İktidarın Yenilgisini Örtbas Ediyorlar!..


Eyvah, Türkiye Mahvoldu!..

Sevgili okuyucularım, Fransa Meclisi Ermeni tasarısını kabul etti…Ve Türkiye’de yine acayip, inanılmaz bir cazgırlık başlatıldı. Çığlıklar atılıyor, feryatlar arşa yükseliyor, eyvah şimdi biz ne yapacağız edebiyatı sürüp gidiyor.

Sayın ve muhterem hükümetimiz bu gibi konularda çok ciddi (!) olduğundan, karşı önlemleri derhal alıyor. Bunlar dün açıklandı!
Paris’teki büyükelçimizi geri çağırdık! (Hiç kuşkunuz olmasın, bir süre sonra Paris’e dönecektir!)
Fransa ile askeri ve ekonomik görüşmeleri bitirdik! (İşin uzmanları, Fransa ile aramızda ciddi bir askeri ve ekonomik görüşme olmadığını belirtiyor.)
Ortak tatbikatlar iptal edildi! (Ortak tatbikat falan yoktu.)
Fransa ile hiçbir konuda işbirliği yapılmayacak! (Zaten işbirliğimiz yoktu.)
Bunlar Türk medyasına sızdırılan, AKP iktidarının yenilgisini örtbas etmek için pompalanan masallar.
Bugüne kadar 20 ülke bizim “Soykırım (!)” yaptığımızı resmen, kendi meclislerinin kararlarıyla kabul etti.
Peki ama hangisiyle ilişkilerimiz kesik?
Kimse bize hikaye anlatmasın, kandırmaya kalkışmasın.
X X X
Ayrıca Tayyip dün konuştu ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’i çok fena uyardı:
“Siz de Cezayir’de soykırım yapmıştınız. Bilmiyorsan babana sor!”
Sonra devam etti:
“Senin deden de Osmanlı’ya sığınmıştı!”
Babasından girdi, dedesinden çıktı!…
Ve en sonunda Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa kralı Fransuva’ya taa 1526 yılında gönderdiği mektubu okudu!
Her şey alaturka, arabesk.
Sarkozy bu muhteşem uyarılardan sonra herhalde ne yapacağını şaşırmıştır!
X X X
Bizim Ermeni olayları konusundaki tavrımız belli. Tarihin gerçekleri de ortada. Birinci Dünya Savaşı sürerken Türk ordusu Doğu Anadolu ve Kafkas cephesinde Rus ordularıyla savaşıyor. Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Osmanlı uyruklu yüzbinlerce Ermeni, savaşta Rus ordusuna katılıyor.
Bazıları ise çeteler kurup aynı işi yapıyor.
Bunlar Türk ve Kürt köylerini basıyor, insanları diri diri yakıyor…
Van, Muş, Bitlis gibi illerimizi (Ruslar değil) Ermeniler ele geçirip Rusya’ya veriyor. Van’da Ermeni bayrağı dalgalanıyor.
Ülkenin dört bir yanında Ermeni isyanları çıkıyor. Başkent İstanbul dahil. Okulları, evleri ve özellikle kiliseleri silah deposu.
Ermeniler, Mehmetçiği arkadan vuruyor.
İşte bu nedenlerle, savaş bölgesindeki Ermeniler için 1915 yılında tehcir-topluca sürgün kararı alınıyor ve bunlar kafileler halinde, o zaman Osmanlı toprağı olan Suriye, Irak, Lübnan gibi ülkelere gönderiliyor.
Yolda hastalıklar var, soygunlar var, çeteler var, elbette birileri ölüyor. Ermenileri soyanlardan bazıları Osmanlı hükümeti tarafından yakalanıp idam ediliyor.
Kaç kişinin öldüğü bilinmiyor.
Ama tehcir olayında asla soykırım yok. Asla katliam yok.
Ermeniler ve soykırım var diyenler yalan söylüyor.
X X X
Şimdi Fransız Parlamentosu bir karar aldı diye kıyameti koparıyoruz! Alsınlar, ne olur!
Dünyanın sonu mu gelir? Başımıza taş mı yağar?
Türkiye küçük mü düşer?
Bundan önce aynı parlamento, bu yılın ocak ayında da aynı doğrultuda bir karar almıştı. Ne oldu?
Daha önce tam 20 ülkenin yasama meclisleri de aynı kararı almıştı.
Ne oldu, ne değişti?
Şimdi koparılan yaygaranın nedenini size bir kez daha anımsatayım:
AKP hükümeti, Fransa’ya bu konuda söz geçiremedi. Heyetler gönderildi, resmi temaslar yapıldı, çeşitli konularda şantaj ve blöf yapıldı, restler çekildi ama değişen bir şey olmadı.
Daha da acı ve vahim olanı şuydu:
Sarkozy’in bizim Abdullah Gül’ün telefonuna çıkmadığını bizzat Çankaya Köşkünün yetkilileri açıkladı.
Türkiye işte bu telefon olayı ile küçük düşürüldü. Yanacaksak ona yanalım!
X X X
Şimdi benim endişem nedir biliyor musunuz! Sarkozy günün birinde bir açıklama yapıp Tayyip’e hitaben –kendi mantığı doğrultusunda- şöyle derse ne yaparız:
“Bak Tayyip, sen bana Cezayir’i anımsatıp eğer bilmiyorsam babama sormamı istiyorsun. İyi ama senin ülkende Atatürk döneminde, Dersim isyanı çıkmıştı. Sen daha birkaç hafta önce o isyanda askerler tarafından öldürülenlerin ailelerinden ve kendi milletinden özür dilemedin mi? Orada olanları bir katliam olarak tanımlamadın mı? Dersim’de özür diliyorsun, Ermeni olayında aynı şeyi yapmıyorsun!”
Evet, karşısına o iki olayı kıyaslayan böyle bir zırva ile çıkarsa, Tayyip’in söyleyeceği bir söz kalmaz.
Sevgili okuyucularım, bu işler böyle tantana yaparak, yaygara kopararak, tehdit ederek, saçma sapan ve hiç yapamayacağın konularda rest çekerek çözümlenmez.
Cezayir mi diyorsun kardeşim!..O halde getir bir öneri TBMM’ye, biz de bir yasa çıkarıp Fransa’nın Cezayir soykırımını resmen tanıyalım.
Önlem almaktan mı söz ediyorsun kardeşim!..O halde ilk yapacağın iş, Türkiye’den Fransa’ya düzenlenen turistik turları, bizim turistler tarafından Fransa’ya para yağdırma turlarını yasakla!
Bunları yapabilir misin? Yapamazsın!
O halde ne yapacaksın? Herhalde örneğin Türkiye’de araç üretimi yapan Fransa’nın Reno fabrikalarını kapatacak halin yok.
Öteki Fransız şirketlerine de dokunamazsın.
Oralarda bizim onbinlerce insanımız çalışıyor. Sıkarsa bir dokun!
Haaa, o zaman işte böyle olmayacak laflarla, ‘Babana sor’ gibi anlamsız sözlerle Türk milletinin karşısına çıkıp, yenilgini örtbas etmeye kalkışırsın.
X X X
Emin Çölaşan’ın notu:
1- Bunlar yaşanırken Meclis’te sabaha karşı ilgisiz bir konu görüşülüyordu. Hükümet, araya bir önerge sokuşturdu. Milletvekillerinin emekli maaşlarına zam yapılmasını öngören önergeyi tüm partiler imzaladı ve anında kabul edildi. En düşük emekli milletvekili maaşı böylece 7.500 Törkiş lira oldu. Hayrını görsünler, güle güle harcasınlar!
2- Çankaya’daki AKP’li iki ilginç atama yaptı. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na yönetici olarak Fethullah’ın Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne ile geçmişte TSK’dan irtica nedeniyle atılan İskender Pala’yı seçti! Bula bula bunları bulmuş!
Ayıptır, ayıp.
Acaba bizimle dalga mı geçiyor?
ABD’de yaşıyor ve Türkiye’ye gelmeyi reddediyor olmasaydı, belki doğrudan Fethullah’ı seçerdi!

Emin Çölaşan
Sözcü