Uludere’de suçlu kim?
Uludere üzerinden yapılan polemikler bitmek bilmiyor, bitmeyecek de… 34 vatandaşın cesedi var orta yerde.
İstihbarat ABD’den mi geldi MİT’ten mi? Bombalama emrini asker mi verdi sivil mi?
Bunu “bu iktidar döneminde öğrenmemiz” imkânsız. Çünkü “işin ucu” mutlaka AKP’ye dayanacak.
“Biz yetkimizi askere devretmiştik, ne yapmışsa onlar yaptı, kaldı ki biz Uludere olayından sonra tazminat da verdik, daha ne yapalım” mantığı ile hareket edenler, değil devlet yönetmeyi iki tane koyun gütmeyi dahi becerecek vasıfta olmadıklarını ilan ediyorlar aslında.
Olayın ardından 6 ay geçmiş, devlet hala Gülyazı Köyü’nde bombalama gecesi konvoydan sağ olarak kurtulanların kapısına gece gece gündüz jandarma gönderip hesap sormakla meşgul.
Bunlar terör örgütü üyesi ise ve elinizde yeterli delil varsa tutuklayın. Elinizde delil yoksa gariban köylüleri her gece samanlıkta gizlenir hala getirmenin anlamı ne?
Sonra da “Köylüler BDP’yi destekledi” diye neden kızıyorsunuz?
Roboski Köyü’nden evladını bombalamada kaybeden bir anne olan Felek Öncü, köylerinin ve evlatlarının hala karalama kampanyasına maruz kalmasına feryat ediyor:
“Eğer İdris Naim Şahin`in, Tayyip Erdoğan`ın tek bir damarları Müslüman olsa bu sözleri söyleyemezlerdi. Kendi çocukları olsaydı dünyayı yıkarlardı. İkide bir kalkıp, `BDP oraya gitti, CHP peşine takıldı` diyor. Eğer BDP olmasaydı, bizim çocuklarımızın parçaları hala Diyarbakır`da olacaktı.
Her şeye rağmen onların vicdanlarına sesleniyorum. Biz özür falan istemiyoruz ondan. Başbakanla birlikte bir gün karşı tepeye gelsin. Görsün perşembe günleri neler yaşadığımızı, görsün.”
Köylüler “cesetlerine sahip çıktıkları” için BDP’ye saygı duyuyorlar. 34 kişinin öldüğü bir olayda devlet adına sadece kaymakamı “yemlik” olarak cenazeye gönderen devlet zihniyeti Gülyazı köylülerine başka seçenek mi bırakıyor?
Ölen köylülerin sınır ötesi kaçakçılık faaliyetlerini PKK’nın direktifleri doğrultusunda yaptıklarına dair istihbarat birimlerinin elinde tek bir delil olduğunu sanmıyorum. Olsa idi bunu çarşaf çarşaf basında yayınlatırlardı.
“Bütün kaçakçılar PKK’lıdır” mantığından hareket edersiniz Güneydoğu’yu komple PKK’nın kucağına itmiş olursunuz.
Bu zihniyet aslında kolaycılığa kaçıyor ve “yahu madem bu ülkede kişi başına milli gelir 14 bin dolar. O halde neden bu insanlar ölümü göze alarak gecenin zifirinde katırlarla, eşeklerle Irak’a gidip, mazottan çaya ne bulursa kaçak satın alıp bunun ticaretini yapıyorlar?” sorusunun sorulmasını önlemeye çalışıyor.
Biz soralım o zaman:
Ey bu ülkeyi dünyanın en çok büyüyen ülkesi yapanlar!
Ey bu ülkenin milli gelirini göklere uçurduğunu söyleyen yalancılar!
Güneydoğu’da ayağı yalınayak, yakacak odunu ve yiyecek ekmeği olmayan milyonlarca vatandaş neyin nesi?
Bu insanlar, ölüm pahasına, teröristlikle suçlanmak pahasına neden sınır ötesine geçip birkaç litre mazot alıp geri dönüyor?
Açlıktan ölmemek için bu riski göze alıyor.
Uludere’de ölen insanlar aslında ekonomik olarak ortaya koyulan pembe tablo hikâyelerinin balon olduğunu açığa çıkardığı için hükümeti kızdırıyor.
Gerisi laf-ı güzaf.
Muharrem Bayraktar
Yeni Mesaj
