
CHP, iktidarın alaycı sitemlerinden etkilenmemeli, hukuk devletinden hatıra kalan son kapıyı çalmalıdır.
Anayasa Mahkemesi hâlâ yerinde mi bilmeye ihtiyacımız var!
Özel Yetkili Mahkemeleri kâğıt üstünde kapatıp Terörle Mücadele Mahkemeleri’ni (TMM) getiren düzenlemeyi iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi’ne götürmek, ana muhalefet olarak CHP’nin yalnız hakkı değil görevidir.
Çünkü uzmanların ulaştıkları kanaat ÖYM’leri kaldıran düzenlemenin bir aldatmaca olduğudur.
Adil yargılama ilkelerini yerle bir eden uygulamalar devam edecektir; çünkü sadece tabela değişmiştir!
Üstelik ÖYM’ler kapanmayacak, şu anda yargılamakta olduğu 20 bin kişi hakkında hüküm verene kadar hayatını sürdürecektir.
Böylelikle Türkiye, ikili hukuk rejiminin uygulandığı adalet özürlü bir devlet olmaya devam edecektir.
Ceza yerine geçen uzun tutukluluklara yeni yasa çözüm getirmiş görünüyor ama bu yine uygulayıcıların kimliğine ve kalitesine bağlı işleyecektir.
İktidar bu mahkemelerin cemaat etkisine girdiği şüphesine kapıldığı için yeni mahkemeleri kurdu. Şimdi soru şudur:
TMM’lere bağımsız yargıçlar mı seçilecek, yoksa iktidarın sözünü dinleyenler mi getirilecek?
Sürmekte olan davaları ÖYM’lerde bitirme kuralı, zalimce bir çelişkidir.
Çünkü özel yetkili mahkemeler, adil yargılamadan yana özürlü olduğu için yeni yapılanmaya gidilmiştir.
Yeni mahkeme kurulduğu halde eski mahkemeyi, eline düşmüş insanları cezalandırana kadar hayatta tutmak hukuka, adalete saldırıdır.
ÖYM’leri kuran irade sanki “kininin davacısı” olduğu insanları toplamış, adeta bir gemiye bindirip açık denize dümensiz, pusulasız sürmüştür.
Tutuklamaları zorlaştıran, şartlı salıverme kararlarını kolaylaştıran hükümler ümit verici yeniliklerdir ama iki başlı yargılama düzenini savunmanın mantığı yoktur.
Yaşadığımız tecrübe, siyaset ve cemaat bulaşmış yargının sadece dert ve haksızlık ürettiğini iktidar sahiplerine öğretmiştir umarız!
Ölümler ucuzladı!
Dikkat ediyor musunuz; son zamanlarda kazalar gitgide daha yüksek sayıda kurbanlar almaya başladı.
Hindistan, Pakistan haberlerinde duymaya alıştığımız sayıları hızlandırılmış tren faciasından beri kendi yaşamımızda görüyoruz.
Samsun gibi gelişmiş bir kentte, yaz ortasında sele 10 kurban vereceğimizi biri söylese inanır mıydık?
Garip olan şu ki, kurbanların 5’i TOKİ’nin inşa ettiği sözde modern sitede verilmiştir.
Sorumlular, kendilerini pek güzel temize çıkarıyorlar.
Daha fenası da olabilirmiş; ucuz kurtulmuşuz. TV’de bakanlardan biri “Allah’a şükür” diyordu.
Haklıdır çünkü TOKİ konutları için seçilen yer, daha büyük acılara ve yıkıma sebep olabilirdi.
TOKİ gibi bir kuruluş, yüzlerce konutluk bir kent inşa etmeden önce yerel belediyenin gösterdiği alanı uygunluk bakımından denetlemeliydi.
O sırada yoldan geçen bir yaşlı mühendisleri “Su yolunu şaşırmaz oğlum; burası deredir” diye uyarırdı belki!