CHP seçmeninin Anayasa çığlığı!..


AKP Anayasa’yı değiştirip rejimi darmadağın etmekte kararlı… Zaten Atatürk ilkelerine ve ulusal bayramlara yönelik saldırılar da bunu kanıtlamaya yetiyor…

Anayasa üzerindeki oyunlar tıkır tıkır işlerken, AKP “taviz” vermek bir yana her fırsatta bir adım daha ileri gitmeye çalışıyor… Peki ya “Yeni CHP?..”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, salı günkü grup toplantısında Anayasa komisyonundaki çalışmalarıyla ilgili şöyle dedi:

“Biz o komisyonda kalacağız. Sürecin içinden çıkmaya niyetimiz yok!..”

“Yeni CHP” yönetimi zaten yeni Anayasa sürecinin içinde kalacağını çok önceden de göstermişti!.. Üniversitelerde türbanı serbest bırakarak, imam hatiplere katsayı kıyağını görmezden gelerek, Kuran kurslarına yaş düzenlemesini ortadan kaldıran düzenlemeyi hasır altı ederek ve son olarak “4+4+4” tezgahına direnmeyerek!..

Anlayacağınız ülkede etkili bir muhalefet olmayınca, Atatürk anıtlarına çelenk koyma yasağına bile direnecek vekil kalmadı!..

Ama yurttaş direniyor işte… Bazen 200 bin kişiyle İstiklal’de yürüyor bazen de “Yeni CHP”yi içine düştüğü gafletten uyandırmak için internet üzerinden örgütleniyor…

‘Kuruluş ilkelerine, ruhuna dön…’

İşte tabanın CHP yönetimine, milletvekillerine, gazetecilere de gönderdiği ve elden ele dolaşan açık uyarı mektubu… Tamamı ilk-kursun.com’da da yer alan kampanya mektubunu yorum katmadan özetleyelim, belki birileri uyanır:

“Üniter devlet yapısı yok ediliyor… Ülkemiz bölünmenin, etnik ve inanç çatışmalarının eşiğine getirildi. Yürütme erki yasamaya ve yargıya egemen oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ise emperyalizm ve işbirlikçileriyle birlikte kırılmaya çalışılıyor. Ülke aydınları ve komutanlar düzmece kanıtlarla senelerdir tutuklu. Laik demokratik Cumhuriyet rejimi tahdit altında.

Var olan bu şartlar altında, demokrasi kulvarında halkın umudu olan CHP ne yapıyor?.. AKP ile kol kola yeni bir anayasayı yapıyor!..

Değerli Anayasa hukukçularının görüşüne göre, hiç bir hükümet kurucu iradenin üzerinde değildir ve hukuken yeni bir Anayasa yapmak gücüne sahip değildir.

Sayın Kılıçdaroğlu; ana dilimize koşut başka dillerin de anadil olarak kullanılması konusunda çalışmalar yaptığınız yazılıyor, doğru mudur ?

Sayın Kılıçdaroğlu, sayın milletvekilleri, Laik demokratik Cumhuriyet’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Ulus Devlet’in, Devrimlerin, bağımsızlığın, üniter devletin, üzerine çizgi çekmeye çalışan emperyalistler ve işbirlikçileriyle kol kola girmeyiniz…

Ülkesini seven ve geleceğinden kaygı duyan yurttaşlar olarak sizlerden isteğimiz; CHP’nin dış dayatmalı ve emperyalizm ile AKP’nin çıkarlarına uygun, yeni Anayasa çalışmalarından çekilmesi ve CHP’nin kuruluş ilkelerine ve ruhuna dönmesidir.”

Meclis’ten tabana kanunla yanıt!..

CHP tabanı, parti yönetimini böylesine sert ifadelerle uyarmaya çalışırken, Meclis’e verilen bir kanun teklifi adeta yukarıdaki sorular içinde yer alan “etnik kimlik” meselesine bir yanıt oldu!..

İşte “CHP’nin Kürtçe atağı”nı anlatan dünkü bir gazete haberinin yorumsuz hali:

“CHP Grup Başkanvekilleri Akif Hamzaçebi ve Muharrem İnce, siyasi partilerin Türkçe’den başka dillerde de faaliyette bulunmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Teklife göre, önseçim çalışmasında bulunan aday adaylarının faaliyetlerinde Türkçe’den başka dil ve yazı kullanılabilecek. Teklifle, Siyasi Partiler Kanunu’nun ‘azınlık yaratılmasının önlenmesi’ başlıklı maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu değişiklikle, siyasi partilerin Türkçe’den başka dillerde faaliyette bulunmasının önündeki yasaklar kaldırılıyor.”

‘Tek başına’ Said Nursi!..

Kimi Said Nursi kimi de “Said Kürdi” diye bilir onu… Nurculuk akımının kurucusudur ve peşinden giden “şakirt”leri bürokrasiden siyasete, eğitimden medyaya kadar her yerdeler…

Özellikle 1970 sonrası fraksiyonlara bölünen Nurcular, kendi ideolojilerini Nursi’nin ünlü “Sözler” serisi üzerinden yaygınlaştırmaya çalışıyorlar…

Son dönemde ülke yönetimindeki etkinlikleri iyice öne çıkartılmaya çalışılan Fethullahçılar da Nurculuğun bir koludur, bugünlerde rejime adeta savaş açan Yeni Asyacılar da!..

Yalnızca kravatlı dolarlı, Mercedesli konaklı olanlar değil, Hizbullah’ın 15 Ocak 2000’de Beykoz’da öldürülen Kalaşnikoflu lideri Hüseyin Velioğlu da militan bir Nurcuydu!..

Peki, 1960’da Urfa’da bir otel odasında ölen Said Nursi aslında nasıl biriydi?..

Orada burada yazılanları bir tarafa bırakın ve işin özetine odaklanın!.. Bakınız, Milli Gazete yazarlarından Mehmet Şevket Eygi dünkü köşesinde katı cumhuriyet düşmanı Nursi’yi nasıl özetlemişti:

“ M. Kemal Paşa’ya, onun tepeden inme devrimlerine muhalefet eden, karşı gelen şahsiyetlerden birincisi Said Nursi’dir. Parası pulu yoktu, çevresi yoktu. Yapayalnızdı. Ölünceye kadar Avrupa elbisesi giymedi, başına şapka geçirmedi. Latin harflerini kabul etmedi. O kadar muhalifti ki, namaz kılarken cebinde; üzerinde M. Kemal resmi bulunan paralar bulundurmazdı. M. Kemal Paşa’nın devrimlerinin hiçbirini kabul etmedi. Tek başına başladı… M. Kemal öldükten sonra yine güç sahibi oldu. Şeriat İslamlığından en ufak bir taviz vermemiştir.”

Nereden nereye?.. “Tek başına” başlayan Nursi’nin müritleri, “tek başına” başlayan Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışıyorlar!.. Hem de içimizdekilerin tavizleri, gafleti ve dalaletine karşı en “ufak bir taviz” vermeden!..

Mehmet Faraç
Aydınlık