Mehmet Tezkan, cuma günü adeta “yetti gayri” diyordu:
“Semra Özal saçı verse de kurtulsak!”
Semra Özal’ın verip vermeyeceği belli olmayan saç, rahmetli Turgut Özal’ın, ama Semra Özal vermiyor.
Verse ne olacak?
Mehmet Tezkan, “Semra Hanım rahmetli kocasının saç telini verse adli tıp işi çözecek” diyor.
Yani “Turgut Özal öldü mü, öldürüldü mü?” konusu artık tartışılmayacak?
* * *
Olur mu, böyle bir konu eldeyken, defter kapatılır mı? Kim bilir daha neler çıkacak ortaya, ne şahitler, ne belgeler, ne mektuplar? Kaç program yapılır, ne reyting alınır?
* * *
Hem bu konu kapandı diye, yenisi açılamaz mı?
Mesela Ankara cinayeti, Genelkurmay başkanının oğlunun yargılandığı cinayet, doktor Naci casus muydu, değil miydi? Rus elçiliğine oradan buradan derlediği haberleri uçurur muydu?
İyi konu değil mi?
Tartış tartış bitmez…
Ankara’da işlenen cinayetin Bolu’da yargılanması, bu bile yeter.
* * *
Ya Sabahattin Ali’yi kim öldürdü?
Buyurun size bir başka konu…
Beğenmediniz mi?
* * *
Açalım o zaman tarih sayfalarını…
“Sultan Aziz öldürüldü mü, intihar mı etti?”
Mithat Paşa bu işe karıştı mı, karışmadı mı?
Sultan Abdülhamit, amcasını öldürdü diye, Mithat Paşa’yı Yıldız parkındaki Çadır Köşkü’nde yargılayıp, Fizan’a gönderdi mi, göndermedi mi? Mithat Paşa yargılanmadan önce, İzmir’de Fransız konsolosluğuna sığındı mı, sığınmadı mı?
* * *
Bunlar da tartışılmalı… Büyük tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mithat Paşa’nın Sultan Aziz’in ölümüyle bir ilgisi olmadığını açıkça yazmasına rağmen birileri bulunup “Hayır, Mithat Paşa cinayetin içindedir!” diye makaleler yazdırılmaz mı?
Tıpkı bugünkü gibi…
Ne deniyor?
“Servis edilen fotokopiler, savcıdan, mahkemeden önce yandaşların elinde!”
Böyle deniyor, değil mi?
Mithat Paşa yargılanırken, aleyhinde en ağır yazıyı kim yazmıştır?
Muharrir “Ahmet Mithat Efendi.”
O “Ahmet Mithat Efendi” ki “Ahmet” olan adına, efendisi “Mithat Paşa”nın adını eklemiş ve Ahmet Mithat Efendi olmuştur.
* * *
İsmail Hakkı Uzunçarşılı onun için der ki:
“Mithat Paşa’nın himayesinde yetişmiş ve adını almış olan muharrir Ahmet Mithat Efendi saray tarafından eline verilen vesikalar ve emirlerle arzu edildiği şekilde padişaha hizmet eylemiştir. Kendisinin imzası altında yazıp saraya verilen ve sonra da aynen Tercüman-ı Hakikat’te neşredilen meşhur makale, namuslu ve vatanperver bir adamın (Mithat Paşa) icabında nasıl lekelenmek ve halk nazarından nasıl sükut ettirilmek istendiğini gösteren veciz misallerdendir.”(x)
Nasıl örnek değil mi?
Akılları varsa yarından itibaren televizyonlara “Az sonra/Biraz sonra/Flaş flaş” diye programa başlarlar.
Bilirsiniz televizyonlarda canlandırma yapılırken olaydaki gerçek adamın yerini başkaları alır.
Oysa konuda hiç zorluk yok, Ahmet Mithat Efendi benzerleri hazır, alesta, rol bekliyorlar, hayatlarının rolünü oynayacaklar.
————-
(x) Mithat ve Rüştü Paşaların Tevkiflerine Dair Vesikalar/İsmail Hakkı Uzunçarşılı-Türk Tarih Kurumu Basımevi…
Hasan Pulur
Milliyet