Özel Yetkili!



Başkanlık sistemine geçilmesi halinde neler olacağını merak edenler Meclis’in son gününe bir baksınlar..

İktidar geçen yılın yaz tatiline girerken kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi almıştı.

Bu sene bir “torba” dolaştırıldı, herkes gönlünden ne koptuysa içine attı.

Ama gerçekleşme elbette “tek adam” rolündeki Başbakan’ın yüksek onayını alması şartına bağlı kaldı.

Torba teklife gece şehitlerle ilgili düzenleme eklendi.

Uludere’de ölenlerin ailelerine 750 TL maaş bağlandı. Şehit ailelerinden ikişer kişiye iş imkânı tanınması, şehit erbaş ve erlerin anne ve babalarına 375’er TL aylık verilmesi kabul edildi.

MHP itiraz etti öneriye.

AKP kurmayları acele Başbakan’ı aradılar. O, MHP’nin itirazının dikkate alınmamasını istedi, öneri geçti.

Hemen sonra “Devlet tarafından kullanılan sivil muhbirlerin ve özel görevlilerin ölümleri hâlinde şehit sayılması” teklifi geldi.

Buna BDP’lilerden “JİTEM’cilere maaş bağlıyorsunuz, olmaz” itirazı yükseldi.

Yine telefonlar çalıştı, Başbakan’a ulaşıldı, o da itirazı haklı görmüş olmalı ki madde torbaya sokulmadı.

İnsan merak ediyor; iktidar yetkilileri acaba başkanlık sistemine geçişi kolaylaştırmak amacıyla parlamenter sistemi gözden düşürmeye mi uğraşıyor?

Bir meclisin kalitesini çıkardığı yasaların sayısı değil kalitesi yükseltir.

Maalesef AKP kanun yaparken meclisin ve o yoldan toplumun katkıda bulunmasına imkân tanımıyor.

Torba yasalar, kanun hükmünde kararnameler istisnadır.

AKP istisnayı kural haline getirdi. Onun yetmediği yerde de 4+4+4’te olduğu gibi kaba kuvvet kullanarak amacına ulaştı.

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ile ilgili haberlere en ilginç tepki Liberal Demokrat Parti Başkanı Cem Toker’den geldi. Toker şunu dedi:

“Ülkemizin gerçek bir hukuk devleti olabilmesi için özel yetkili başbakanlık sistemini kaldırmak, özel yetkili mahkemeleri kaldırmaktan çok daha önemlidir!”

Parlamentonun süs hâline geldiği yerde “ileri demokrasi” olmaz!

Mülteci akını gibi

Geçen sabah İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda tanık olduğum manzara utanç verici idi.

Bilet kontrolü yapılan stantların önü ana baba gününü andırıyordu.

İnsanlara reva görülen muamele, son yıllarda büyük atılım yaptığını düşünerek yücelttiğimiz Türk Hava Yolları’nı bir anda gözden düşürüyor.

Müşterinin uçuşta iyi servis alması, oraya ulaşana kadar çektiği eza, cefayı affettirmez.

Sabahın erken saatlerinde üst üste yığılmış insanların işlerini yaptırmak için katlandığı eziyet utandırıcı idi.

Bu manzaranın her sabah tekrarlandığını öğrendim.

Görevliler çaresiz durumlara düşüyor olabilir. Ama müstemleke memuru gibi davranmaya hakları yok.

Karşılarındaki insanlar, tercihini THY’den yana yapması için milyarlarca lira reklâm harcaması yapılan müşterilerdir.

Onları üzmeden, uçağa yetişemeyeceği korkusuna sokmadan uçurmak işleridir.

Hizmetin aksamasına personel yetersizliği sebep oluyorsa -ki öyle görünüyor- çaresini bulmak yöneticilerin görevidir.

Bu rezaletin devamına izin verilmesin!