
Şehit cenazelerinin kamuoyunu meşgul ettigi bir donemde Deniz Feneri Soruşturması kapsamında tutuklu bulunan 4 kisi serbest bırakıldı.Bu konu uzun tutukluluk sürelerini yeniden gündeme taşıdı.
Öyleki soz konusu soruşturma sürecine temel oluşturan bir Mahkeme süreci Almanya da tamamlanmış ve suc eyleminin uzantılarının Türkiye de olduğu tespiti yapılmasına karsin ilgili kisiler tutuklama tedbirinin en önemli şartı olan kuvvetli suc şüphesi bulunmadigindan serbest bırakılmıştır.
Bu noktada eleştiri konusu yapılan şey suphelilerin serbest bırakılması değil, sadece gazetecilik faaaliyetleri sebebi ile tutuklu bulunan Nedim Şener, Ahmet Sık, Soner Yalcin, Dogan Yurdakul, Mustafa Balbay ve Tuncay Ozkan gibi kisilerin konumlaridir.
Cagdas ülkelerde hakaret sucu dahi yokken (ABD, Kanada vs) ve soylenen sozler ifade ozgurlugu icinde degerlendirilirken salt yazdıkları kitaplar, haberlestirdikleri olaylar ve eleştirel yayıncılık politikaları sebebi ile kisilerin özgürlüklerinin kısıtlanması ağır bir insan hakları ihlalidir.
Bu durum adalete olan güveni ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesine olan inancı temelinden sarsmaktadir. Bu noktada delil durumu gerekçesinin arkasına saklanilmasi ise mümkün değildir. Öyleki Deniz Feneri Soruşturmasında delillerin tartışılmasından öte hukuken bağlayıcılığı olan ve mahkumiyet karari ile bir tespit yapan Mahkeme Karari bulunmaktadır.
Ceza Yargılamasında esas olan tutuksuz yargilanmaktadir. Bir tarafta 4 ay sonunda serbest kalan Deniz Feneri Soruşturması Suphelileri diğer tarafta ise 3 yıla yaklaşan tutukluluk süreleri bulunmaktadır.
Odatv İddianamesinin kabulünün üzerinden 1 ayı askın bir süre gecmis olmasına karsin halen bilgisayar imajlarınin alınamamış olması savunma hakkını kisitlamakta, tutuklamaya esas delilleri inceleme imkanı taninmamaktadir. Kovuşturma aşamasında delillerin gizlenmesi soz konusu olmamakla birlikte dosya üzerinde hukuka aykırı olarak fiilen Kısıtlama uygulanmaktadir. Bu şartlar altında tutuklama tedbiri uygulanmaya devam etmektedir. Bunun ne kadar adil olduğu ise tartışmaya açıktır.
Ergenekon Davası kapsamında iddia edilen örgütün varlığına iliskin bir Mahkeme Karari bulunmamasına ve hicbir istihbarat orgutu tarafindan teyidi yapilmamasina karsin Balbay ve Ozkan 3 yıla, Yurdakul, Şener, Yalcin ve Sık 9 aya yakın bir zamandır tutuklu bulunmaktadır. Deniz Feneri Soruşturmasındaki suphelilerin tutukluluklarinin 4. Ayında serbest bırakılmalarına karşılık gazetecilerin halen özgürlüklerinin kısıtlı olması vicdanları kanatan bir uygulamadir.
Bu noktada sanık mudafileri olarak tek beklentimiz Kanunların uygulanmasında Eşitlik İlkesinin goz onune alinmasi, tarafsız ve bağımsız yargının bir gereği olarak tutuksuz yargılamanın tüm sanıklara uygulanmasidir.
Av. Hüseyin ERSÖZ
Soner Yalçın, Tuncay özkan, Doğan Yurdakul, Barış Terkoğlu Vekili
İLK KURŞUN