşan Amerika’nın son tutumu, yakın zamandaki jeopolitik gelişmelerin bir yansıması, yargımızın bağımsız olmadığını bilmelerinin bir sonucudur.

– Hasbi bir şekilde hem Amerika’ya, hem de dünyaya ‘yargı bağımsızlığı’ hatırlatması yapabilmek için, yargıyı bağımsız bırakmak, adaleti temsil ettiğini unutan, hâkim ve savcıları tasfiye etmek şarttır. Ne Amerika’nın, ne de başka bir devletin, hükümet üzerinden, ülkemizi kendince ve küstahça cezalandırmaya kalkmasına asla, prim vermeyiz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.