Gülen’in tepkisi ve reyting operasyonu!


Dün de açık açık yazdım; polis tarafından sürdürülen operasyonların detayı, amacı belli olmadan; gazetecilere sızdırılan bazı bilgilere dayanarak yorum yapmam...

Bu yüzden soruşturmanın içeriğine ilişkin detaya girmeyeceğim. Ama reyting operasyonunda “tesadüfün bu kadarına da pes” dedirten bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum:

***


Biliyorsunuz Fethullah Gülen bundan on gün önce yayınlanan bir videoda, Muhteşem Yüzyıl isimli diziye sert tepki gösteriyordu.

Kanuni’nin 46 yıllık saltanatında sadece 1.5 yıl İstanbul’da yani sarayda kaldığını hatırlatarak, diziyi çekenler için aynen şu ifadeleri kullanıyordu:

“46 yıllık saltanat hayatında sadece 1.5 yıl sarayda İstanbul’da kalmış. Bana çok dokundu bu. Bu küstahlar onunla alakalı film çevirdiler. Saygısızlar, terbiyesiz adamlar.”

Bu sözler bütün gazetelerde bir iki sütuna verildi ve geçildi.

Kimse sorgulama yürekliliğini gösteremedi.

O zaman, cemaatin şakirtlerinin hoşgörüsüne sığınarak, ‘Hoca Efendi’nin bu sözlerinden yansıyan engin kültürünü (!) biraz deşmekte yarar var:

***


Fethullah Gülen, Kanuni’nin 46 yıllık saltanatında sadece 1,5 yıl sarayda kaldığını, bunu birilerinin hesaplayıp kendisine söylediğini iddia ediyor...

O “birileri” kimse; Hoca Efendi, “Beni dünyaya rezil ettiniz” diye onların yakasına yapışmalı...

Çünkü Kanuni, 13 seferi arasında kalan 22 yılını İstanbul’da geçirdi.

Peki; bir “din adamı”, kulaktan edinme bilgilerle nasıl olur da başkalarını, “Küstahlar, saygısızlar, terbiyesiz adamlar” diye aşağılayabilir?

Bunu yapan biri, dinen büyük günaha girmiş olmaz mı?

***


Şimdi yazıyı okumaya iki dakika ara verin ve düşünün:

Demek ki Fethullah Gülen, böyle bir gafa imza atıp, haksız yere küfredebilen biri...

Nasıl oluyor da, (kendi iddialarına göre) “milyonlarca” kişi, bu insanın “müritliğine” soyunabiliyor?

***


Sözüm Gülen Efendi’nin müritlerine:

Biliyorum; yine ağza alınmayacak sözlerle küfür ve hakaret edeceksiniz... Edin kardeşim; on yıldır alıştım...

Ama biraz olsun düşünün:

Uğruna hayatınızı adadığınız insanlar; acaba bunu hak ediyor mu?

***


Neyse; konumuza dönelim:

Yapım firmalarına ve AGB’ye yönelik operasyonun, Fethullah Efendi’nin bu sözleri söylemesinden sadece beş gün sonraya rastlaması; sizce de büyük rastlantı sayılmaz mı?

Öyle ya; Muhteşem Yüzyıl, bu dönemin tartışmasız reyting birincisi...

O reytinleri ölçen firma da AGB!

Dolayısıyla AGB’nin itibarsızlaştırılması, Muhteşem Yüzyıl’ın ve Gülen’e yakınlığıyla bilinen kanalların asla giremedikleri reyting listelerinin de itibarsızlaşması anlamına gelir.

Bu da reklam verenlerin, medya planlarını gözden geçirmelerine neden olur ki...

Bundan maddi anlamda en çok yararlanacak olanlar da kuşkusuz yandaş ve tarikatçı medyadır!

Ve umarım...

Olay bundan ibaret değildir... Eğer öyleyse; durum çok daha vahim demektir!

*****


GAZETELER!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler, “Polis karakollarında ve emniyet şubelerinde neden sadece Zaman Gazetesi var? Abonelik söz konusu değilse, Zaman Gazetesi karakol ve emniyet şubelerine bedava mı dağıtılmaktadır?” diye sormuş... İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin yasal olarak 15 gün içinde yanıtlaması gereken bu soruya 134 gün sonra yanıt vermiş:

“Herhangi bir ayrım yapılmaksızın 28 çeşit mevkute alımı yapılmaktadır...”

Laf olsun diye yapılmış bir açıklama...

Emniyet müdürlüklerini bir kenara bırakıyorum; ama Zaman’ın girdiği tüm karakolların kaçına acaba diğer gazeteler alınıyor?

Bakan Bey ya kandırılıyor ya da gerçeği gizliyor!

Konuyu bir kez daha gözden geçirmesini öneriyorum!

*****


Günün Sorusu

AKP, Türk Ceza Kanunu’nu yaptı, sonra bir daha yaptı... Şike yasasını çıkardı, sonra bir daha çıkardı. Şimdi mevcut Cumhurbaşkanı’nın görev süresi, yapılan anayasa değişikliğinde net olarak belirtilmediği için bir yasa daha gündeme geldi... Sorum bu arkadaşlara:

Neden hep “ikiliyorsunuz?”

*****


Van’da bir bebek daha çadır yangınında öldü!

Bulduğum her fırsatta yaklaşık iki ay önce meydana gelenin depremin ardından kaderine terk edilen Van’a dikkat çekmeye çalışıyorum.

Ne yazık ki korkulan yine başımıza geldi ve bir bebek daha çadırda çıkan yangın sonucu öldü.

Muhammed bebek, kaderin değil, ilgisizliğin kurbanı oldu.

İşin ilginci, onun ölümünden sadece birkaç saat önce açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, deprem bölgesinde her şeyin yolunda gittiğini açıklamıştı!

Dün Habertürk ekranlarında depremzede bir kadına mikrofon uzattı muhabir arkadaşlar.

“Çadırımız bile yok... Komşumuzun çadırında kalıyoruz. Depremden beri hiç kimse gelip bize halimizi sormadı. İlk kez sizi görüyoruz” diyordu kadın...

***


Bir yanda Muhammed bebeğin ölümü, diğer yanda ilgisizlikten yakınan bir anne...

Ve “Her şeye hâkimiz” diyen bir Başbakan Yardımcısı...

Acaba hangisi gerçek?

Mustafa Mutlu
Vatan