Bu Kafalarla Uzlaşma?


Toplumun çeşitli kesimlerinden yansıyan görüşler değişik, olumsuz kimi yargıların oluşmasına neden oluyor.
Parlamentomuzdan başlayalım.
Günlerdir medyada komisyonda
muhalefet ile iktidar arasındaki sokak kavgalarını andıran çatışmalar geniş yer alıyor.
Kim bu kavga edenler? Milletin vekilleri!
Lakin milletin vekilleri ulusun sosyo-ekonomik sorunlarına çare arayacakları, çözüm üretecekleri yerde, kavgalarla, küfürlerle sanki görevlerini bir başka anlamda yerine getirmeye çalıştıkları izlenimi vermeye çalışıyorlar...
Kavgacı, bireyleri birbirinin boğazına sarılan, küfürbaz bir ulusun temsilcileri olduklarını kanıtlamak mı istiyorlar diye bir sorunun akla takılmasına hizmet ediyorlar.
Düşünebiliyor musunuz; örneğin partiler arasındaki kavgada ortaya saçılan edepsiz, şerefsiz, provokatör, faşist, havyan, zorba, sürekli ötüyorsun gibi ve daha niceleri TV’lerden naklen yayınlanıyor ve bu küfürlerin RTÜK’ün müdahale etmesini gerektiren 13+ kriterine aykırı olduğunu öne süren görüşler izleniyor.
***
İktidarın ben ne dersem odur kafasına karşın, muhalefet elbette bu kafaya ve bu kafanın ürünü zorbalığa karşı çıkmayı görev biliyor.
Açıklamalara bakılırsa tarihin bir ilk diye not edeceği son kavgaların, küfürlerin kamu vicdanında bıraktığı olumsuz izleri silmeye niyetlenen de yok ortalıkta.
Ortalığı yatıştırıcı ilk adımı AKP’den beklemek? Zaman yitirmek!
Sözcülerinin açıklamalarına bakılırsa iktidar ortalığı daha da sertleştirmeye hazırlanıyor.
Gelecek hafta 4+4+4 genel kurula getirilse muhalefetin kürsüyü işgal etmesi olasılığını bertaraf etmek için önlemler hazırladıklarını söylüyorlar.
Şayet bir uzlaşma olmazsa taraflar arasında, gelecek hafta ikinci bir 4+4+4 meydan muharebesi izlemeye hazır olmalıyız.
***
Komisyon kavgasını tetikleyen kimi olasılıklar da konuşuluyor. Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine yazıyla komisyon toplantısına katılmaları talimatı verdiğini duyan AKP’lilerin karşı önleme başvurduğu söyleniyor.
İktidarın zorba uygulamalarından sonra aralarında küçük bir grup toplantısı yapan CHP milletvekillerinde, “bu koşullarda AKP ile yeni bir anayasa yapmanın olanaksızlığı” görüşünün ağır bastığı, hatta Anayasa Komisyonu’ndan çekilmeyi öngören bir eğilimin ağırlık kazandığı CHP kulislerinde konuşuluyor.
İstanbul’da bulunan Kılıçdaroğlu’nun, komisyondaki arbedeyi eleştirirken, son bir söz olarak “Anayasa Komisyonu’na CHP katkısının süreceğine” yer vermesinin, parti kulislerinde giderek yoğunlaşması olası komisyondan çekilmeyi içeren eğilimin hızını baştan kesmeye yönelik olduğu yorumları yapılıyor.
Temel soru şu: Giderek gelişen ve genişleyen dikta havasının egemen olduğu iktidarla ulusun kucaklayacağı, CHP’nin içine sindireceği çağdaş bir anayasa nasıl yapılabilir?
***
Son günlerde kimi konularda inanılması güç, örneğin bu kadarı da olmaz diye nitelenebilecek sonuçlarla karşılaşılıyor.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle 15-29 yaş arası 10 bin 174 gençle “Türkiye’nin Gençlik Profilini” çıkarmış.
Ankete katılan gençlerin en çok hayranlık duyduğu lider RTE imiş.
Anket sonuçlarına göre, dindar bir nesil yetiştirmeye 4+4+4’ün ikinci aşamasını imam hatiplere açarak başlayan RTE’nin -bu anket sonuçlarına göre- on yılda yetiştirdiği gençler:
En çok “Kurtlar Vadisi’ni” izliyor. Spor yapmıyor. Arabesk dinliyor ve gazete okumuyor!
RTE’nin yaratmak istediği gençlik bu!

Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet