Emeklilik


Sevgili emekli dostlarım, çok kıymetli yol arkadaşlarım,

Burada sizlere uzun uzun emeklilerin sorunlarını anlatacak değilim. Yaz bitti, sonbahara girdik. Malumunuz, yaz aylarında dünyanın dört bir yanından emekliler tatil yapmaya Türkiye’ye geldi.Pekikendi ülkemizden kaç emekli o tatil beldelerine gidebildi, o konforu kaç emekli yaşadı?

Uzun sözün kısası emeklinin sorunları anlatmakla bitmez. Yoksulluk sınırının altındaki maaşları, dört emekliden üçünün açlık sınırının altında bir maaşla yaşaması, intibak sorunun hala tam olarak çözülememiş olması, çalışan emeklilerden yapılan prim kesintileri, sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar, örgütlenme hakkının ihlal edilmesi. Tüm bu sorunları siz her gün yaşıyorsunuz ve çok da güzel dile getiriyorsunuz, getireceksiniz.

Burada sizinle daha çok paylaşmak, tartışmak istediğim emeklilerin yaşadıkları sorunların kaynağıdır. Çünkü sorunların nedenini bulduğumuzda, neye karşı mücadele ettiğimizi daha iyi anlar, nasıl mücadele edebileceğimizi daha doğru bir biçimde belirleyebiliriz. Niye sadece DİSK’in emekliler için bir sendikası olduğu sorusunu yanıtlayabiliriz. Ve hep beraber, omuz omuza sürdürdüğümüz mücadelenin yolunu bulabiliriz.

Sevgili dostlarım, çok kıymetli yol arkadaşlarım,

Hepinizin bildiği gibi emeklilik hakkı işçi sınıfının uğrunda nice bedeller ödediği tarihsel bir kazanımıdır. Emeklilik, işçi sınıfının insan onuruna yaraşır bir hayat sürme mücadelesinin kazanımıdır. Emeklilik hakkı ve emeklilerin her türden hakları, işçilerin “Biz de insanız” diye ayağa kalkması sonucu elde edilmiştir.

Çünkü bu düzen için, kapitalizm için karşılığında bir mal, bir meta almadan verilen her türden para, her türden hizmet israf olarak görülür, ekonomiye zararlı diye düşünülür. İşte bu yüzden insanlara sadece bir şey sattığı zaman para verirler. Kimisi pazarda ürünlerini satar, kimisi mülkünü satar… İşçiler ise geçinmek için satabilecekleri tek şeyi, emeklerini satarak yaşarlar. Emeklerini sattıkları ölçüde yaşayabilirler, satamazlarsa sonları ya mezarlık, ya dilencilik, ya da hapishanedir.

Peki sadece emeğini satabilecek durumda olan insanlar, yani işçiler yaşlanınca, hastalanınca ne olacak? Tek mülkünü, emeğini de satamaz noktaya geldiğinde nasıl yaşayacak? İnsan yaşamak için ömür boyu, mezara kadar emeğini satmak mı zorunda?

Kapitalizmin kitabında bu soruların yanıtı bellidir. Evet, onlar insanlardan ölene kadar emek gücünü satmalarını isterler. Böylece ülkede işçi sayısı artar, işsizlik ortaya çıkar ve ücretler düşür. Kapitalizmin kitabındaki bu yanıt, biz işçi sınıfı için ölüm, açlık, yoksulluk demektir.

İşçi sınıfı işte bu yüzden yüzyıllar öncesinde ayağa kalkmış, emeklilik haklarını kazanmıştır. Emeklilik hakkı işçilerin bu düzene, sadece emek gücü satıcısı değil insan olduklarını kabul ettirmesidir.Bir başka ifadeyle, emekli olabilme kavgası, yani çalışamadığı zamanlarda da insanca yaşama kavgası,tüm işçi sınıfının kavgasıdır.

İşte bu nedenle DİSK’in bu alanda bir sendikası vardır. Ve Emekli-Sen’in mücadelesi, işçi sınıfın en köklü, en tarihsel kavgasıdır. Emekli-Sen’in mücadelesi, işçi sınıfının “biz sadece emek gücünü satan bir beygir, bir makine değiliz” kavgasıdır. Emekli-Sen’in mücadelesi işçi sınıfının insanlık kavgasıdır!

Bugün bu kavgayı daha fazla yükseltmeye ihtiyacımız var. Çünkü yaşadığımız düzende bu haklar birer birer elimizden alınmak isteniyor. Son AKP iktidarıyla beraber çıkan tüm yasalar, işçi sınıfının insanlık kavgasında kazandıklarına karşı bir saldırıyı ifade ediyor. Haklarımıza göz koyanlar aslında insanlığımıza saldırıyorlar.

Kısaca hatırlayalım…

Özellikle 2008 yılından sonra sağlıkta dönüşüm adı altında özel hastanelere her gün çuvallarla para aktarıldı ama bu paralar ilaç parası, doktor muayenesi, katkı payı gibi adlar altında siz emeklilerden kesildi.

İşverenlerin SGK yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayamadılar ama çalışan emeklilerden prim kesintisi yapmayı bildiler.

Peki bu primler emeklilere hizmet olarak mı döndü. Elbette öyle olmadı, Türkiye’de hala yaşlılık kliniği alanında ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu sizler eminim çok daha iyi biliyorsunuz. O paralar özel ilaç şirketlerine, özel hastanelere peşkeş çekildi.

Yetmedi; sizlerin maaşlarını enflasyon karşısında erittiler, başta sağlık olmak üzere harcamalarınızı artırdılar. Böylece sizleri emek gücünüzü satmaya zorladılar. Öte yandan siz mecburen çalışınca SGK kesintileriyle maaşlarınıza göz diktiler.

Emeklilerin on yıllardır süren intibak yasası talebini yerine getirmiş gibi yaptılar ama insanca yaşam koşullarını sağlamaktan uzak bir düzenlemeyle yetindiler.

Emekli maaşlarını düşürebilmek için emekli maaşı bağlama oranlarını aşağıya çektiler.

Tüm bunları yaparken emeklilerin sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkını ihlal ettiler! Emeklilerin birleşip haklarını savunmasının önüne engel çıkardılar çünkü sizden korkuyorlar.

Ancak biz görüyoruz ki her türlü engellemeye, kapatma kararlarına rağmen emeklilerin 18 yıldır devam eden bu kararlı ve onurlu yürüyüşü devam ediyor.

Sizlerin demokrasi mücadelesinden, işçi sınıfı mücadelesinden emekli olmadığınızı görmek bizlere güç katıyor. Burada sizin birlikteliğiniz, bir arada durmanız, ortak hedefler doğrultusunda kenetlenmeniz bize güç vermeye devam edecektir.

Bizler de, DİSK olarak sizin bu mücadelenize güç katmak için elimizden ne geliyorsa ardımıza koymayacağız. Çünkü biliyoruz ki emeklileri kavgasında yalnız bırakmak, bu sorunları sadece emekli olanların sorunu olarak görmek, işçi sınıfının en eski davalarından birinden vazgeçmek anlamıma gelir.

Sizin kavganız bugün istihdam edilen edilmeyen tüm işçilerin kavgasıdır.

Sizin kavganız, çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerin kavgasıdır.

Sizin kavganız işçi sınıfının kavgasıdır, DİSK’in kavgasıdır!

Hepinizi saygıyla selamlıyorum…


Kani Beko
Emekli-Sen