Otoriter Acziyet ve Bayrak
Akp'nin "çözüm adı altında yürüttüğü çözümsüzlük" sürecinin semeresi olarak karşımıza çıkan ve kalbi melekelerinde zerre miskal vatan ve millet hissiyatı taşıyan her vicdanı yaralayan "bayrak indirme" hadisesi sonrası yine ve yeniden acziyet ve zafiyet içinde siyasi ikbal adına masa başında verilen sözlerin ağırlığı altında kalmış yüreksiz iradeleri ve çaresizlikleri her daim gözlerinden okunan Akp iktidarı mensuplarının bu menfur hadisesinin akabinde yaptıkları yuvarlama ve kıvırma edebiyatından yüz bulan yüzsüzler semalarımızda dalgalanan ve Hakkın ( CC ) izni ve inayetiyle kıyamete kadar dalgalanmaya devam edecek olan şanlı bayrağımıza karşı edepsizliği adet edinmiş olacak ki, İstanbul`un göbeğinde üstelik bir ilçe emniyet müdürülüğü bahçesinde kendini bilmez densizin biri bina önünde göndere çekilmiş vaziyette bulunan bayrağı indirmeye yeltenmiş, yapılan uyarı ve ikazları ciddiye almayan bu yüzsüz yeniden bayrak direğine doğru hamle yapınca "çok şükür ki başındaki siyasal idarenin içine düştüğü zaafiyet batağına hiç bulaşmamış bayrağı namus belleyen has bir vatan evladı vazifedar polis memuru tarafından" ayağından vurularak başka bir rezaletin ve kepazeliğin daha yaşanmasına izin verilmemiş.
Bir yandan yürüttükleri çapsız dış politikalarının neticesinde başı ve sonu hesaplanmadan körü körüne icra edilen “düşmana karşı düşman besleme“ basiretsizliği ile Esad rejimine karşı Afganistan steplerinden terörizm ihraç ederken,diğer yandan dağdaki eşkiyayı düz ovaya indiricem hevesatı içinde örgüt liderleriyle pazarlık masasına oturan ve çok büyük marifetmiş gibi terör örgütüyle yapılan aleni pazarlığa memuriyet gereği bulaşmış yada bulaşacak olana yargı zırhı giydirme derdine düşen siyasal iktidarın dar fikirli mensupları “ 1.dünya savaşını Osmanlı için fiilen bitiren Mondros Mütarakesi ve sonrasında imzalan lakin asla yürürlüğü girmeyen Sevr sürecinde bile “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin onur ve şerefinin bu derece ayaklar altına alınmadığının farkına ne zaman varacak acaba merak ediyorum..
Terörü bitirmenin yolu terörü kamu imkanlarıyla finansa etmek ve tüm bölgenin akıbetini militarizm ve örgüt elemanlarının inisiyatifine terk etmek değildir, devlet otoritesi ve hakimiyeti,tehdit unsuru olarak varlığını sürdüren silahlı örgüt karşısında, çaresizlik seviyesine indirgenmemelidir, yapılacak olan görüşmelerde terör örgütünün muhatabının kendileri gibi iç ve dış siyasal emperyalist hesapların maşası pozisyonunda olan çapulcular sürüsü değil yasa,kanun,kurum ve teşkilatları ile bir bütünü oluşturan anayasal çerçeve içinde varlığı birliği ve dirliği tartışılmaz olan egemenlik haklarını son raddesine kadar kullanan bir hukuk devleti olduğunun hissettirilmesi gerekir amma kime söylüyorsun…
Ortada bir oyun var lakin oyunun yuları Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin elinde değil İmralının belinde… Malesef.
Malum-u İlâm
