Kürt sorunu var diyen Cumhurbaşkanı’na sorular


Son PKK saldırısı sonrasında şehit olan erlerin cenazesine katılmak yerine Semra Özal’la buluşmayı yeğleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Kürt sorunumuz var ama onu terör sorunundan ayrıştırmak lazım” buyurdu.
Yıllar yılı dillere pelesenk yapılan bu Kürt sorunu söyleminin içeriği nedir doğrusu anlayabilmiş değiliz!
Sahi bu ülkede kendine Kürt diyenlerin diğerlerinden bir eksiği mi var?
Kürt kökenlilere ayrım, aşağılama ve devletin hasımlığı yani yasalarda bir ayrıcalık mı var?
Tam tersine Kürtler bu ülkenin en saygın vatandaşlarıdır, yani azınlık değil asli unsurdur!
İstanbul’dan Ankara’ya, Bodrum’dan Marmaris’e bütün Türkiye coğrafyasında en büyük ve güzel otellerin, şirketlerin, villaların sahibi Kürt kökenli vatandaşlarımız değil mi?
Aynı şekilde bu ülkede Kürtler Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Genelkurmay Başkanı, general ve MİT mensubu olmadı ve olamıyor mu?
Oldu ve oluyor ise sorarım size nedir o zaman Kürt sorunu?
Sakın Güneydoğu az kalkınmış ve geri bırakılmış demeyin benim memleketim Karadeniz Güneydoğu’dan daha az yatırım alıyor yani kasti bir şey söz konusu değil. Tam tersine Güneydoğu ve Kürtler Özal’dan sonra eller üstünde yani en çok kollanan kesimdir!
Eğer sorundan kast edilen kültürel haklar ise ona da cevap verelim.
12 Eylül darbesi sonrasında Kürtçe’ye yasak gibi bazı salaklıklar yapıldı ama o tür şeyler münferit ve dönemseldir. Bugün Kürtlere mahalli kültür bağlamında bir kısıtlama var mı?
Ama Kürtçe eğitim hakkı yok mu diyeceksiniz!
İşte orada durun!
Kürtçe eğitim ve benzeri uç taleplere geçit vermek bin yıldır et-kemik misali beraber yaşadığımız Kürt kardeşlerimizi bizden koparacak emperyal bir projedir ve buna izin, bölünmeye yeşil ışıktır. Zira Kürtçe eğitim ve yayınlarla olmayan bir Kürt bilinci yaratılıp Kürt Milleti inşa edilmek isteniyor!
Bir şeyi kabul edelim imparatorluk bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti kan ve ırk devleti değildir ve Kurtuluş Savaşı’nı veren herkese de Türk denmiştir. Bugün Kürtlere dili ile eğitim hakkını verirseniz yarın Tayyip Erdoğan’ın ifadesi ile diğer 30 küsür etnik yapıya da aynı hakkı mı vereceksiniz? Diyelim ki verdiniz, bu şekilde birlikte yaşanabilir ve ortak bir devlet söz konusu olabilir mi?
Bu realitelerin ışığında Cumhurbaşkanı Gül’ün ettiği yemin ile çatışır şekilde hâlâ Kürt sorunu var demesi gaflet mi, dalalet mi yoksa ötesi mi onu siz okurlarımın takdirine bırakıyorum!
ABD’yi Allah gibi görenler!
ABD’yi eleştiriyi haşa Allah’ı eleştirmek gibi görenlerin listesi:
1) Abdullah Gül!
2) Tayyip Erdoğan!
3) AKP  kadroları !
4) Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve muvazzaf generallerin önemli bölümü!
5) MİT!
6) Kemal Kılıçdaroğlu!
7) Devlet Bahçeli!
8) Fethullah Gülen ile Cemaatı!
9) Enver Ören ile Cemaatı!
10) Anayasa Mahkemesi!
11) Yüksek Seçim Kurulu!
12) Yıllardır ABD aleyhine haber yapmayan Zaman Gazetesi ile diğer F Tipi Cemaat Medyası!
13) TÜSİAD!
14) Aydın Doğan medyasının yönetim kademesi!
Muhsin Yazıcıoğlu’nu asker mi öldürdü?
Muhsin Yazıcıoğlu’na askerin suikast düzenlediği iftirası F tipinin BBP’lileri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kışkırtmak ve düşman yapmak için ortaya attığı rezil bir komplo teorisiydi ve bu tezgah halen yürürlüktedir!
Cumhurbaşkanı Gül’ün de alet olduğu bu tezgah çok şükür boşa çıktı. Zira teknik raporlar ortada. Yani ölümün oksijensizlikten olduğu kesinleşti.
Bu arada BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yapılan bu çirkin ithamlara aldırmayıp Genelkurmay Başkanı’ndan randevu istemesi ve Orgeneral Özel’in de bu talebe olumlu cevap vermesi çok yerinde olmuştur. Zira bizzat Destici, Genelkurmay Başkanı’nı samimi bulduğunu ve yaptığı açıklamalar ile sunduğu raporlarla tatmin olduklarını ekranlardan ifade etmiştir.
Mustafa Destici’nin beyanı ile Alperen Ocakları’nın, Peygamber Ocağı olarak gördüğü Türk Silahlı Kuvvetleri Muhsin Bey gibi bir Türk milliyetçisini hedef alması hiçbir şekilde izah edilemez zira askerde o tür suikast kabiliyetleri olsa onu herhalde öncelikle Muhsin Yazıcıoğlu’na değil, başkalarının üstünde denerdi ki biçim Ordumuz suikast şebekesi değildir.


Sabahattin Önkibar
Aydınlık