Henüz 'Çare Sarıgül' değil!


Kılıçdaroğlu'nu rahatsız eden 'Sarıgül tartışmaları' neler? 
CHP için ne anlama geliyor?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. Kılıçdaroğlu Gezi'den yerel seçimlere birçok konuyu anlattı:

CHP Genel Merkezi'nde de seçim hazırlıkları için vaziyet alınmış. Kılıçdaroğlu binanın bir katını genel merkezi ziyaret etmek isteyen aday adaylarına ayırdıklarını anlattı. Bu, biraz da aday adayı kalabalığını yönetmek için düşünülmüş:

“Aşağıda beş kişilik bir komisyonumuz var. Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreterin de içinde olduğu. Her seçim bölgesi için ayrı ayrı aday nasıl belirlenmeli, bunun çalışmasını yaptılar. Bir iki görüşme yapacaklar. Nasıl aday belirleneceğine dair. Parti Meclisi’ne bilgi verdik ve yetki aldık. Şu anda anketler devam ediyor.”

MEYDANLARA SANDIK KONACAK

Birden fazla anket yapıyoruz. Örneğin belediye başkanının bizde olduğu yerlerde yaptığımız anketlerde başkan ve CHP oylarını ayrı ayrı değerlendiriyoruz. Başka hangi adaylar var ya da halk kimi istiyor onu öğrenmeye çalışıyoruz. YSK’nin takvimine bağlı olmaksızın kendimiz bir takvim oluşturduk. Adaylar çok önceden başvuruyor ve biz adaylar üzerinden bir çalışma yapıyoruz.

Asıl olan halkın sevdiği, en çok oyu kiminle alabileceksek onunla yola çıkmak çok önemli. MYK geçen hafta eğilim yoklaması yapılacak üç yer belirledi. Bütün parti üyelerinin önüne sandığı koyacağız ve onlar belirleyecek. Süreç içerisinde bu sayı daha da artacak. Belki daha küçük ölçekli yerlerde sandığı meydana koyup parti üyesi olsun olmasın kimi belediye başkanı görmek istiyorsunuz diye halka soracağız.

» Meydana sandığı koyduğunuzda merkez sağa yakın isimler de çıkabilir. Merkez sağ adaylarına açık mısınız?

Tabii. Merkez sağdan partimize gelirse memnun oluruz. Seçilen isim sadece CHP’lilere değil tüm halka hizmet sunacak. Eğer belde halkı şu insan olsun ve CHP’den olsun diyorsa tabii ki bunu değerlendireceğiz.

GEZİ CHP'Yİ İSTEMEDİ, CHP GEZİ'Yİ İSTİYOR

» Gezi süreci ve park forumları yerel yönetim anlayışınızı nasıl etkiledi?


Elbette etkiledi. Partinin gençleşmesi isteniyor. Bu açıkça ifade edildi. Sadece bizim için değil bütün partiler için bu geçerli. Biz Gezi’den önce yüzde 11 gençlik kotası getirmiştik. Yüzde 33 cinsiyet kotası getirmiştik. Bu ikisi, Gezi talepleri ile örtüşüyor zaten.

»Siz, Gezi Direnişi sırasında Tayyip Erdoğan “Bu işi CHP’liler yapıyor dediğinde 'Onlar bizi de istemiyor'” dediniz ve Taksim'e tek başınıza flamalar olmadan gittiniz. Gezi’yi anlamaya çalışıyorsunuz ama oralarda da sanki CHP’nin değişmeyeceğine dair bir kanaat var.

Ben o sırada başka bir çağrı da yaptım. CHP’de değişim ve devrim mi istiyorsunuz, gelin dedim.

» Gezi gelsin partide devrim yapsın mı diyorsunuz?
Diyorum. Gelin o zaman, üye olun, devrimi ve değişimi beraber yapalım. Devrimse devrim, değişim ise değişimi yapalım.


Ben iddia ediyorum, son üç yılda en büyük değişim ve dönüşümü yaşayan parti CHP’dir. İl başkanları, tüzüğümüz değişti, gençlik ve kadın kotası geldi. Özgürlük ve Demokrasi bildirgesi yayınladık. Yüzde 10 seçim barajı insin dedik, sosyalist enternasyonale Genel Başkan yardımcısı olduk. AB ile yakın ilişki geliştirdik. Teknik bazda bile görüşmelerimiz devam ediyor. Dış politikamızı bütünü ile yeniledik.

» Gezi ile birlikte gençlere açılırken bir yandan da dış gezileriniz ağırlık kazandı? Dışarıda AKP ve CHP ile ilgili izlenimlerin değiştiğini düşünüyor musunuz?

Artık biz Irak’a, Mısır’a, ABD’ye, Londra’ya da gidiyoruz. Şunu çok rahat iddia edebilirim ki CHP olmazsa AKP’nin baskıcı politikalarını Batı bu kadar rahat algılayamayacaktı. Her gittiğimiz yerde Türkiye’de olan biteni anlattık. Önce bize inanmadılar. Siz statükocusunuz, siz AKP’yi kötülüyorsunuz dediler. Biz ne yaptık da statükocu olduk? Demokrasiyi biz savunuyoruz. 12 Eylül yasalarını değiştirin diyoruz onlar değiştirmiyor. Yüzde 10 barajını indirelim diyoruz, onlar engelliyor. Dolayısıyla Batı sadece AKP’nin ağzından Türkiye’yi okuyordu. Şimdi durum tam anlamı ile değişti, yerle bir oldu.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER AKP'DEN İLERİCİ
» Bu algı değişikliğini Batı’da ve Ortadoğu’da hissediyor musunuz?


Batı dünyasına daha erken gittik, orada anlattık. Arap dünyasına sonradan gittik ve anlatmaya başladık. Bakın Mısır’daki Müslüman Kardeşler Örgütü bile CHP Heyetine “Sadece AKP ile değil bütün Türkiye halkı ile ilişki kurmak istiyoruz” diyorlar. Anlayışları AKP’den çok daha ileride. Erdoğan bize ne diyordu: “Sisi’nin ayağına gidiyorsunuz.” Dünyadan bu kadar kopuk, gerçeklikten bu kadar kopuk bir dış politika inşa etmeye çalıştılar ve geldiler, duvara tosladılar.

AKP'YE AYNEN İADE

» “Dünyadan, gerçeklikten kopuk” suçlaması CHP için kullanılıyordu. Statükocu, baskıcı gibi argümanları da öyle. Siz artık bu kavramları iade mi ediyorsunuz?

Batı'da AKP için statükocu, baskıcı politikaları uygulayan, diktatörlük heveslisi bir parti var dedik. Erdoğan için diktatör kelimesini ilk kullanan benim. Artık dünyada herkes Erdoğan’ı diktatör olarak biliyor. Ağzından çıkan her sözü ertesi gün AKP'nin milletvekilleri, AKP’nin savcıları, AKP’nin hakimleri uygulamaya koymaya çalışıyorlarsa bu ülkede demokrasi rafa kalkmıştır, diktatörlük vardır. Statükonun temsilcisi de AKP’dir.

ÇARE HENÜZ SARIGÜL DEĞİL

»Çok konuşulan Sarıgül adaylığı konusunda ne düşünüyorsunuz?


Partimizin üyesi değil ki! Ne düşüneyim? Bu konuyu konuşmamız için, önce gelip partimize üye olması gerekiyor. Daha önce ihraç edildiği için benim imzamla ya da MYK kararı ile partiye dönemiyor. Parti Meclisi kararı gerekiyor. Geçmişte Fikri Sağlar ve Celal Doğan için de böyle oldu. Prosedür yine böyle işleyecek. Sayın Mustafa Sarıgül Parti Meclisi'ne başvuracak, başvurusu değerlendirilecek. Başka bir seçeneğimiz de yok. Tüzüğümüz var. Hepimiz bu metne uygun tavır almalıyız. Aksi halde biri yargıya başvurur, bizim alacağımız karar boşa çıkar.

» Sarıgül meselesinin bu kadar konuşulmasını rahatsız edici buluyor musunuz?

Beni rahatsız eden şey, sürekli aynı sorunun sorulması. Yoksa Sayın Sarıgül’ü medya konuşur, tartışır, bunlar doğal. Ama benim ilgi alanımın dışında.

» Daha partiye üye olmayan birinin çok fazla pazarlık ettiğini düşünmüyor musunuz?

Ben bu konuları gazetelerden okuyorum. Böyle bir pazarlık yok. Bugüne kadar böyle bir konuya dahil olmadım. 

Yeğeninizin sosyal paylaşım sitesinden Sarıgül’ün adaylığı konusunun kesinleştiğini yazması tartışmayı ateşledi. 

Ben bu konuyu yeğenimle hiç konuşmadım ki. Bazen benim soyadımın bir harfini çıkarıyorlar ve ona uygun bir tweet atıyorlar, kimse ismin farkında olmuyor, benim ya da bir yakınımla ilgili olmuş gibi gözüküyor. Kısacası, çare şimdilik Sarıgül değil.


Sarıgül: CHP’li olmak istiyorum

Sarıgül, CHP Parti Meclisi'nin hakkında vereceği 'disiplin cezası' ile ilgili kararı bekliyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na CHP'den aday olmak isteyen Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Parti Meclisi'nde kendisi hakkında verilecek kararı bekliyor. İstanbul’a aday olmak için CHP’den olumlu haber beklediğini söyleyen Sarıgül, hedeflerini anlattı.

'EKİM’İ BEKLİYORUM'


CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olup olmayacağını sorduğumuz Sarıgül, ekim ayını beklediğini söyledi.

Sarıgül, "Aldığım duyumlara göre ekim ayı ortalarında bu iş bitecek. CHP’ye yeniden üye olabilmem için daha önceden partide benimle ilgili alınmış olan bir ihraç kararı var. Bu kararın ortadan kaldırılması gerekiyor. Dolayısıyla bu durum ekim ortalarında veya en geç kasım başında yapılacak Parti Meclisi toplantısında hakkımda verilmiş olan disiplin suçunun kaldırılması sağlanacak. Daha öncesinden bana verilen disiplin suçu kararı kalkarsa üyeliğimizi hemen yaptırırız. Üye olmadan da aday olmamız söz konusu olamaz” dedi.

’DÜŞERSEN DARA’


Mustafa Sarıgül, 'düşersen dara, Sarıgül'ü ara' sloganını esprili bir şekilde dillendirdikten sonra CHP Genel Başkanı ve kurmaylarının kendisini partide görmek istediğini belirterek "Ben de bir an önce CHP’li olmak istiyorum. CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olmak istiyorum, İstanbul'u istiyorum" diye konuştu. 

‘SAVAŞ İSTEMİYORUZ’


AKP’nin dış politikasını da eleştiren Mustafa Sarıgül, "Sıfır sorun diye geldiğimiz noktaya bakınız, yüzde yüz sorunlu hale geldik. Suriye politikamıza bakın, Mısır politikamız bakın. Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, umut veren bir politika üretemedi, ülkemizi savaşın eşiğine taşıdı" sözlerini sarfetti.

‘ŞİŞLİ BANA DAR GELİYOR’


Şişli'yi ve ilçede yaşayan halkı çok sevdiğini ve onlara hizmet etmekten çok mutlu olduğunu söyleyen Mustafa Sarıgül, şunları söyledi:

”Şişli gömleği bana dar geliyor. Ben yurttaşlarımızın hizmetinde olmayı seviyorum. Amacım İstanbul’da yaşayan yurttaşlarımızın tümünün hizmetinde olmak. Bütün arzum ve dileğim bu yöndedir. İnanıyorum ki, CHP gibi büyük bir parti bana bu fırsatı verir. Ben de enerjimi bu yolda yani İstanbullulara hizmet yolunda harcarım. Halkıma hizmet etmeyi çok seviyorum, önümüzdeki günler neler getirir bilinmez. Ama ben bütün bunları düşündüğümde inan uykularım kaçıyor, geceleri uyuyamıyorum. İstanbullu hemşerilerime hizmet etmek inşallah CHP’de kısmet olur, bu konuda iyi bir haber gelir diye bekliyoruz." 

'LİDER, KADRO VE PROJE'


Mustafa Sarıgül, gerek yerel yönetimlerde, gerekse ülke yönetiminde başarılı olmanın yolunun lider, kadro ve projeye bağlı olduğunu söyledi. Sarıgül, "Bir ülkede, ister özel sektörde, isterseniz kamuda, nerede olursanız olunuz başarılı olmanız için lidere, kadroya ve projeye büyük ihtiyaç vardır. Özellikle de kamuda verilen hizmet, yani yerelde veya genelde verilen hizmetler çok çok daha önemlidir. Çünkü hizmeti direk halka veriyorsunuz. Verilen bu hizmetlerin sağlıklı ve zamanında yerine ulaşabilmesi içinde yukarıda saydığım lider kadro ve projeye sahip olmanız gerekiyor. İşte bu vasıflar bizde var. Lider var, kadro var proje var. Bizler hem İstanbul'u hem de ülkemizi çok daha iyi yönetir ve hizmet veririz" diye konuştu.

'İNŞALLAH TÜRKİYE SAVAŞA GİRMEZ'


Bir başka soru üzerine Türkiye'nin dış politikası hakkında düşüncelerini de aktaran Sarıgül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'Komşularımızla sıfır sorun' politikasının geldiği noktanın kendisini çok üzdüğünü ifade etti.

"Komşularımızla olan huzursuzluklar beni de gerçekten çok üzüyor" diyen Sarıgül, "İnşallah Türkiye savaşa girmez" temennisinde bulunarak şunları söyledi:

"Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nın 'sıfır sorun' açıklaması gerçekten çok büyük bir umut vermişti ama AKP'nin dış politika yanlışlarıyla bütün komşularımızla problemli ve itilaflı vaziyete geldik. Umarım bu ilişkiler bir an önce düzelir. 

SINIR TİCARETİ ÖNEMLİ


Güney Doğu'da sınır ticareti çok önemli ama orada sınır ticareti durmuş vaziyette.
Orada insanlar ekonomik olarak çok perişan vaziyetteler. Benim için önemli olan cennet vatanımın mutlu olmasıdır. Benim cennet vatanım mutlu ve huzurluysa biz demokrasinin gereği olarak bir çok şeyi yapabiliriz. Ama vatanımız mutsuzsa biz hiç bir şey yapma durumunda olamayız. İnşallah Türkiye savaşa girmez. Çünkü komşularla savaştıktan sonra NATO ülkeleri yani, Almanya, Fransa, İngiltere ve diğerleri çekip gidiyor, biz sınır komşumuzla başbaşa kalıyoruz. O nedenle bizim çok daha dikkatli olmamız lazım.

Bizim şuana kadar izlediğimiz dış politika umut veren bir dış politika olmadı. Mısır'da yaşanan olayların da bir an önce bitmesini arzu ediyorum. Biz demokrasiye inanıyoruz. Biz askerlerimizi seviyoruz ama askerlerimizi kışlada seviyoruz. Hiç bir ülkenin cadde ve sokaklarında tankların yürümesi bizim arzu ettiğimiz olaylar değildir. Bu gün Suriye'de de çok büyük olaylar yaşanmaktadır bu olayların da inşallah bir an önce sona ermesi en büyük arzumuzdur."

Sözcü Haber