Böyle saçmalık olmaz... Olursa herkes işsiz kalır!

Siz siz olun, bundan sonra hakkınızda dava açılmaması için elinizden geleni yapın.

Gerekiyorsa adak adayın, günde 41 kere dua edin...

Aksi halde yandınız demektir!

***


Ben gazeteciyim... Diyelim ki hakkımda bir dava açıldı... Normal koşullarda davanın görülmesini ve hakkımda çıkacak kararın kesinleşmesini beklerim.

Sonra da aklanırsam yoluma devam ederim, hüküm giyersem cezamı çekerim.

Ama bundan sonra işim daha zor:

Çünkü...

Futbolda Şike Operasyonu’nu yürüten Savcılık, davada adı geçen sanıkların stada alınmamaları ve işlerini yapamamaları uygulamasıyla öylesine büyük bir hataya öncülük etti ki, bundan sonra bu ülkede yaşayan herkes, hakkında dava açıldığında “açlık tehlikesi”yle karşı karşıya gelebilir!

Düşünün; hakkında dava açılan futbolcu, sırf sanık oldu diye mesleğini yapmaktan men ediliyorsa...

Demek ki ben de, böyle bir durumla karşılaşırsam, birileri “gazetecilik yapmama” engel olabilir.

Hakkında bir dava açılan avukat mahkemeye, doktor hastaneye, öğretmen okula, mühendis inşaata, pilot uçağa, vatman tramvaya, kaptan gemiye, postacı postaneye, aşçı lokantaya giremez!

***


Uydurmuyorum...

Abartmıyorum...

Bol keseden sallamıyorum!

Şike Oeperasyonu’nu yürüten Savcı Mehmet Berk’in hazırladığı iddianameden sonra yönetici ve futbolculara getirilen statlara girme yasağının başımıza açabileceği işlerden söz ediyorum!

Bu saçma ve haksız, hukuksuz uygulama, “anayasadaki eşitlik ilkesi gereği”, tüm mesleklere ve tüm davalara teşmil edilebilir!

Akıl sağlığı yerinde olan ülkelerde ve dönemlerde böyle bir şey kimsenin aklının ucuna bile geçmez ama...

Bizde bugün olduğu gibi “her şeyin çığırından çıktığı” bir dönemde; bir aklıevvel çıkıp, “Hakkında dava açılan futbolcu işini yapamıyorsa, gazeteci de, doktor da, avukat da, polis de, itfaiyeci de yapamamalı... Eşitlik bunu gerektirir” diyebilir.

Bu da hepimizi, dönülmez akşamların ufkuna sürükleyebilir!

***


Evrensel hukuka göre herkes, hakkındaki suçlamadan hüküm giyene kadar masumdur... Ve hiç kimseye; mahkeme kararı kesinleşinceye kadar “ceza” verilemez!

Diyeceksiniz ki; “Statlara girmeme cezasını mahkeme vermiyor ki; Futbol Federasyonu veriyor!”

Veremez...

O zaman da benim hakkımda açılan ilk davada, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ya da başka bir basın kuruluşu, “Gazetecilikten men cezası verebilir...”

Hakkında dava açılan her doktor için Tabipler Odası, her avukat için barolar, her mühendis için mühendisler odası, her ekmek ustası için de fırıncılar odası aynı kararı verebilir!

Futbolcuların ve teknik adamların ekmek kapısını kapatan, yöneticilerin ticari saygınlıklarını sıfıra indiren bu uygulama, “insanlık ayıbı”dır ve suçtur!

Bu büyük hataya, akıl sağlığı yerinde olan herkes şiddetle karşı çıkmalıdır.

*****


ANNE!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin‘i bugüne kadar onlarca kez eleştirdim...

Ama hiçbirinde kırılmadı, küsmedi, alınmadı...

Tam tersine; haksızsa sustu, haklıysa telefon açıp doğrusunu anlattı...

İşte bu hoşgörülü insan, dün annesi Heyrat Tekin‘i kaybetti...

Tekin ailesine sabır, Heyrat Hanım‘a rahmet diliyorum.

*****


Günün Sorusu

Soru; İzmit’te geçen hafta suçu ve suçluyu övmek iddiasıyla gözaltına alınan Ufuk Çeri isimli gençten, Kocaeli Savcısı’na:

Başbakan da 12 Eylül referandumu öncesinde, darbe döneminde idam edilen sağcı ve solcuları anıp, gözyaşı dökmüştü. Başbakan’ı da yargılayacak mısınız?

***


Şafak Pavey’in suçu!

CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, TBMM tarafından yurt dışındaki iki uluslararası toplantıya katılmak üzere görevlendirilmiş...

Engelli olan Şafak Pavey de Brüksel ve Viyana’da katılacağı resmi toplantılarda kullanmak üzere iki ülkedeki Türk Büyükelçiliği’nden tekerlekli sandalye temin etmeleri yönünde talepte bulunmuş...

Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği, “Avrupa Parlamentosu’yla görüşün, biz yardımcı olamayız” yanıtını verirken, Türkiye‘nin Avusturya Büyükelçiliği‘nden gelen yanıtta ise “7.30 Euro kiralama bedeli var, bizim bütçemiz yok, siz cebinizden karşılayın” denilmiş...

Bu büyükelçilikler ki; görev yaptıkları ülkeye daha adım attığınızda, cep telefonunuza mesaj atıp, büyükelçiliğin telefon numaralarını gönderiyorlar ve “İhtiyacınız olursa bizi aramaktan çekinmeyin” diyorlar...

Şafak Hanım’ın suçu herhalde CHP’li olmak!

Milletvekili seçilmeyip, sıradan bir vatandaş gibi aynı taleplerde bulunsa, eminim ki bu muameleyi görmezdi!

***


Meclis Başkanı Çiçek’e, Başbakan Erdoğan’a, Başbakan Yardımcısı Arınç’a ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na üç basit soruyorum ve tüm içtenlikleriyle yanıt vermelerini istiyorum:

1) Eğer Şafak Pavey CHP‘li değil de AKP‘li milletvekili olsaydı; o büyükelçiler kendisine yine aynı yanıtı mı verirdi, yoksa istediği tekerlekli sandalyenin en lüksünü bulmak için seferber mi olurdu?

2) Eğer aynı yanıtı verselerdi; siz o büyükelçilere karşı, bugünkü gibi sessiz mi kalırdınız, yoksa analarından doğduklarına pişman mı ederdiniz?

***


Tamam; muhaliflerin yaşamasına bile tahammül kalmadı da... Bari bunu yaparken, bu ülkeyi dünyaya rezil etmeyin!


Mustafa Mutlu
Vatan