Dünya Şehirleri Kültür Raporu
Sao Paulo – Brezilya
Dünya Şehirleri Kültür Raporu, 2012 yılında Londra Belediye Başkanı Boris Johnson tarafından kültür ve kentlerin geleceği ile ilgili önemli bir küresel girişim olarak kuruldu. Proje 2012 Londra Olimpiyatları esnasında tanıtıldı. Proje kapsamında Berlin, İstanbul, Johannesburg, London, Bombay, New York, Paris, Sao Paulo, Şanghay, Singapur, Sydney ve Tokyo dünyanın en önemli şehirleri olarak incelenmek üzere seçildi. Proje söz konusu şehirlerde kültürün yapısını ve önemini incelemek ve toplumsal ve siyasal yaşamda kültürün önemini vurgulamak için başlatıldı. Raporun hazırlanma sürecinde yapılan araştırmalar 2011 yılında Londra Belediye Başkanı'nın daveti üzerine başlatıldı. Şehir nüfusundan şehirdeki sinema sayısına kadar 70 farklı parametre dikkate alındı. Raporun yakında türkçesi de yayınlanacak.
Sao Paulo seçilen şehirlerden birtanesi oldu. Güney Yarımküre’nin en büyük kenti olan Sao Paolo Brezilya'nın ekonomik gücü durumunda. Etnik açıdan karışık nüfusu kente daha dinamik bir kültür veriyor.
Berlin – Almanya
Berlin Avrupa’nın yaratıcı merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Onun “fakir ama seksi” imajı canlı bir gençlik kültürünü ve yüksek teknoloji şirketlerini çekmesine yardımcı oldu.
Singapur
Yıllardır devam eden hızlı büyüme Singapur'u Güney Doğu Asya'nın ticaret merkezi haline getirdi. Bu şehir-devlet iddialı bir altyapı geliştirme programı ile artık dikkatini kültüre çeviriyor.
Şanghay – Çin
Şanghay savaş, işgal ve devrimlerle çalkalanmış olan 20’nci yüzyıldan Çin'in en büyük şehri ve ticari başkenti olarak çıktı. Büyüklüğü, göreli zenginliği ve önemli bir liman olarak konumu onu Çin'in en kozmopolit kentlerinden biri haline getirdi. "Doğu'nun Paris'i" olarak bilinen bu kent 1930'ların başında 70 bin yabancıya ev ve izleyen yıllarda on binlerce Yahudi mülteciye sığınak oldu.
New York – ABD
New York uzun zamandır yükselen gücünü ve ekonomik başarısını sanat ve kültür yatırımlarına bağlıyor. Kültürel yaşam şehrin canlılık sembolü olarak görülüyor. Carnegie Hall’dan MoMA’ya kadar kamu-özel ortaklıkları şehri kar amacı gütmeyen dünya kültür kurumları ile zenginleştiriyor. Buna bağlı olarak New York'un dinamik kültürel yapısı Broadway sahnelerinden hip-hopa kadar birçok alanda ifade şansı buluyor.
Londra – İngiltere
Londra tarih duygusu ile üstün yaratıcılığı ve dinamik bir pop kültürünü birleştiren bir şehir. Dünyanın en kozmopolit ve hoşgörülü başkentlerinden biri olan Londra bugün radikal eylemcilerden işadamlarına, entelektüel kesimden modacılara kadar çok geniş bir kitlenin ilgisini çekiyor.
Tokyo – Japonya
Yaklaşık 500 yıldır Japonya’nın en önemli kenti olan Tokyo’nun dünya kenti statüsüne yükselişi İkinci Dünya Savaşı'nın ardından küllerinden yeniden doğmasıyla gerçekleşti. 1980'lerin sonunda Japonya'yı dünyanın en zengin ülkelerinden birine dönüştüren "ekonomik mucize" ise Japon şirketleri ve onların çalışkanlığıyla ünlü çalışanları sayesinde yaşandı.
Johannesburg – Güney Afrika Cumhuriyeti
Büyük bir şehir olsa da gelişimini sürdürmeye devam eden Johannesburg kıtanın geri kalanı için yaratıcı, kültürel ve ticari bir kapı görevi görüyor. Bu kent yeni kültürel formların, yeni üretim ve tüketim alışkanlıkları, yeni organizasyon ve iş modellerinin oluşturulması açısından bölgede kültürel ve yaratıcı üretim için bir öncü konumunda.
Paris – Fransa
Paris kültürel hayatın en büyük merkezlerinden biri haline gelmeden önce kuşatmalar, veba, savaşlar, devrim, işgal gibi bir sürü zorlu süreç yaşadı. Kent halkı edebiyat, müzik, sinema ve belki de en önemlisi olan görsel sanatta kültürel yeniliklere çok önemli katkılarda bulundu. Verilerin de gösterdiği üzere Parisliler aynı zamanda geniş bir yelpazede vermiş oldukları destekle dünyada kültür ürünlerinin en büyük tüketicileri arasında yer alıyor.
İstanbul – Türkiye
İstanbul hem tarihi hem de modern bir kent. İlk neolitik yerleşimler 8 bin 500 yıl öncesine dayanıyor. Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olduktan sonra yaklaşık beş yüzyıl da Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapan şehir şimdilerde başkent olmasa da hızla büyüyen bir devletin en büyük şehri olma özelliğini koruyor.
Bombay – Hindistan
Dünyanın en muhteşem şehirlerinden biri olma yolculuğu Bombay için sömürge yönetimi altında başladı. Portekiz sömürgesi altında bir yüzyıldan fazla kaldıktan sonra, şehir 1668 yılında İngiliz sömürgesi altına girdi, daha sonra da İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’ne kiralandı. Bu nedenle şehrin ticari merkez statüsü erken kuruldu ve sonraki gelişimi desteklendi. Kent limanı bölgenin en önemlilerinden biri haline geldi ve alt kıta genelinde birçok tüccar orada yaşamak ve çalışmak için göç etti. Şehir Hindistan'ın bağımsızlığı sonrasında da genişlemeye devam etti ve ülkenin en büyük ve en kalabalık şehri haline geldi.
Sydney – Avustralya
Sydney'in kültürel hayatı, büyük kültür kurumları ve kentin sanatçı ve yaratıcı topluluklarının sergilediği aktiviteler ile biçimsel ve simgeselin bir karışımı. Kentin doğal güzellikleri ve iklim şekli Sydney'de farklı ve bazen şaşırtıcı bir kültürel hayat yaratıyor.
Hürriyet