
Yasakların içinde büyüyorsun...
Senin için sevişmek yasak!
Konuşmak yasak!
Aşk yasak!
Poşu takmak yasak!
Parasız eğitim istemek yasak!
Kürtçe seçmeli ders olsa bile Kürtçe, Ermenice, Süryanice “Şehrimize hoş geldiniz” demek yasak...
Parklara, bahçelere, caddelere “Uğur Mumcu”, “Muammer Aksoy”, “Behice Boran”, “Abdi İpekçi” adlarını vermek yasak...
Zindanlara kitap sokmak yasak.
Yazarlara mektup yazmak yasak.
Mahkemelerde “Kürtçe” konuşmak, savunma yapmak yasak...
Böyle gidiyor işler Türkiye’de gülüm...
Adına “ileri demokrasi” diyorlar, “özgürlük” diyorlar, “eşit yargılama” diyorlar...
Çokdilli tabelanın sorguda olduğu, 100 gazetecinin tutuklu bulunduğu, 600 üniversiteli gencin hapiste yattığı bir ülkede durum böyle.
O çığlıkların kimse farkında bile değil...
Sarmaşıkların örgüleriyle, bu sessizlerle, bu seslilerle geçiyor yıllar.
Acılar büyüyor, hüzünlerle birlikte...
***
Yedi dağın ardında bir sunak düşün...
Zincire vurulmuş düşünceleri.
Tanyerini gülüm!
Sarp Kuray 68 kuşağının deniz teğmenlerinden... 40 yıl önceki bir davadan ötürü zindana atıldı birkaç yıl önce.
Gazeteci kızı Zeynep Kuray da KCK davasından tutuklu.
Bu ülke böyle işte...
Böylesine olaylar ülkemizde olağan sayılıyor. Birgün muhabiri Zeynep, babası Sarp Kuray medyamızın hiç mi hiç ilgisini çekmiyor.
30 yıldır içeride yatan nice insan var...
Hukuk devleti, adalette eşitlik...
Demokrasi ve özgürlükler!
İnsan hakları!
Bakın yükselen çığlıklara, haykırışlara...
Prof. Dr. Büşra Ersanlı tutuklu yargılanıyor KCK davasından...
Yayıncı Ragıp Zarakolu tutuksuz...
Bu davada 140’ı tutuklu 205 kişi yargılanıyor!
Toplumun büyük bir kesimi umursamıyor bu yargı sürecini, bir bilim insanının terör örgütü davasından zindana atılmasını.
Bir korku imparatorluğu yaratıldı...
Düşünen, konuşan insanlar paketlenip içeri atıldılar.
Yafta hazırdı:
“Hükümeti yıkmaya teşebbüs...”
Kalemin silah yerine geçtiği bir ülkede yaşamaya alıştırdılar bizi.
Baskı!
Gözdağı!
Yıldırma!
***
Gazeteci Ahmet Şık hakkında Silivri’den çıktığı akşam yaptığı konuşmada kamu görevlilerini tehdit ettiği gerekçesiyle dava açılmış.
Niye konuştun Ahmet?
Susacaktın!
Başını öne eğip evine gidecektin!
Bu ülkede konuşmak yasak!
Yazmak yasak!
Aşk yasak!
Sevişmek yasak!
Bak hakkında dört yıldan on üç yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı...
Ne yapacaksın şimdi?
Söz dinlemiyorsun, konuşuyorsun, tehdit ediyorsun!
Yasaklar örülmüş hayatımızın bahçelerine gülüm!
Duygularımız, düşüncelerimiz, aşklarımız, özlemlerimiz tutsak bizim!
Nice ölümlere alkış tuttuk hep birlikte!
Kıyımları seyrettik!
Hani şu faili meçhuller aydınlanacaktı? Hani “vur” emrini verenler yakalanacaktı?
Bu ülkede kan gölünden beslenenler hâlâ korunup kollanıyor, onlara ayrıcalık tanınıyor.
Gazeteciler içeride!
Aydınlar içeride!
Sarp Kuray ve kızı Zeynep içeride...
Balbay, Prof. Dr. Hilmioğlu, Soner Yalçın, Tuncay Özkan, Prof. Dr. Büşra Ersanlı vb. içeride.
***
Benim ülkemde sokak ortasında polisler bir genci öldüresiye dövüyor.
Kamera kayıtlarında altı polis bir gencin üzerine çullanıyor.
Sonuç?
Açığa alınan polisler rapor alıp “biz dayak yedik” diye dövdükleri gençten davacı oluyor.
Kürtçe seçmeli ders Türkiye’de...
Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Süryanice “hoş geldiniz” tabelası asmak yasak!
İşte böyle gülüm...
Sevişmek yasak!
Aşk yasak!
Yazmak yasak!
Konuşmak yasak!
Yasak! Yasak! Yasak!
5 Temmuz 2012 - Cumhuriye