Kim Dost Kim Düşman?


Dost bilinen ABD ile yola çıkmak hareketli günlerin habercisi oluyor bizim için.

WikiLeaks belgelerinde ABD-Irak Savaşı’nda Türkiye’nin rolü ortaya çıkmıştı. ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı Wolfowitz, "Türkiye'nin Irak'a karşı askeri harekâttaki kırmızı çizgilerinin aynı zamanda ABD'nin de kırmızı çizgileri" olduğunu ifade etmiş ve Türkiye’ye güvencelerde vermişti.

"-Irak'ın toprak bütünlüğü korunacak.
-Bağımsız Kürt devleti olmayacak.
-Türkmenlerin hak ve refahı korunacak.
-Kerkük ve Musul üzerinde Irak'ın ulusal denetimi korunacak ve;
-Irak'ın, ulusal petrolü üzerindeki ulusal kontrolü sürecek."

Irak’ta demokrasi inşa etme çabaları bizim üzerimizden böyle gerçekleşti. ABD demokrasiye büyük katkı sağlamış olacak ki Abdullah Gül “ABD, çocuklarını barışa feda etti” demişti. Irak’a demokrasi getirme mücadelesinin nedeni olan nükleer silah Irak’ta bulunamadı. Çok geçmeden nükleer silah iddialarının yönü İran’a döndü. İran’da kendine güvence olarak İsrail’i seçti. İran yaptığı açıklamada “Olası bir saldırı da İsrail’i 1 hafta da yok ederiz” dedi. İran Siyonizm ile büyük bir mücadele içerisinde, bölgede İsrail’e göz açtırmıyor. Ayrıca İsrail’in varlığından oldukça rahatsız olduklarını yaptıkları açıklamalarda belirtiyor.

Sonuç alınamayan “nükleer-demokrasi” çabaları Arap Baharı’na geçiş ile Suriye dolaylarına geldi. Esad’ın dişli çıkması sancılı günleri beraberinde getirdi. Taraflar aynı, hedefler aynı, mücadele aynı. Görüntü de Esad-Muhalif Savaşı, arkasında büyük devletler tarafından paylaşılamayan pasta. Türkiye-Suriye sınırında ajanlar, istihbaratçılar, muhalifler, bölücüler cirit atıyor.

Suriye, Türkiye’yi suçlayan açıklamalar yapıyor

- Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, BM Güvenlik Konseyi’ne yazdığı mektupta Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan’ı da “silahlı terörist grupları barındırmak, fonlamak ve silahlandırmakla” suçladı.

- Son iddia ise Independent'ın deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk’ten, Suriye ordusunun kentteki komutasıyla görüşen Fisk, 53 yaşındaki bir tümgeneralin Halep'in tamamının 20 gün içinde temizlenebileceğini iddia ettiğini anlattı.
Kentteki evlerden keskin nişancıların ordu güçlerine ateş açtığını ancak askerler gelmeden önce kaçtıklarını belirten Fisk'e, Şam çatışmalarında iki defa yaralanan general, "Fare bunların hepsi... Keskin nişancılarla bize ateş açıp, sonra kanalizasyona saklanıyorlar. Aralarında Türkler, Çeçenler, Afganlar, Libyalılar ve Sudanlılar var" dedi.

İran’ın da sürekli suçlamalarda bulunduğu Türkiye bölgede sevilmeyen çocuk durumunda.
Gaziantep’te yaşanan saldırıda bu sefer PKK’nın yalnız olmadığı düşüncesi de bu yüzden değil mi?..


Çıkmaz Sokak