ÖĞRETMENLER AĞAYA TESLİM!
Milli Eğitim, cumhuriyet kuşağına “Feodaliteye uy” tavsiyesinde bulundu
* Bakanlığın yayımladığı
kitapçık tam bir skandal
DoĞu ve Güneydoğu’da toprak, aşiret ve din ağaları kanalıyla varlığını sürdüren feodalite, Milli Eğitim’in kitapçığıyla güvence altına alındı! Öğretmene ’rehber’ olacak kitapçıkta akıl almaz öneriler var.
* Öğretmen, şeyhe, şıha ve ağaya karşı direnemeyecek
“Muhtarla iyi geçin, yöre gerçekliklerini anla ve potansiyellerinden yararlan, şeyhin ağanın önüne çıkma, yerel dili öğren” diyen kitapçık, “Köy halkına rağmen başarıya ulaşamazsın!” vurgusu da yapıyor.
‘Yerel dil öğrenin’ talimatı
Milli Eğitim Bakanlığı mesleğe yeni başlayan öğretmenlere gönderdiği kitapçıkta, “Öğretmen yaşadığı yörenin bir üyesi olarak konuşulan yerel dili öğrenirse, halkın sempatisini kazanır” ifadesini kullandı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), mesleğe yeni başlayan öğretmenler için rehber kitapçık hazırladı. Kitapçıkta öğretmenler, protokol kurallarından kılık-kıyafete, sosyal yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlardan okul, öğrenci ve çevreleriyle kuracakları ilişkilere kadar pek çok konuda bilgilendiriliyor. Kitapçıkta şunlara yer verildi: “Köye gittiğinde öncelikle köy muhtarıyla diyalog kurman senin yararına olur, ne de olsa ikiniz de kamu görevi yapıyorsunuz. Köy muhtarı barınma, ulaşım, ısınma vs. ihtiyaçlarını karşılamanda yardım alabileceğin ilk kişi olsun. Bu konularda sana yardımcı olması hem onun görevleri arasındadır, hem de geliştirdiğiniz bu diyalog köy halkının seni benimsemesine yardımcı olacaktır. Şunu asla unutmamanı tavsiye ederim; köyde, köy halkına rağmen başarıya ulaşman neredeyse imkansızdır, bu yüzden ne yapıp edip onları kendi safına, yani eğitim-öğretim mücadeleni desteklemeye çekmelisin, aksi halde düşünemeyeceğin derecede yıpranır, tükenmişlik duygularına kapılır, zamanını heba etmiş olursun.”
Şeyhi, ağayı anlamalısın
Kırsal kesimde görev yapacak öğretmenler için önerilerde bulunulan kitapçıkta, öğretmenlerin “özellikle de muhtarlık seçimlerinde tarafsızlıklarını” korumalarının yararlı olacağı anlatılarak, şöyle devam ediliyor: “Köyde kan davası, aile anlaşmazlığı, etnik gruplaşma ya da inanca dayalı gruplaşmalar varsa yapacağın şey, tıpkı muhtarlık seçimlerinde olduğu gibi onlara da eşit mesafede durmak, onların durumları hakkında yorum yapmamak olmalıdır. Ayrıca bazı köylerde var olan ağalık, seyitlik, şeyhlik gibi oluşumları benimsemesen bile anlamaya çalışmalı, onların o yörenin gerçekliği olduğunu bilmeli ve onları karşına almak yerine potansiyellerinden yararlanma yollarını aramalısın.”
Sempatik olmak için
Kitapçıkta, Türkçe konuşma sorunu yaşanan bölgelerde neler yapılabileceği konusu da ayrı bir başlıkta yer aldı. Öğrencilerin Türkçe konuşamama sorununun öğretmenin görev yaptığı yerde yaşadığı en önemli sorunlardan biri olduğu vurgulanarak, Türkçe bilmeyen çocuklara okuma-yazma öğretmenin oldukça uğraş gerektiren ancak öğretmeninin misyonunu gerçekleştirebilmesi açısından önemli bir süreç olduğu dile getirildi. Bu süreçte öğretmenin yapması gereken en önemli şeyin bu sorunla karşılaşacağını bilerek ve çevreyi dikkate alarak bir planlama yapması olduğu ifade edilen kitapçıkta, dil sorunun yaşandığı bölgelerde okuma-yazma öğretiminin birlikte öğretilmesi, sınıfta iyi Türkçe bilen öğrencilerin öğretmene yardımcı olabileceği, sınıfta ve diğer ortamlarda öğrencilerin başarılarının önemsenmesi ve öğrencilerin Türkçe’yi istenilen düzeyde konuşamadıkları için eleştirilmemesi gerektiği vurgulandı. kitapçıkta, “Öğretmen yaşadığı yörenin bir üyesi olarak konuşulan yerel dili öğrenme çabası içine de girebilir. Bu yaklaşım yöre halkı tarafından sempatik bulunabilir ve öğretmenin yaptığı çalışmalar desteklenebilir” denildi.
Yeniçağ