CHP ve MHP muhalefeti “Anayasa değişikliği ile süre 5 yıla indi” diyor.
İktidar sözcüleri “Yedi yıl için seçildi, seçim 2014’te” diye itiraz ediyor.
Hukuk ve siyaset mantığına AKP’nin dediği daha yakın ama ne önemi var?
Başbakan Erdoğan’ın takvimi ne diyorsa doğru tarih odur!
Her ihtimale hazır olmak uğruna bunca zamandır Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu bile yapılamadı.
Çünkü Erdoğan Köşk’ü hemen mi ister yoksa Başkanlık sistemini kabul ettirmek için zaman lâzım olur diye 2014 daha uygun mu gelecektir; cevapları verilememiştir hâlâ.
Yüksek Seçim Kurulu bile tarih soran parlamenterlere “Biz nerden bilelim” demeye gelecek komik cevaplar gönderiyor. Erken öten horozun ibretli hikâyesi onları kontrol ediyor.
Çünkü her şey olabilir.. Abdullah Gül Meclis tarafından 7 yıl için seçildi. Süresini 5 yıla indirmek, Anayasa hocası Prof. Erdoğan Teziç’e göre “azil” işlemi olur ki hukuk mantığı kabul etmez bunu.
Kabul etmez de sistem tepki mi gösterir?
Yargı “öyle şey olmaz” deyip bozar mı?
İhtimal çok zayıf. Çünkü yüksek yargının artık Başbakan Erdoğan’ın tercihlerine karar ve hukuki gerekçe üretmek gibi bir görevi bulunuyor.
İyisi mi Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nun daha fazla gecikmesini önlemek için herkes elinden geleni yapmalı.
Anayasa, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin 60 gün olduğunu yazıyor.
Gelişmiş bir demokraside bu süre muhtar seçmeye belki yeter ama devlet başkanı seçmeye yetmez.
Adaylıkların belirlenmesi, adayların tanınması, geçmişlerinin araştırılması için yeterli zamanı tanımak önemlidir.
Cumhurbaşkanını halkın seçtiği ülkelerde bu böyle.. Amerika’da 5-6 ay, Fransa’da 7-8 ay önce başlıyor.
İktidarın verdiği kararsız görüntüler, seçimi aceleye getirme oyunu ise yapılan ayıptır.
Cumhurbaşkanı seçimi AKP’nin iç işi değildir çünkü. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, adil ve dürüst bir başlangıç yaratmalı.
“İleri Demokrasi”yi sözde değil özde yaşayalım biraz da!
Bütün birincilikler...
Time dergisinin anketinde Başbakan Erdoğan açık ara birinci çıktı ama dergi onu “yılın kişisi” seçmedi.
Orta Doğu’daki halk muhalefetinin Amerika ve Avrupa’ya sıçrayarak küresel politikaları yeniden şekillendirdiğine dayanan Time editörleri protestocuları tahta oturttu.
Tayyip Erdoğan’ın futbolcu Messi’ye 50 bin fark atarak topladığı 122 bin 932 oy boşa mı gitti?
Hayır; bu sayede Türkiye’nin
Ekonomik alanda elde ettiği başarı, Arap olmamasına rağmen Arap âleminde en takdir edilen lider görüldüğü değerlendirmeleri Tayyip Erdoğan hesabına övgü olarak dünyada yankılandı.
Ama bu eşsiz tecrübe, Başbakan Erdoğan’ı sevenler kadar sevmeyenlerin de uç noktalarda bulunduğunu öğretti bize.
Çünkü 180 bin 564 kişi de Erdoğan’ın “yılın adamı” olmasını önleyecek yönde oy kullandı. “En popüler kişi” listesinde de “en az popüler kişi” sıralamasında da aynı şahsiyetin açık arayla birinci çıkması çok ender görülecek bir durumdur.
Bu rakamların sahibi bir çatışmanın varlığını temsil ediyor demektir.
Bu kadar büyük bir sevgi ve takdir, bu kadar büyük bir karşıtlığı nasıl üretti?
Sebebini aramakta ülke için de, Başbakan için de hayır vardır.
Güngör Mengi
Vatan
