TÜSİAD Başkanı Boyner: Ekonomik başarılar kalkınmaya yansımadı



TÜSİAD Başkanı Boyner, Türkiye’nin küresel ölçekte gösterdiği ekonomik başarıların kalkınmamızda henüz yararının görülmediğini söyledi.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, Türkiye’nin küresel ölçekte gösterdiği ekonomik başarının, kalkınma süreçlerine aynı ölçüde yansımadığını belirterek, “İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre 169 ülke arasında 83. sırada olan Türkiye’nin insani gelişim bileşenleri açısından atması gereken birçok adımı vardır” dedi. Boyner, “Vizyon 2050 Türkiye Raporu”nun tanıtıldığı konferansın açılışında, 40. kuruluş yıldönümünü kutladıkları 2011 yılında Türkiye ve dünya gündeminin ana temalarından biri olan sürdürülebilir kalkınma olgusuna odaklandıklarını söyledi.

TÜSİAD içselleştiriyor
Önümüzdeki dönemin temel belirleyicisi ve öncelik alanı olarak sürdürülebilir kalkınma konusunu seçtiklerini ifade eden Boyner, bu konferansla birlikte sürdürülebilirlik temasını TÜSİAD bünyesinde de içselleştirmeye başladıklarını vurguladı. Boyner, sürdürülebilir kalkınmanın, insan yaşamının gereksinimleri ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında bir denge kurularak ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla bugünden geleceğe uyumlu bir planlama yapılmasını amaçlayan bütünsel bir yaklaşımı ifade ettiğini vurguladı. Ümit Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü: “2050 yılında nasıl bir dünyada yaşayacağız? Fakirlik, gelir dağılımı eşitsizliği, hammadde tekelleri bizi sosyal, ekonomik ve siyasi bir kaosun içine mi itmiş olacak? Önümüzdeki 40 yıla bakınca, dünyanın çok daha yüksek bir etkileşim içinde olacağı, büyüme ve refah arayışlarının süratle artacağı, ancak aynı zamanda bu sürecin sürdürülebilirliği konusunun da tartışmanın merkezinde yer alacağını görmek hiç de zor değil. Zira, dünyada üretim ve tüketim alışkanlıkları olağan seyrinde gittiği takdirde, 2050 yılında şu anki refah seviyemizi korumak için 2,3 dünyaya ihtiyacımız olacaktır. Bu doğrultuda yadsınamayacak bir gerçek var ki, büyümeyi ve kalkınmayı sürdürülebilir kılmak 21. yüzyıl iş dünyasının en kritik konularının başında yer alıyor. 2050 yılında yaklaşık 9 milyar insanla, dünyanın sunabildiği ve yenileyebildiği kaynakların sınırları içinde yaşamak durumundayız. Ekonomik büyümenin bugün olduğu gibi yine gelişen piyasa ekonomilerinin öncülüğünde gerçekleşmesi halinde E7 ekonomileri (Türkiye, Çin, Hindistan, Rusya, Meksika, Brezilya, Endonezya) en geç 2032’de G7 ekonomilerini (ABD, Almanya, İtalya, Fransa, Kanada, Japonya, İngiltere) geride bırakacaklar.”

“İnsani gelişim için çok adım atmalıyız”
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, ’İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre 169 ülke arasında 83. sırada olan Türkiye’nin insani gelişim bileşenleri açısından atması gereken birçok adımı vardır. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında olma hedefi, ancak kalkınmamızı sürdürülebilir kılmamız, bir başka deyişle yaşamın gereksinimleri ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında bir denge kurmamız ile mümkün olacaktır. Bu, sıralamada yer almak isteyen tüm ülkeler için herhalde ki geçerlidir. Bu pencereden baktığımızda, Türkiye’nin gerekli adımları atma esnekliğine ve kendisinden ileride olan ülkelerin tecrübelerinden faydalanmanın avantajına sahip olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle, Türkiye tüm paydaşların katılımı ile gerekli politikaları oluşturduğu ve uyguladığı takdirde 2050 yılında doğal kaynakları dengeli kullanarak ekonomik ve sosyal alanda sürekli ve dengeli gelişmeye sahip olmak için geç kalmış değildir.

“Türkiye her yıl yüzde 5 büyümeli’
Boyner, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik refahını arttırmak için yıllık yüzde 5-6 büyümesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu bağlamda Türkiye, ekonomikve sınai kalkınmasını sürdürme noktasında zorlu bir denklemle karşı karşıyadır. Bir yandan büyümek, öte yandan aynı anda kalkınmak için çözüm üretmek zorundadır” dedi. Sürdürülebilir bir geleceğin bugünle bağlantısını kurmak amacıyla hazırlanan raporda insani kalkınma, enerji, şehirleşme, kentsel ulaştırma, üretim ve tüketim eğilimleri çerçevesinde 2050 yılında sürdürülebilir bir Türkiye’ye ulaşmaya yönelik öneriler geliştirildiği, Türkiye’nin önündeki fırsatları değerlendirmekte ve bu yolda çıkabilecek risklere dikkat çekildiğini ifade eden Boyner, şöyle konuştu: “Ancak unutulmamalıdır ki, 2050 vizyonu ülkelerin kendi başlarına benimseyebilecekleri bir yaklaşımdan ziyade, tüm ülkelerin koordinasyon içinde ortak hedefi olduğu sürece gerçekçi olacaktır. ”

Yeniçağ