Dur be!


“Tüm zamanların en antipatik 3 futbolcusunu say” deseler
Emre Belözoğlu’nu mutlaka sayarım.
Emre’nin sadece rakip oyunculara değil:
Hakeme, takım arkadaşlarına ve en son hocasına karşı ‘agresif’ tavrı da ortada...
Emre Belözoğlu önceki gün işi bir adım daha ileri götürüp
Trabzonsporlu Zokora’ya “Pis zenci” diye hakaret ederek iyice zıvanadan çıktı.
Bir kere şunu söyleyeyim...
“Aptalca bir laf ettim, özür dilerim” dedikten sonra linç
edilmesine karşıyım. İş ki kişi gerçekten samimi bir özeleştiri yapıp hatasını idrak edebilsin.
Düzeltmek uğruna bir çaba sarf etsin.
*
Açık söyleyeyim, ben Emre’nin bilinçli olarak ‘ırkçılık’ yaptığını düşünmüyorum.
Şöyle ki; Emre de dahil olmak üzere paradan başka hiçbir başarı kriteri bulunmayan
futbol dünyamızın mensuplarının bir insanın ten rengine küfür etmekle
anasına küfür etmek arasındaki farkı ayırt edebilecek bilinçte olduklarına da inanmıyorum.
*
Aslında Türkiye’de son dönemde yaşananlara bakarsanız meselenin sadece
Emre’ye indirgenemeyecek kadar vahim olduğu aşikar...
“Irkçılık bizim genlerimizde yok” diyerek bundan sıyrılamayız.
Zaman yüzleşme zamanıdır.
Adını soykırım, tehcir, dram, v.s... tarihçiler karar versin ama
1915’te insanlar Ermeni olduğu için cezalandırıldı.
6-7 Eylül olaylarından Rumlar benzer bir kıyımla karşılaştı.
12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi Kürtlerin yaşadığı zulmün en büyük tanığı oldu.
Biraz daha yakına gelelim...
Ana Muhalefet Partisi Genel
Başkanı’nın Alevi kimliğine yönelik üstü kapalı göndermeleri unuttuk mu?
Hrant Dink’in ölüm yıldönümünde “Hepimiz Hrant’ız” diye yazdığımız için
mail kutularımıza gelen hakaretler, küfürler, tehditler neydi?
*
Oysa hoşgörünün, kardeşliğin, birlikte yaşama kültürünün bir zamanlar miras olarak görüldüğü...
Farklılıkların en büyük zenginlik olarak sahiplenildiği Türkiye’de bugün maalesef
müthiş bir nefret ve gizli ırkçılık iklimi hakim...
O yüzden sadece Emre’ye değil...
Televizyon dizilerine...
Siyasetçilerin söylemlerine...
Basında çıkan haberlere... Şarkı sözlerine...
Özetle nefretin ve ayrımcılığın seslendirildiği her yerde, hep bir ağızdan “dur” demeliyiz.
Dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet...
Ayrımcılığın her türlüsüne “dur” demezsek korkarım bir Türk,
bir Laz, bir Çerkez ve bir Kürt artık fıkralarda bile yan yana gelemeyecek.

Candaş Tolga Işık
Posta