Din üstüne oyunlar
Başbakan, laik demokratik rejimin erdemlerini, Kahire’ye gittiğinde Mısır halkına ne güzel anlatmıştı?
Bu rejim dinle devlet işlerini ayırıyordu ama ülkenin Siyasal İslâm fikriyatını benimseyen kadrolar tarafından yönetilmesine de engel çıkarmıyordu.
İşte kendisi ve partisi bu gerçeğin ispatı olarak önlerinde duruyordu!
Kahire hitabesinin üstünden fazla zaman geçmedi ama Türkiye’de köprülerin altından çok sular aktı.
Eğitimde “4+4+4 ihtilâli” endişe ile izleniyor. Ama bazı iktidar yöneticileri “dindar nesil” yetiştirecek olan bu düzenin ürünlerini vermesini bekleyemiyor.
Kendi güçleri ile değişebilecek yaşam tarzlarına müdahalede bulunuyorlar.
Sonuncusu Karamürsel Ereğli’de yaşandı.
Beldenin halka açık plajı, tesettürlü kadınlar için boydan boya tahta perde ile kapatıldı.
Tesettürlü kadınlar zaten örtülü; özel giysilerle denize giriyorlar. Belde halkının denizle ilişkisini kesen bir tahta perde, bu hanımlara fazladan ne gibi bir koruma ve rahatlık sağlayacaktır?
Hiçbir şey ama istismarı çok kârlı!
Ereğli sahilinde yazlığı bulunan Kocaeli Merkez Vaizi Ali Cebir’in eşi, bu ayrıcalığın örtünen kadınlara aslında zarar verdiğini söylemekten sakınmamıştır:
“Yazlığımın önündeki plajı kullanamaz hâle geldik. Artık eşimle ya da oğlumla denize giremiyorum!”
Akla aykırı icraat dine hizmet olamaz. Karamürsel Ereğli’deki tahta perdeyi ören kafayı iktidar uyarmalı, din istismarının geleceği zannedilen oyların fazlasını götüreceğini döne döne söylemelidir.
İcraatı eleştiren vaizi Allah korusun..
Çünkü CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun din adamlarına verdiği iftara katılan Bakırköy Müftüsü birkaç gün içinde Kütahya’ya tayin edildi.
AKP dini sahiplenme konusunda çok kıskanç davranıyor.
Şehit cenazesi kaldırılırken cemaatin tekbir getirmesini zorlaştırıyor diye Kültür ve Turizm Bakanı Günay’ın, bir talimatla sessizce çözeceği sorunu bizzat üstlenmesi, bandoyu kameraların önünde susturması, unutulur gibi değildir.
Seçimler yaklaştıkça din istismarı ile ilgili akıl ve vicdan frenlerinin tutmayacağı endişeleri artıyor; dileriz gerçekleşmez!
Kestirme yol...
MHP’nin BDP milletvekillerini hedef alan anayasa değişikliği teklifi bakalım yeterli imzayı toplayabilecek mi?
Acaba meseleye geniş anlamında “yasama dokunulmazlığı” açısından yaklaşılamaz mı?
MHP’nin önerisi nokta hedefe yöneliyor.
Uygulaması her zaman karmaşık ve tartışmalı olacaktır.
Oysa Prof. Erdoğan Teziç, 2009 yılında 13’üncü baskısı çıkan Anayasa Hukuku kitabında hem “Yasama dokunulmazlığının ceza kovuşturmasına engel olmaması sağlanmalıdır” demiş hem de çözümün kestirme yolunu göstermiş.
Uzun metinler yazmaya gerek yok; “Anayasa’nın 83’üncü maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesindeki ‘sorguya çekilemez’ ve ‘yargılanamaz’ ifadelerinin çıkarılması yeterlidir”diyor.
Uzun tartışmalarla konuyu çürütmek istemeyenlere bir alternatif yol.
Düşünmeye değer!
