Cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkışanlar
Cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkışanlar, elbette bir gün kazdıkları kin ve iftira çukurlarına gömüleceklerdir.
1921 Koçgiri İsyanında Baytar Nuri, Alişer ile birlikte ön saflarda yer alan, Dersim isyanının baş aktörü Seyit Rıza’nın idamına “cinayet”, İsyanı bastıran Cumhuriyet kurucularına “zalim” diyen Başbakan, Okullarda serbest kıyafeti eleştirme adına yine İnönü ve Atatürk’e “faşist” yakıştırması yapmaktan kendini alamadı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, kılık kıyafet yönetmeliğine ilişkin eleştirilere yanıt verirken “Üniforma meselesiyle ilgili birkaç kitap karıştırırsan orada Cizvit Papazlarını, Mussolini yi, Hitler’i göreceksin, bir de tabi İsmet İnönü’yü göreceksin. 1945’te faşizm çok ağır bir yenilgi aldı, ama maalesef bizde faşist uygulamalar sona ermedi” diyor.
Okullarda “ortak kıyafet”( tek tip) uygulaması 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde başlamıştır. Bu uygulamaya “faşizm” yakıştırması yapan Başbakan aslında İsmet İnönü’yü değil, Atatürk’ü hedef almaktadır.
İçindeki, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığının dışa yansımasının önüne geçemeyen Başbakanın Atatürk’e saldırısı ilk de değildir. BDP li Selahattin Demirtaş’ın APO nun heykelini dikeceğiz demesi üzerine; “Bunlar bölücü başının heykelini dikmekten bahsediyor. İşte şimdi tam CHP oldunuz. Şimdi hiçbir farkınız kalmadı.” Saddam’ın, Stalin’in, Lenin’in, Tito’nun Esad’ın heykellerinin tek tek yıkıldığını hatırlattıktan sonra, “Hiç merek etmeyin bunların heykelleri bu topraklarda kendilerine kaide bile bulamaz” diyen Erdoğan, CHP’ye saldırma adı altında, Atatürk Anıtları ve Atatürk’ün manevi kimliği ile bir hesaplaşma içindedir. Aslında Başbakan, BDP ile CHP’yi bir tutmak adına, Atatürk ile Katil Apo’yu bir tutmuştur.
“Dersim'de Kürdistan istiklali ilan edilecek” diyerek, Cumhuriyet hükümetine karşı ayaklanan Seyit Rızayı kahraman, “Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün” diyen Said-i Nursi’yi “rehber” olarak gören bu zihniyet, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı değil, olsa olsa Damat Feritlerin, Vahdettinlerin, Nemrut Mustafaların, Şeyh Saidlerin siyasi yandaşı, İngiliz Muhipleri, Kürt Teali cemiyetlerinin günümüzdeki temsilcileridir.
Türkiye dışında, Dünyanın hiçbir ülkesinde ulusunu kurtaran, bağımsız, halk egemenliğine dayanan bir devlet kurarak halkını özgürleştiren ve çağdaşlaştıran liderlerine ihanet görülmez/görülmemiştir.
Dünyayı yönetmeye soyunmuş, insan ve İslam düşmanı Neocon tarikatının desteğiyle Başbakanlık koltuğuna oturanlar, Türkiye’deki yıkım hizmetleri nedeniyle, Dünyanın “en büyük mason kuruluşu” olan “Chatham House’ın kristal cam ödülünü almayı hak kazananlar, velinimetlerine diyet borçlarını ödemek adına Atatürk ve İnönü yü “faşistlikle” suçlamaktadırlar.
Bugün eğer; bir ülkede, hangi dizinin izlenip/izlenmeyeceği, hangi gazetenin okunup/okunmayacağı, hangi TV kanallarının izlenip/izlenmeyeceği, kimlerin kürtaj yaptırıp/yaptıramayacağı, kaç çocuk sahibi olunup/olunmayacağına bir kişi karar veriyorsa, o ülkede faşizm kol geziyor demektir.
Toplumsal alanın hemen her hücresinin tek kişi tarafından düzenlendiği, basılmamış kitapların toplatıldığı, insanların iddianameleri bile hazırlanmamış davalardan yıllarca yargılandığı bir ülkeden söz ediyorsak orada uygulanan bu rejimin adı “faşizm”dir.
“Atatürk İlke ve devrimlerine ve laik Cumhuriyet İlkesine bağlı kalacağına namusu ve şerefi üzerine” ant içenlerin, BOP’ un silahşörlüğüne, yayılmacılığa, saldırganlığa ve savaşçılığa soyunmaları demokrasinin değil, faşizm çığırtkanlığının ta kendisidir.
Tayyip Erdoğan'ın "faşizm" dediği “ortak kıyafet”( tek tip) uygulaması Erdoğan’ın eli Bowling sopalı "stratejik müttefiki" Obama’nın Amerika’sı 1995 yılından bu yana yeniden uygulamaya koydu. Yalnız ABD değil, İngiltere, Avustralya, Japonya’da “Ortak Kıyafet” uygulanıyor, Başta Almanya olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesinde “Ortak Kıyafet” uygulamasına geri dönülmesi gündemde.
Hiçbir faşist, kendini ülkenin tek egemeni, durdurulamayacak, engellenemeyecek tek gücü sanmamalı. Hitlerler, Mussoliniler, Salazarlar, Nemrut Mustafalar, Damat Ferit’ler, Evren’ler, nasıl yok oldularsa, bugünkü zalimler de günü geldiğinde ABD’si, AB’si, liboşları, yandaşları ile birlikte tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklardır. Atatürk’le, Cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkışanlar, elbette bir gün kazdıkları kin ve iftira çukurlarına gömüleceklerdir. O günler hiçte uzak değildir.
YÖNETİM KURULU ADINA
O. Mümtaz ÇAPÇI
ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI
