Ergenekon'un -geçici- bir numarası


Yıllarca ağızlarına Atatürk adını almadıkları gibi, Atatürkçüleri de suçlayıp durdular.
Saçma, belgesiz ve hatta sahte belgeler üreterek, davalar açarak Atatürkçüleri zindanlara tıktılar.
Toplumu medya bombardımanı ile paspas gibi döverken, “Bir Numarayı arıyoruz” diyerek, sürekli terörize ettiler.
Şimdi ise, ‘vesayetçi, darbeci’ ile engelledikleri görüşleri kendileri savunur oldu!
Böylece “Ergenekon’un 1 Numarası” da belli oldu: Başbakan Erdoğan!
Ama bu, ‘geçici’ bir durum. 30 Mart Yerel Seçimleri’ne kadar puan toplamak ve ‘ne pahasına olursa olsun’ mevzileri kaybetmemek için.
*
Erdoğan’ın Gülen Cemaati ile giriştiği kavgada söylediklerine bakınca, yıllardır zindanlarda yatan muhaliflerin yazdıkları ve söylediklerine sahip çıktığı görülüyor.
Dün, Yazar Ergün Poyraz’ın kitaplarında yazdığı ‘Kâinat İmamı’ lafını şimdi Erdoğan söylüyor!
Dün, Polis Müdürü Hanefi Avcı’nın söylediği “Hükümete alternatif yapı kurdular” sözünü, bugün Başbakan “Hükümete paralel yapı” diye telaffuz ediyor! (Üstelik aradan 6 yıl geçtikten sonra).
*
Erdoğan’ın son söyledikleri bu açıdan şaşkınlık verici… Ama hangi sözü böyle değil ki zaten?
“Pensilvanya’daki örgüt şemasında Kâinat İmamı diye geçiyor. Hesaplarını Türkiye’ye Humeyni gibi dönmek üzerine kurmuşlar. Mesih diyorlar, mehdi diyorlar. Bütün bunların hepsini söylüyorlar. Örgütün şeması elimizde... Kâinat İmamı diye başlıyor” diyor Başbakan.
“2010 Referandumu’nda bunların tek hedefleri vardı. İdari ve adli yargıyı ele geçirmek. Ve bunu başardılar. Az veya çok başardılar” diyor Başbakan.
***
PARALEL GİTMİŞLER…
Osmaniye mitinginden Ankara’ya dönerken gazetecilere konuşuyor Başbakan:
“Hele hele mesela ben şimdi rahmetli Savaş’ın (Ay) onunla olan o söyleşisini görünce, doğrusu itikâdi noktada çok ciddi ikilemin içine düştüm, sarsıntı geçirdim”. (Fas’tan bile TV’leri izleyip “Alo Fatih” diyen Erdoğan, Savaş Ay’ın yıllar önce herkesin bildiği televizyon programından habersiz, yeni haberi olmuş, öyle mi? Bugüne kadar bildiği halde paralel gitmişler, şimdi kavga çıkınca gözü açılmış)…
“Bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nı dinlemek Milli Güvenlik sorunudur. Bu zaten MGK açıklamasında vurgulandı. Mesele artık devlet politikası haline geldi. Çalışmalar da başladı. Bu adamlarla ben bu meseleyi birkaç yıldır görüşüyorum. Şu bölücülüğü yapmayın diyorum. Darbe yapmak istediler. Samimi olmayınca yakayı ele verdiler” diyor Başbakan.
Diyor ve kuşkular başlıyor.
Cumhurbaşkanı dinlendiğinden emin değil. “Bana bunu Başbakan söyledi” diyerek, ne onu zor durumda bırakmak istiyor ne de bilmediği bu konuda onaylamak durumunda kalmak…
İkinci kuşku şu: “Hangi adamlarla, yasadışı dinlemeyi birkaç yıldır konuşuyor?”
Kimlere “Şu bölücülüğü yapmayın” diyor?
Madem ‘darbe yapmak istediklerini’ biliyor da, niçin önlem almıyor ve muhataplarına (!) ‘Yapmayın’ demekle yetiniyor?
“30 Mart’tan sonraki etaplarda atacağımız birçok adımlar var. Bu adımları süratle atıp neticelerini almak olacak” diyor.
Ne yani; hükümete ve başbakana darbe yapmak isteyenler var, bunları başbakan biliyor, kendilerine ‘Yapmayın’ diyor; ama tedbir almak için aylarca bekliyor, öyle mi?
Allah’ım aklımıza mukayyet ol!
Son bir söz…
‘Paralel yapı’ demek, aslında “Biz birbirimizin aynısıyız” itirafı değil mi?
‘İçimizdeki gizli yapılanma’ deseler, sorun yok. Ama ‘paralel yapı’ deyince, birbirine paralel giden, yani birbirinin aynı yapı olmuyor mu?
Bir başka deyişle, “Biz bir fidanın güller açan dalıyız” anlamına gelmiyor mu?
*
GÜNÜN SÖZÜ:
Bir rüya görmüş gibiyim! – M. Kemal ATATÜRK (Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp İzmir’e girdikten bir gün sonra -10 Eylül 1922 - İzmir kıyısından Ege Denizi ufkuna bakarken).