Doç. Dr. Hüner Tuncer yazdı:"Atatürk Gençliği Nerede?.."

“Allahüekber” ve “Ya Allah” naralarıyla meydanlarda toplanan ve yurdun her köşesinde yürüyüşler yapan gençlerimizi, “Atatürk’ün Gençliği” olarak nitelendirebilmek mümkün müdür?.. Bir kere, “allahüekber” bizim dilimizde bile var olmayan bir sözcüktür. Bizler, her geçen gün onlarca insanımızın canına mal olan terör olayları karşısındaki tepkimizi, “allahüekber” sözcüğüyle mi dile getirmeliydik?.. Atatürk’ümüz ülkemizin geleceğini gençlere emanet ederken, acaba gençlerimizin Arap dilindeki sözcükleri dillendirerek mi bu emanete sahip çıkmasını isterdi?..
Atatürk gençliği büyük bir suskunluk içinde…. Sanki terör olayları sonucunda yaşamlarını yitirenler onlardan biri değilmişcesine… Ben bu suskunluğunun nedeninin, büyük ölçüde gençlerimizi yetiştirmekle yükümlü olan ailelerinde ve öğretmenlerinde aranması gerekir düşüncesindeyim. Aileler ve öğretmenler, gençlerimize acaba Atatürk’ümüzü tanıtmada ve o büyük insanın düşüncelerini benimsettirmede yeterli çaba harcamakta mı? Ben bu soruyu, üzülerek, olumsuz olarak yanıtlayacağım. Bu konuda özellikle ortaöğretimdeki öğretmenlere ve üniversitelerdeki öğretim üyelerine büyük görevler düşmekte. Peki, öğretmenler ve öğretim üyeleri, Atatürk’ü öğrencilerine tanıtmada ve benimsettirmede gerekli bilinçle hareket etmekte mi?..
Geçen yılların birinde “Cumhuriyet”te yayımlanan bir yazımda, üniversitelerdeki öğretim üyelerinin çoğunlukla derslerinde Atatürk’ten söz etmediklerini belirtince, bazı meslekdaşlarımın öfkeli tepkileriyle karşılaşmıştım. Peki, şimdi bana öfke gösteren bu arkadaşlara soruyorum: Sizler Atatürk’ü yeterince gençlerimize tanıtıp o büyük insanı onlara sevdirtebilseydiniz, şu günlerde meydanlara ve sokaklara çıkan ortaöğretim ve üniversite gençlerimiz tepkilerini “allahüekber” diyerek mi ortaya koyardı?..
1980 darbesinin ertesinde iktidara gelen hükümetler, başta Turgut Özal’ın liderliğindeki hükümet olmak üzere, Türk gençliğini suskun ve a-politik (politikadan uzak) bir kitleye dönüştürmede başarılı olmuştur. Gençliğimizin artık bu suskunluktan sıyrılıp, Atatürk’ümüzün istemiş olduğu gibi, ülkenin bugününe ve geleceğine sahip çıkma zamanı gelmemiş midir?.. Biz, Atatürkçü aydınlar bunu isterken, gençliğimizin sokaklara dökülüp kan dökerek Atatürk’e sahip çıkmasını tabiidir ki istemiyoruz. Bizim istediğimiz, gençliğimizin Atatürk’ün düşüncelerini benimseyip o düşüncelere sahip çıkarak, ülkemizin geleceğinde rol üstlenmeye kendisini hazırlamasıdır.
Gençlik, hepimizin çok iyi bildiği gibi, yaşamlarımızda heyecanların doruk düzeyinde yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenledir ki, özellikle gençlerimizin, ülkemizin Atatürk’e layık bir biçimde yönetilmediği günlerde, ülkenin bugününde rol sahibi olabilmesinin mümkün kılacak biçimde bilinçlenmesi ve ülkemizi yönetmeye layık olmayanlara gereken dersi verebilmesi gerekir!


Doç. Dr. Hüner Tuncer
İLK KURŞUN