Dinci ve yandaş-yalaka gazetelere bir göz atayım dedim.. Ne göreyim?
İktidarın borazanlığında sidik yarışı yapanlar, bugüne kadar “açılım” safsatasıyla terörü görmeyen, yok sayan bu zehir dolu kalemler ne oldu, nasıl oldu da birdenbire milliyetçi(?) kesilmiş, kaybettiğimiz canlarımızı manşetlerine taşımaya başlamışlar?
İşte size bu gazete müsveddelerinden bugünkü birkaç başlık:
*Zaman: “PKK vahşetinin değişmeyen yüzü! Erkek bebeğine kavuşamadan teröre hedef oldu…”
*Yeni Akit: “Bunu hayvan bile yapmaz!(Anne karnında ölen bebeğin haberi”)
*Yeni Şafak:”Yeter artık, insanlığımızdan utanıyoruz!
Tunceli’de mayın patlaması
Tayyip Erdoğan: Tüm senaryolara rağmen doğru yolda ilerliyoruz..(“doğru yol” ne ola ki?)
*Taraf: “Annesini öldürdüler”
İşte bugüne değin terör konusunda iktidarın açılım(?) politikasına tam destek veren, ağızlarını bıçak açmayan yandaşlar, şimdi hep birlikte aynı türküyü söylemeye başlamışlar…
Siz değil miydiniz, şehit törenlerini yok sayan…?
Siz değil miydiniz şehit törenlerindeki sloganları, acı dolu haykırışları “yaygara” sayan..!
Siz değil miydiniz, gazilerimizin takma bacaklarını çıkararak yere atmasını haber yapmayan..!
Siz değil miydiniz, Gazi madalyasını devlete iade eden Silivri Esiri Serdar Öztürk’ü görmezden gelen, her türlü iftirayı utanmadan yazan!!
Siz değil miydiniz Güneydoğu’da çarpışmış kahraman askerlerimiz, gazilerimiz “terörist” yaftasıyla hapse atılırken yalan haberler yaparak, hedef göstererek çanak tutan,
Siz değil miydiniz, 2000’in başında durma noktasına gelen terör şehidinin, bugün bir ayda 100’lere çıkmasını haber yapmayan..!
Ne oldu da şimdi her gün terör haberi verir oldunuz?
Sormazlar mı adama?? NEDEN???
Bu noktada durup düşünme zamanıdır. Acaba ne oldu da söylem değiştirdiler…?
Bunu görmek için alim olmaya gerek yok…Sebep ortada…
Biliyorsunuz son aylarda Tayyip Erdoğan ve AKP’li bakan ve milletvekilleri neredeyse ulusalcıların, milliyetçilerin söylemlerini aşan, rol kapmaya kadar varan düzeyde konuşmalar yapmaya başladılar… Kimin söylediğini bilmesek altına imza atacağımız yorumlardı bunlar… Terör örgütüne efelenmeler, kodum mu oturturum tarzı çığırmalar…?
Amaç, milliyetçi kesimin gazını almaktı… İlk neden buydu. 9 yıllık bir icraattan sonra bu tür söylemlerin inandırıcılığı tartışmaya son derece açıktı… Niyet; teröre karşı duyarlı ve masada bu işin çözülmeyeceğine inanan kesimi ikna etmekti “Bakın, biz de terör örgütüne karşıyız, asla anlaşma yoluna gitmeyiz, onlarla asla görüşmeyiz” sinyalleri göndererek terörle mücadelede (!) taraftar toplama çabalarıydı.
Bu çizgide devam ederlerken birden PKK ve MİT’in görüşmelerinin olduğu “ses kaydı” ortaya bomba gibi düştü..! Demagoji profesörü Tayyip Erdoğan her ne kadar “biz görüşmedik, devlet görüştü” demiş de olsa, o tarihte Başbakanlık Müsteşar yardımcısı olan Hakan Fidan’ın görüşmeye bizzat Başbakan’ın sözcüsü olarak, MİT müsteşarı Afet İnan’la birlikte katıldığı kesinleşti.
İktidar, terörle masaya oturmuştu..! Her ne kadar ardından gelen açıklamalarda tersini iddia etmiş de olsalar halkın sessiz kalması ekmeklerine yağ sürdü..
Demek ki, bir adım sonrası atılabilirdi. Bunun için iş yine yandaş-yalaka medyaya düştü haliyle…
Bir adım sonrası terör örgütüyle oturulan masada “özerklik” isteğini kabul etmekti.
Sistemli ve sinsi bir çalışma başlattılar…
Bugüne değin terörü kamufle etmeye çabalayan, yok sayan medya ordusu şimdi her gün şehit ve saldırı haberlerini canhıraş vermeye başladı. Türk halkının duygusallığını kullanıp, şehit olan bebeleri, kadınları, öğretmenleri, mühendisleri baş sayfa haber yapmaya başladılar.
Sevgili dostlar, bu öyle kötü bir ikilem ki, şimdi bazıları “şehit haberleri verilmesin mi, yok mu sayalım, şehitlerimize değer vermeyelim mi” sanrısına kapılıp eleştirebilir… Konu tabiî ki o değildir. Şehitlerimize, halkımıza, toprağımıza, vatanımıza sahip çıkmak, onları hayır dualarla uğurlamak hepimizin hem şehitlerimize, hem de vatanımıza bir vefa borcudur. Ama bunların amacı bu değildir.
Amaç; halkı bir sonra ki adıma ısındırmak, zemin hazırlamaktır. Özerkliğe giden yolda son hız çalışmaktır.
OYUNA GELMEYELİM…!
Bugün Aydınlık Gazetesi (28.10.2011) özerklik anlaşmasının hükümet ve PKK arasında imzalandığını yazıyordu. Dilerim doğru bir haber değildir ama olasıdır. Halkın duygularıyla oynayarak, insanları terörden bezgin, yılgın bir ruh hali içine sokarak bize en acı oyun oynanmaktadır.
Dirençli ve diri durmalıyız…Terör her ne kadar canımızı en derinden yaksa da her birimizin korkmadığını, sinmediğini, bir avuç çapulcuya verilecek bir karış bile toprağımız olmadığını , bu işin terörle masaya oturarak onursuzca çözülemeyeceğini haykırmalıyız..!
Bizler çevremizi de bilgilendirerek, tepkimizi yerinde göstererek bu oyunu bozmalıyız.
Vatanın her karış toprağı bizimdir ve öyle kalacaktır…
Saygılarımla
Betül SARIHAN
İLK KURŞUN