Header Ads

Kılıçdaroğlu: Meclis çoğunluğu farklı, hükümet farklı olursa kaos ortamı oluşur


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘millet ittifakı’nın Meclis çoğunluğunu sağlaması durumunda, anayasa değişikliği için gerekli olan sayının AKP’liler tarafından tamamalanacağını öne sürdü.

CHP lideri, Meclis çoğunluğunun farklı, cumhurbaşkanı başkanlığından hükümetin farklı olması durumda bir kaos yaşanacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin performansını görmesinin ardından kendisinin aday olması konusunda ‘keşke’ demediğini söyledi.

“Tam aksine, İyi bir aday belirlediğimiz için son derece mutluyum. Siyaset biraz akılcılık işi. Aklınızı kullanıp doğru tercihte bulunduysanız, gurur duyabilirsiniz” diyen Kılıçdaroğlu, İnce’nin çalışkan, özverili, güçlü ve geniş kitlelere güven verdiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Aslında Kılıçdaroğlu en yakın rakibini elemek için Muharrem İnce’yi aday gösterdi. İnce kazanamazsa genel başkanlık yarışından da çekilmiş olacak” dendiği hatırlatılınca “Hayır. Onu benim külahıma anlatsınlar. Cumhurbaşkanı adayı olmayı zaten Muharrem bey istiyordu. Bizde birden fazla aday vardı” dedi.

İnce’nin seçilmeyeceğini düşünmediğini aktaran CHP lideri, gülerek şunları söyledi: “Cumhurbaşkanlığını bırakıp genel başkanlığa gelirse bir sorunum yok. Neden Cumhurbaşkanlığı’nı bıraksın? Cumhurbaşkanı seçilecek, ülkeyi yönetecek. Bakanlar Kurulu’nu, kendi yardımcılarını belirleyecek. Türkiye’ye yeni bir ufuk açacak. Toplumda bu kadar güçlü bir beklenti varken hayal kırıklığı yaratmanın bir mantığı yok.”

Kılıçdaroğlu, aday tanıtım toplantısında “Gel bakalım buraya Muharrem İnce” demesinin de tartışıldığının belirtilmesi üzerine şunları kaydetti: “Onun başında kullandığım bir sözcük var, o özellikle makaslanıyor. ‘Sayın Muharrem İnce’ demiştim, ‘sayın’ kısmı kesilerek ifade ediliyor. Muharrem bey ile bizim dostluğumuz, arkadaşlığımız var. O siyasetin içindeyken, ben siyasetin dışındaydım. O dönemden tanışıyoruz. Sonra benim grup başkan vekilliğimi de başarılı bir şekilde yaptı. Sayın Muharrem İnce’yi bir dost, bir arkadaş olarak çağırmam kadar doğal bir şey olamaz. Ama bunu alıp da farklı bir anlam yükleyerek kullanmak, dostluğun ve arkadaşlığın ne olduğunu bilmeyenler tarafından geliştirilen bir dil. Dostluğun ve arkadaşlığın ne olduğunu bilenler bunu gayet olağan karşılıyor.”

İttifakın geçmişi
‘Millet ittifakı’na değinen Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin programlarının ve beklentilerinin farklı olabileceğini ancak Türkiye’de halkın beklentilerine uygun olarak ortak bir payda yaratmak zorunda olduğunu ifade etti.

CHP lideri, birden bire bir araya gelmediklerini, daha önce toplantılar yapıldığını belirterek referandum sürecinde de aynı doğrultuda oy kullandıklarını kaydetti. Kılıçdaroğlu, referandum döneminde parti propagandası yapmamaya özen gösterdiklerini, CHP bayraklarıyla sokağa çıkmadıklarını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Sonuçta CHP’nin ve diğer partilerin topluma verdiği güvenle bir araya gelmeyi, ortak payda oluşturmayı ve Türkiye’nin geleceğini birlikte şekillendirebileceğimizi düşündük ve ‘millet ittifakı’nı kurduk. Önce alt düzeyde arkadaşlar görüştüler, sonra genel başkan düzeyinde bir araya geldik ve bugünkü ittifakı oluşturduk.”

‘Erdoğan’la bir işimiz yok’
CHP lideri “Milli Görüş geleneği ile CHP’nin geçmişini kıyasladığımızda, Saadet Partisi ile CHP’nin aslında çok da yakın durmayan iki parti olduğunu görüyoruz. Millet ittifakındaki partilerle gerçekten ortak paydalarınız var mı, yoksa tek hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iktidardan düşürmek mi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Onu Erdoğan söylüyor. Bizim Erdoğan’la bir işimiz yok. Türkiye’nin geleceğini şekillendirmek istiyoruz ve ortak paydamız da bu şekillendirme üzerine inşa edildi. Bugün demokrasi, adalet, güçler ayrılığı, güçlendirilmiş bir parlamenter sistem yok. Bütün bunların bizim ortak paydamızı oluşturan çağdaş değerler olduğunu görüyoruz. Üstelik bu değerlerin hiçbirisi Türk halkının değerleriyle çelişmiyor. Düşünceyi ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü, din-vicdan özgürlüğü istiyoruz. Adliyeye, kışlaya, camiye siyaset girmesin, insanlar ibadetlerini özgürce yapabilsinler. Adliyede her siyasi partiden insanın sorunu olabilir. Ama orada yargı bağımsızlığı olmalı. Bunlar hep bizim ortak taleplerimiz ve zaman içerisinde şekillendi. Sonra bir araya gelerek bir ortak ittifak metni hazırladık ve bunu kamuoyuyla paylaştık. Sadece kısa süreliğine değil, bu amaçların gerçekleşmesi için daha uzun süreli, daha kapsayıcı, daha akılcı bir metin toplumun önüne koyduk ve ‘millet ittifakı’nın oluşturduk.”

‘İttifak sürer’
Kılıçdaroğlu, seçimlerde ‘umduklarını bulamasalar’ da ittifakın devam edeceğini söyledi: “Aynı ilkeleri gerçekleştirinceye kadar elbette devam eder. Yargı bağımsızlığını, din vicdan özgürlüğünü ben de istiyorum, Temel bey de istiyor, Meral hanım da istiyor. Dolayısıyla, ayrı partileriz ama bazı konularda müşterekiz. Parlamentoda bu konularda gelecek olan düzenlemelere ortak davranacağız ve ortak politika oluşturacağız. Diyelim ki başka bir konuda bir yasa geldi, o konuda her parti kendi programına farklı davranıp politikasını oluşturabilir.”

CHP lideri, ittifaklarının öngördüğü anayasa değişikliğine AKP’li vekillerin de büyük ölçüde destek olacağına inandığını dile getirerek “Bu konuda çok iddialıyım. Çünkü getirilen sistem, Türkiye’de kısa sürede kaosa yol açabilecek bir model. Parlamentoda çoğunluğu olan farklı, Cumhurbaşkanı farklı ve hükümet de farklıysa bir kaos ortamı oluşacak” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Denge denetimi açısından bu bir avantaj olarak görülemez mi?” sorusuna da şu yanıtı verdi: “Tam tersine, birisi diğerini hiç denetlemiyor. Güçler birliği var, bütün yetkiler bir kişiye verilmiş vaziyette ve o makam hiçbir zaman denetlenemiyor. Hiçbir zaman yargılanamayacak, hiçbir zaman eleştiriye de tabi tutulamayacak, çünkü bütün güç onun elinde. Bu, bir toplumun felaketi, düşünce özgürlüğünün önüne engel koymak demek. Sayın Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı adaylığını belirlerken yeni bir düzenleme daha yapmak lazım, birisi tutukluysa Cumhurbaşkanı adayı olmasın’ diye bir açıklama yapmış. İyi de tutuklanmak kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez ki… Demokrasilerde, seçme ve seçilme hakkı bir kişinin en temel haklarından biridir. Seçme ve seçilme hakkını elinden alırsanız, hangi demokrasiden söz edeceksiniz? Bu söylemi Türkiye’yi gelecekte bekleyen tehlikeye dikkati çekmek için ifade ediyorum. Erdoğan’ın söyledikleri hayata geçtiği zaman bir diktatör rakiplerini hemen tutuklatabilir ve tutuklanan kişi seçme ve seçilme hakkını kaybeder. Yani vatandaş onu seçmek istese bile seçemeyecek konuma gelir. Düşünün, bunu 21’inci yüzyıl Türkiyesi’nde Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş bir kişi söylüyor. Vahim, akıl dışı bir şey. Demokrasiyi temelden yok ediyorsunuz. Rakibiniz tutuklatarak ekarte ediyorsunuz ve çıkaracağınız bir yasayla onun seçimlere girmesini engelliyorsunuz. Aklın alacağı şey değil. Allah akıl fikir etsin.”

‘HDP’ye oy gitmez’
Kılıçdaroğlu, CHP’li seçmenlerden bazılarının HDP’ye barajı geçsin diye oy verebileceğinin sorulması üzerine “Bizim seçmenimiz partisine bağlıdır. Bizi çok eleştirir, çünkü bilinçli bir seçmen kitlemiz var. Ama sonuçta sandığa gider, oyunu verir. Seçimlerde tercihini değiştireceğini pek düşünmüyorum” dedi.

Gül övgüsü
Kendisinin Abdullah Gül’le görüşmediğini belirten Kılıçdaroğlu, Gül’ün görev süresince tarafsızlığını koruyarak partisinden istifa ettiğini kaydetti.

CHP lideri, “Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra da hiçbir partiye üye olmadı. Dolayısıyla, anayasada yazılı olan metne sadık kaldı. Bu çok önemli bir olay. Sayın Abdullah Gül’ün adaylığı konusu bize ne sayın Abdullah Gül’ün çevresi ne de bir başka çevre tarafından anlatılmadı. Bu, kamuoyunda tartışıldı” dedi.

Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Gül’ün adaylığı konusunda kendisine bir tavsiyesi olmadığını belirterek şu an adaylar konusunda güzel bir tablo görüldüğünü ifade etti.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.