Yerli Malı Haftası nedeniyle; Namık Kemal Lisesi Onur Kurulu ve Okul Aile Birliği ortaklaşa '' Haydi Yerli Malı Kullanalım '' konulu paneli okulun Hasan Ali Yücel Toplantı Salonu'nda düzenledi.
Onur Kurulu Öğrenci Başkanı Ahmet Güler, '' Okul Müdürümüz A. Reha Karasu; onur kurulu üyelerinin talepleri dikkate almaktadır. İhtiyaç duyulan konularda alınan kararları, yönetim kurulumuz kendi arasında görev bölümü yapmakta ve istenen etkinlikler bizzat yönetim kurulu üyelerince düzenlenmektedir. Böylece bağımsız olarak iş yapabilme becerimiz geliştiği için; kendimize olan güvenimiz artmaktadır. Bize bu fırsatı yarattığı için okul müdürümüze, ihtiyaçlarımızı karşılamada hiç bir özveriden kaçınmadığı için, Okul Aile Birliği Başkanımız Mevlüt Öztürk'e teşekkür ederiz '' dedi.
Ahmet Güler, konuşmacıları İzmir İli Çiftçi Örgütleri Güç Birliği Platformu Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, Sanayici Tacettin Bayır, Üretici Gazetesi Sahibi ve Baş Yazarı Tuncer Beyboğa ve Bademler Köyü Çiçek Kooperatifi Başkanı Mehmet Sever'i masada yerlerini almaları için davet etti.
Köy-Koop İzmir Birliği Başkanı, Emekli Öğretmen Muhittin Akbulut' da panelde hazır bulundu.
İlk sözü, görsel sunum yaparak Mustafa Kaymakçı aldı. Kaymakçı, '' Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre Türkiye 2011 yılında 76 Milyar Dolar dolayında cari açık vermiştir. İhracat artmaktadır ama ithalat daha fazla artmaktadır. Barkot numarası 869 ile başlayan ürünler yerli malıdır. Her çift ithal ayakkabıda 4, her takım elbisede 12 yabancı işçinin ücretini ödemiş oluyorsunuz. İthal ürün satın alındığında; ülkemizdeki işsizlik oranının artmasına katkı koymuş oluyoruz.
Yerli ürün aldığımızda, firmalar kazançlarının vergisini vereceğinden bütçeye de katkı sunmuş oluruz '' dedi.
Sanayici Tacettin Bayır, '' Okulumuzu bitirdiğimizde işsiz kalmak istemiyorsak; ülkemizde üretilen ürünleri alalım. Çocukluğumda en sevdiğim kişi mahallemizin bakkal amcasıydı. Şimdi bakkalların yerini Alışveriş Merkezleri (AVM) aldı. Bunlar yabancı şirketlerin olduğu için bizim çiftçilerimizin, sanayicilerimizin ürettiği ürünleri değil kendi ülkelerinin ürünlerini satmaktadırlar. Yabancı şirketler olduğu için devlete vergi de ödememektedirler. Bizim ürünlerimize kota koymaktalar. Ürün alırken yerli malı olmasına dikkat edin ki biz onlarla rekabet edecek duruma gelelim '' dedi
Üretici Gazetesi Baş Yazarı Tuncer Beyboğa; '' Ülkemizde bol miktarda üretilen ve insan sağlığına çok faydalı olan zeytinyağını bile bize kullandırtmaz duruma getirdiler. kızartmalarınızı, başlarda tohumu dışarıdan getirilen ayçiçek ve soyayağı ve mısıryağı ile pişirin. Zeytinyağı çabuk yanar, kansere neden olur, gibi aldatmacalarla ürünümüzü kullandırtmaz duruma getirdiler. Bilimsel gerçek, zeytinyağının bunlardan geç yanmasıdır. Hayvancılığın yoğun olduğu ülkemizde; reklamlarla margarin kullanmayı özendirdiler. Tohumların genleriyle oynayarak, çiftçilerimizi ancak bir kez ekilebilen tohumları almaya mecbur bıraktılar. Asıl kanserin artmasının nedeni, bu tarım ürünlerini tüketmemizdir. Okuyunuz, böylece gerçekleri daha kolay görürsünüz '' dedi.
Son sözü Mehmet Sever aldı. Sever yaptığı konuşmada, Atatürk'ün koooperatifçiliğin önemini gördüğü için, bizzat kooperatif kurdurduğunu ve kendisinin kooperatifin 1. üyesi olduğunu belirtti. Kooperatiflerin üreticinin malını aracısız tüketiciye ulaştırdığını, insan sağlığına zararlı ürünü üretemeyeceğini, hem sağlıklı hem en uygun fiyata ürünün kooperatiflerden temin edilebileceğini belirtti.
Öğrencilerin sorularını yanıtlayan konuşmacılardan sonra, Köy- Koop İzmir Birliği Başkanı Muhittin Akbulut söz aldı. '' Ürünlerimizi Bornova Belediyesi ve Seferihisar Belediyelerinin temin ettiği pazar yerlerinde satıyoruz. Gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Belediyelerin görevi, üreticiyle tüketiciyi buluşturmaktır. Böylece sağlıklı ürünü en uygun fiyata halkın temin etmesi sağlanmış olur '' dedi.
Panel sonunda konuşmacılar, kendileriyle birlikte getirdikleri mandalin ve çiçekleri öğretmen ve öğrencilere dağıttılar.