Kocaeli’de muhalefet vali tarafından susturuluyor



AKP karşıtı her eylemin yasaklanması ve öğrenci eylemlerinde uygulanan polis şiddetiyle gündemden düşmeyen Kocaeli de sosyalist yapılara ve emek örgütlerine OHAL koşullarını aratmayan uygulamalarda bulunuluyor.
Kocaeli valisi Ercan Topaca AKP karşıtı eylemleri yasaklıyor, polis üniversite öğrencilerinin yaptığı eylemlere müdahale ediyor, iktidara yakın çevrelerin yapmış olduğu yürüyüşlerde açık tutulan yürüyüş yolu emek örgütlerinin ve sosyalist yapıların eylemlerinde polisler tarafından kapatılıyor.
Geçtiğimiz hafta Patriot füzelerine karşı Ülkenin her yerinde eylemler yapılırken İzmit’te yapılacak eylem ‘’güvenlik gerekçesiyle’’ Vali tarafından yine yasaklandı. Ayrıca Kocaeli’nin Gebze ilçesin de patriot eylemine katılan 13 yaşında ki bir kız çocuğu polisler tarafından yaka paça gözaltına alındı.
Saldırgan ve yasakçı tavra karşı tepkiler artarken Kocaeli Valisi kentteki polis sayısının yeterli olmadığından yakınıyor.
Kocaeli de gerçekleşen saldırıları, yasakları ve yaşananları kentin yaşayanlarına sorduk.
Uzun yıllardır gazetecilik yaptığınız Kocaeli, kamuoyu gündemine yasaklamalar ve eylemlerde polislerin sert müdahaleleriyle geliyor. Kocaeli de neler oluyor?
Barbaros Tantan (Gazeteci)
Kocaeli’nde olanlar, aslında o kadar karmaşık değil. Yıllarca Yerel Yönetimler üzerine çalışan AKP kadrosu bir valinin gelmesiyle, geneldeki muhalefete olan tahammülsüzlük yerelde de kendini göstermeye başladı. Basın açıklaması türünde eylemlere müdahale ve bu kapsamdaki yürüyüşlere izin vermeyerek polis saldırısını meşrulaştırma adımları, kamuoyunu ikna etmek için”İZİN ALINMASI YA DA ALINMAMASI” üzerinden propaganda ediliyor. Ama herkes çok iyi biliyor ki, basın açıklamaları önceden izne tabi olmadan anayasal hak kullanılarak yapılabilir. Dolayısıyla, bu eylem biçimine olan tahammülsüzlük, ”kanunsuz iş yapıyorlar” cümlesi arasına sıkıştırılamaz. Kaldı ki, sözde kanunsuz yapılan bu işlerin muhatapları, hepsi de yasal kurumların yöneticisi, üyesi ya da sempatizanı. Asıl mesele, sosyalist muhalefete olan tahammülsüzlük.
Öte yandan, ”istihbarat aldık, saldırı olacak ya da halka zarar verecekler” açıklaması, polisin bilinen taktiğinden öte bir şey değildir. Münferit (ki onlar da provokasyona karşılık) olaylar bahane edilerek bu sihirli cümle arkasına gizlenerek insanları ve örgütleri anayasal haklarından yoksun bırakmanın adı demokrasi olamaz, olsa olsa faşizmdir. Kocaeli Valisi Ercan Topaca da, AKP’nin emir eri gibi davranıp, demokratik algılamadan uzak faşist kimliğini ve duygularını kentin muhalif dinamiklerine yansıtmakta sakınca görmüyor. Ama, unutmamalıdır ki, bu kentin sosyalist dinamikleri çok vali gördü…
2
Kocaeli valisi MİT’ten, Jandarmadan ve Emniyetten ciddi istihbarat bilgileri geldiği için üniversitede ki eylemleri yasaklandığını iddia etti. Sizce bu gerçeği yansıtıyor mu? Ne tür eylemler yapıyorsunuz ki MİT dahi valiye istihbarat bilgisi veriyor?
Erdem Demirel (TKP’li öğrenciler)
MİT, Vali ve Rektörlük arasında istihbarat alışverişini doğrular nitelikte gelişmeler rahatlıkla gözlemlene bilmektedir. Kampüs içerisinde yapılan basın açıklamalarında ÖGB’lerin öncedenhaber almaları, istihbaratın nereden geldiği konusunda Vali’nin açıklamalarını doğrular niteliktedir. Ayrıca polisi kampüs içerisine bizzat rektörlüğün çağırması, rektörlüğün emniyetle olan samimi ilişkisini gözler önüne sermektedir. Yaptığımız eylemlerin odağında ise AKP’nin üniversitelere dayattığı gericilik ve piyasacılık bulunmaktadır. Üniversiteleri gericileştirip, sermayenin hizmetine sunmak isteyenlerin karşısında, biz sosyalist öğrenciler olarak aydınlanmanın ve bilimin mücadelesini veriyoruz, eylemlerimiz de bu doğrultudadır. Üniversitelerde gericiliğin ve piyasacılığın kol gezebilmesi için, önce öğrencilerin teslim alınması gerektiğinin farkında olan AKP, kolluk kuvvetleriyle, soruşturmalarıyla, gece yarısı ev baskınlarıyla devrimci öğrencileri teslim almaya çalışıyor, teslim alamadıkça daha fazla saldırıyor.
Kocaeli de gerçekleşen ‘’Eşcinsellik hastalıktır’’, ‘’kuran ilköğretimden başlayarak öğretilsin’’ ’Okullara ibadet odası yapılsın’’, ‘’Hilafet geri getirilsin’’, ‘’zina yasaklansın’’  gibi eylemlere hiçbir müdahale olmazken emek örgütlerinin ve sosyalist yapıların eylemlerinin vali tarafından yasaklamasının sizce nedeni nedir?
Metin Kaya (Halkevleri MYK Üyesi)
Kocaeli Valisi Ercan Topaca bir süredir sol muhalefet üzerinde baskı ve sindirme politikalarını açık bir biçimde uyguluyor. Esasen Topaca açıklamalarında da AKP’nin valisi olduğunu açık bir biçimde dile getirdi. Maşukiye’de yapılması planlanan taş ocaklarını protesto eden köylülere karşı taş ocağını yapmak isteyenlerin yanında taraf tutması, Fritolay işçilerinin karşısında patrondan yana tavır sergilemesi, Kocaeli’de sol muhalefetini Türkiye’nin başka hiçbir ilinde olmayan uygulamalarla  baskı altına almaya çalışması  bunun en açık örnekleri. AKP’nin valisi Ercan Topaca iktidar karşıtı herhangi bir eyleme tahammül edemiyor. Bu yüzdendir ki gerici, faşist ve cinsiyetçi içerikli eylemleri desteklerken, sol muhalefetin eylemlerini engellemeye çalışıyor.
5
Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Emniyet müdürlüğü bir kahvaltı organize etti ve kentteki tüm sendika temsilcilerini bu kahvaltıya davet etti. KESK olarak daveti reddettiniz ve katılmadınız. Sebebi neydi?
Murat HARATA (KESK Kocaeli dönem sözcüsü)
Son dönemde yaptığımız eylemlere yapılan polis müdahalesi, yürüyüş yolunun emniyet şiddeti sonucu savaş alanına dönmesi, vatandaşın, esnafın yayılan biber gazı ile nefes alamaz hale gelmesi elbette ulusal basınımızda ve TV’lerde haber olunca elbette öncelikle Kocaeli Valiliği ve Kocaeli emniyeti derhal “imaj tazeleme” kaygısına düştüler. Bu doğrultuda Kocaeli emniyetinin kentte faaliyet gösteren sendikalar ile kahvaltı buluşması yapıldı.
Bizler KESK olarak bu kahvaltıya katılmadık. Çünkü ne Sn. Vali’den ne de Emniyet Müdürlüğünden yaşanan olaylara dair bir özeleştiri ne de bu tip uygulamaların son bulacağına dair bir mesaj almadık. Tam tersine emniyet müdürü Sn. Hulusi Çelik bu kahvaltıda Ercan Topaca’nın talimatlarını sendikalara “tebliğ” etmiştir. Ne demiştir sayın Çelik?  “Olumsuz olaylara neden olabilecek eylemlere izin vermeyeceklerini; orada bulunan üçüncü şahısların yürüyüşten farklı anlamlar çıkarmaya çalışabileceklerini söylemiştir.”
Sokaktaki yurttaşın tepkisi “bu nasıl bir polis şiddeti, bu ne faşist bir uygulama” şeklindedir. Biz 770 TL asgari ücret ile yaşanmaz dedik ve arkadaşlarımızın kolları polis tarafından kırıldı. Kahvaltıya katılan sendikacıların hiç olmazsa bunu sormasını beklerdik. Ülkemizde 30 milyon insanı ilgilendiren “asgari ücreti esas alan bir yürüyüşü polis eğer olumsuz olaylara yol açabilecek bir eylem olarak görüyorsa konuşacak bir şey kalmamıştır.
Kurumlar ve kurum temsilcileri öncelikle açık, mert ve dürüstçe konuşmak zorundadır. KESK bugüne dek bedel ödese de her şeyi mertçe söyledi ve savundu. Bu kentte Kocaeli Valisi, Emniyet Müdürü ve AKP İl Başkanlığı özel bir çalışma içindedir. Bu kenti “dizayn” etmeye çalışmaktadırlar. Bu “dizayn” sendikaların, demokratik kurumların ve muhalif yapıların susturulması ve sesinin kesilmesini de içermektedir.
Ama bizler bu kente de tüm ülkede de doğru bildiğimizi ne pahasına olursa olsun söylemeye gereğini yapmaya karlıyız. Bizim demokratik tekimizden korkanlar;  Önce bu kentin sanayi çöplüğüne dönmesini, yerli yabancı patronların talan yapmasını engelleyin. Önce bu kentinkanser cehennemine dönmüş, havasını, toprağını, suyunu temizleyin.  Önce bu kentin taşeron müteahhit ilişkisi ile mahvedilmiş zerrece hizmet üretmeyen ve rant cenneti olmuş belediyelerini dizayn edin.  Önce kapitalist piyasaya terk edilmiş eğitim ve sağlık sektörünü halktan yana değiştirin.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı bizler KESK olarak Sn. Vali’den kenti istihbarat ile değil demokrasi ile yönetmesini bekliyoruz. Emek kenti Kocaeli’de emekçilerin en doğal hakları yürüyüş ve toplantı haklarının gasp edilmemesini bekliyoruz. Gelişmiş demokratik ülkelerde, bu işler nasıl yürüyorsa Kocaeli’de böyle olmalıdır. Ama siz yüzünüzü Mısır’a, Yemen’e , Pakistan’a çevirip oralara öyküneceksiniz ; bilin ki bu halk asla teslim olmaz.
4
YASAKLAMALARA DAİR ÖNEMLİ BİLGİLER
 ‘’Solcular daha çok eylem yaptığı için…’’  
2012 değerlendirme toplantısında basının karşısına geçen Kocaeli valisi Ercan Topaca 2012 yılında ilde 65 toplantı ve gösteri yürüyüşü olduğunu bunların 14’üne müdahale edildiğini bildirdi. Sadece sol görüşlülere müdahale edildiği eleştirilerine “Devlet, insan ayırt etmez. Ancak siz de takdir edersiniz ki, eylemler, yürüyüşler daha çok sol görüşlüler tarafından yapılıyor. Bu nedenle onlara daha çok müdahale ediliyormuş gibi bir izlenim oluşuyor” şeklinde konuştu.
‘’Daha çok polise ihtiyacımız var’’
Yine 2012 yılı değerlendirme toplantısında konuşan Vali Ercan topaca “Türkiye ortalamasına göre bir polise düşen kişi sayısı 280. Kocaeli ortalamasına göre ise bir polise düşen kişi sayısı 386. Yani biraz daha polise ihtiyacımız var” dedi. Ayrıca Vali Topaca birçok olayın önceden önlenmesi adına tedbirler aldıklarını bildirerek toplamda 1 milyon 538 bin kişinin kimlik taramasından geçirildiğini bildirdi.
Yılın ilk operasyonu Kocaeli de gerçekleştirildi.
2013’ün ilk günü sabah saatlerinde terörle mücadele şubesi tarafından 20 öğrenci evine eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş 15 öğrenci üniversite de katıldığı eylemler gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Polisler, öğrencilerin evlerinde yaptıkları aramalarda, yazar Mehmet Uzun ve İsmail Beşikçi’nin kitaplarının yanı sıra öğrencilerin puşilerine de el koymuştu.
Saadet Partisine izin var Genç Umut’ta izin yok
Haberin hazırlanması sırasında İzmit’te Saadet Partisi tarafından yapılan basın açıklamasına izin verilirken aynı gün aynı yerde fakat farklı saatte Genç Umut üyelerinin ‘’AKP’nin karnesini açıklıyoruz 4+4+4 Eğitim sistemine hayır’’ başlıklı basın açıklaması izinsiz olduğu gerekçesiyle yine yasaklandı.

Hatırlatma;
6 Nisan 2012 günü Abdullah Gül’ün Kocaeli Üniversitesi’ne gelişi Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Kolektifleri, Genç-Sen ve TKP’li öğrenciler tarafından üniversite içinde protesto edilmiş, yapılmak istenen eyleme müdahale eden polis, biber gazı ve copla öğrencilere saldırarak 55 kişiyi gözaltına almıştı. Eylem sonrası çok sayıda öğrenci 6 ay okuldan uzaklaştırılırken Savcılık, Gül protestosuna katılan 46 öğrenci hakkında yasadışı gösteri düzenlemek ve yöneticisi olmak, polise mukavemet, gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet gibi nedenlerle kamu davası açtı. aralık ayında 3. sü görülen duruşma 25 Şubata ertelendi.
3
Halil YENİ
Telgrafhane