BİR BEDEVİNİN OĞLUYDU, ÖYKÜSÜ KANALİZASYONDA BİTTİ

Kaddafi'nin güce yükseliş öyküsü
Kaddafi'nin kökeni
Sirte yakınlarındaki bir çölde 1942 yılında doğan Muammer Kaddafi, Mısır lideri ve Arap milliyetçisi Cemal Abdül Nasır'a hayranlık besliyordu. 1956'da Süveyş Krizi sırasında İsrail aleyhtarı gösterilerde o da sokaklardaki eylemciler arasındaydı. Askeri lisedeyken, kraliyeti devirme planları yapmaya başladı.
İktidara Geliş
Okuma yazması olmayan bir Bedevi çobanının oğlu olan Muammer Kaddafi 1969 yılında ülkenin ilk bağımsız lideri olan Kral Birinci İdris’e karşı diğer subaylarla birlikte gerçekleştirdiği kansız askeri darbenin ardından başa geçti. O sırada sadece 27 yaşında olan Kaddafi, Libya ordusundaki en yüksek mevki olan albaylık rütbesine yükseltildi. Ardından kendisini silahlı kuvvetlerin başkomutanı ve Libya devletinin defakto lideri ilan etti.
Kendisi gibi düşünenlerin öncüsü
Kaddafi’nin iktidara geliş öyküsünün arkasında, Arap ülkelerini Basra Körfezi’nden Atlantik Okyanusu’na kadar uzanan bir coğrafyada bir araya getirmenin hayali vardı. Özellikle 1950’li yılların sonlarında ve 1960’larda Mısır’ın efsanevi lideri Cemal Abdül Nasır tarafından benimsenen bu görüş, Kaddafi ve birçok Libyalı subaya da ilham verdi.
Araplar bir arada
İktidarının ilk yıllarında, Kaddafi, kendi tanımıyla “Arap halklarını bölmek için sömürge güçlerinin belirlediği sınırları” ortadan kaldırmak için çalıştı. Arap Cumhuriyetleri Federasyonu’nun organizasyonunda önemli rol oynayan Kaddafi, Libya, Mısır ve Suriye’yi aynı çatı altında topladı. Fotoğrafta, üç ülkenin liderleri görülüyor. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, Kaddafi ve Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, ittifaklarını belirleyen anlaşmaya imza atıyor. Ancak federasyon üç ülkeye de pek fayda getirmezken, zamanla üye ülkeler arasındaki ilişkiler bozuldu.
Berlin Saldırısı
5 Nisan 1986 günü, ABD’li askerlerin uğrak yeri La Belle gece kulübünde bir patlama oldu. Saldırıyla Muammer Kaddafi’yi doğrudan ilişkili gösteren deliller bulunamadı. Ancak, Ronald Reagen yönetimi, geçmiş yıllarda ABD güçlerinin Libya gemilerine yaptığı saldırılar yüzünden Kaddafi’nin intikam aldığını düşündü. Bir sivil ve iki ABD askerinin öldüğü saldırının kurbanlarına, 2008’de yapılan bir anlaşmayla Lockerbie saldırısının kurbanları için ayrılan tazminatın bir kısmı ödendi.
Misilleme
Berlin’deki saldırının ardından son derece öfkelenen Reagan, Kaddafi için “Ortadoğu'nun kuduz köpeği” ifadesini kullandı ve ABD savaş uçaklarına Libya’daki bazı hedefleri vurma emrini verdi. Bu hedefler arasında Kaddafi’nin fotoğrafta görülen Trablus’taki evi de bulunuyordu. Bombalamalar sonucunda, Kaddafi’nin evlat edindiğini açıkladığı Hanna Kaddafi adındaki bebek hayatını kaybetti.
Lockerbie saldırısı
Reagan’ın Libya üzerindeki hedeflere saldırı emri vermesinin iki yıl sonrasında, Aralık 1988’de, Pan American Havayolları'na ait 103 sefer sayılı uçak, İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde uçarken infilak etti. Felaketin ardından, müfettişler iki Libyalı ajana, Abdülbasit El Megrahi ve Lamin Halife Fimah’a odaklandı. Yıllar boyu şüphelinin sorgulanması için teslim etmeyi reddeden Kaddafi, 1999’da pes etti. Sekiz ay süren davanın ardından, Megrahi ömür boyu hapse çarptırıldı. Fimah ise suçsuz bulundu. Ağustos 2008’e kadar hapiste kalan Megrahi, o tarihte kanser teşhisi konduğu için salıverildi.
Lider
Kaddafi ülkesini demir yumrukla yönetiyor. Daha önce kendisini hedef alan birçok suikast girişimini ve iktidarının sonunu getirecek birçok hamleyi savuşturmayı başardı. Libya’nın petrol rezervlerinden elde edilen büyük gelirleri vatandaşlarının durumunu düzeltmek için kullanmış olsa da Libya ekonomisi hala düşük verimlilik ve kronik durgunluk sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor.

Kahraman
Kaddafi’nin askeri rütbesi 40 yıldır değişmese de, kendini tanımladığı şekilde “Devrimin Lideri ve Rehberi”, aynı anda Genel Halk Kongresi Genel Sekreterliği, Başbakanlık ve Devrimci Komuta Konseyi Başkanlığı koltuklarına oturmayı bildi. Kaddafi’nin ülkesine hizmetlerini kutlamak için organize edilen birçok düzenli kutlama var. Bunlardan bir tanesi de Kaddafi’nin iktidara gelişinin yıldönümü kutlamaları.
Erbakan ziyareti
Kaddafi, 1996 yılında dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ı Trablus'ta konuk etti. Erbakan'ın başbakanlığının üçüncü ayında çıktığı Ortadoğu temaslarındaki Libya durağı, Türkiye'de büyük tartışma konusu olmuştu. Uluslararası kamuoyunun dışladığı Kaddafi, ziyaretinin ikinci gününde Erbakan'ı çölde kurulan bir çadırda ağırlamıştı.

Gösteriş Düşkünü
Kaddafi giyim kuşam ve aksesuar konularında benzersiz bir zevki olduğuna inanıyor. Örneğin 2008’de Libya’nın Cotonou şehrindeki bir iskelenin kurdele kesme töreninde girdiği bu kamuflaj esintili gömlek şapka ve güneş gözlükleriyle tamamlanmış.
Kaddafi Nereye Çadırı Oraya
Çok büyük bir serveti ve onlarca sarayı olmasına karşın Kaddafi birçoklarının açıklamalarına göre ailesinin Trablus’taki evinin yakınlarına kuruduğu Bedevi çadırını tercih ediyor. Bu durum kendisinin yurtdışı seyahatleri için de geçerli. Kaddafi Roma’da, Paris’te, Doha’da ve Mart 2009’da Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’le görüştüğü Katar’da çadırını kurdu. Kaddafi’nin BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapmak üzere New York’a gittiğinde önce Central Park’a sonra da Libya’nın BM misyonu yakınlarında bir çadır kurma isteğine ise olumsuz yanıt verildi.

Uluslararası Kamuoyu
Geçtiğimiz onyılda, Kaddafi ülkesini parya durumundan kurtarmak ve Libya’ya uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırtmak için çok çaba sarf etti. Bu yolda 1999 yılında çok büyük bir adım atan Kaddafi Lockerbie bombalı saldırısıyla bağlantılı iki kişiyi teslim etti, daha sonra da 2003’te BM’ye gönderdiği notta “Libyalı yetkililerin olayla ilgili sorumluluğunu” resmen kabul etti. O günden bu yana Tony Blair (2004), Nicolas Sarkozy (2007) ve Condoleezza Rice’la (2008) görüştü. Kaddafi, Temmuz 2008’de de İtalya’nın L’Aquila şehrinde yapılan G-8 zirvesine davet edildi.

ABD ile ilişkiler
Kaddafi, rejiminin yıkılmasına neden olan NATO operasyonunun öncüsü ABD Başkanı Barack Obama ile Temmuz 2009'da İtalya'da düzenlenen G8 zirvesinde bir araya gelmişti.

Erdoğan ile çadırda
Kaddafi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı 24 Kasım 2009 tarihinde sarayı Bab-ül Aziziye'de kurulan çadırda ağırlamıştı. Erdoğan, 13 yıl aradan sonra Libya'yı ziyaret eden ilk Türk lider olmuştu.

Herkesin İçinde
İktidardaki 40’ncı yılında Kaddafi’nin kutlama yapmak için birçok sebebi vardı. ABD’yle ilişkilerini yeniden kurdu, ekonomik yaptırımları kaldırdı, büyük bir petrol anlaşması için müzakerelerini sürdürüyordu, Afrika Birliği’nin başkanıydı, ülkesi BM Güvenlik Konseyi’nde koltuk sahibiydi ve iktidara geldiğinden bu yana ABD’ye yaptığı ilk ziyarette BM’de konuşma yapmıştı. Ancak son dönemde yaşananlar Kaddafi için bu mutlu günlerin sonunun geldiğine işaret ediyor olabilir.
Memleketinde öldü
Muammer Kaddafi, memleketi Sirte'nin Ulusal Geçiş Konseyi birliklerinin eline geçtiği 20 Ekim 2011 tarihinde aldığı yaralar sonucu hayatını kaybetti.

Burada son buldu
Kaddafi, iddialara göre Sirte'deki bu kanalizasyon borularında bulundu ve aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.

Kaddafi'nin Sonunu Hazırlayan Gelişmeler
Libya'daki isyanın gelişimi
17 Şubat 2011
İsyan Günü. Her ne kadar Libya'da ilk protestolar ve ayaklanmalar bu tarihten iki gün önce başlamış olsa da 17 Şubat muhalifler tarafından "isyan günü" olarak belirlendi. Amaç binlerce protestocuyu alanlara toplamaktı. Özellikle Bingazi, Ecdebiye, Darnah ve Zintan'da büyük protesto gösterileri düzenlendi.
Özellikle Bingazi, Ecdebiye, Darnah ve Zintan'da büyük protesto gösterileri düzenlendi. Kaddafi güçlerinin ateş açması üzerine 10'larca gösterici hayatını kaybetti.
20 Şubat 2011
İsyancılar, Bingazi'yi ele geçirdi. Birkaç gün süren çatışmalarda yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti. Bingazi'nin doğusundaki Bayda ve Tobruk gibi bazı kentler çoktan isyancıların eline geçmişti.
Bingazi'nin ele geçirilmesinde Libya ordusuna ait mühimmat deposunun da bulunduğu Katiba kışlasının düşmesiydi. Tüfek ve ev yapımı bomba kullanan isyancılar, kışlaya karşı saldırıya geçti. En sonunda da bomba yüklü bir araçla düzenlenen intihar saldırısında kale gibi korunan kışlanın duvarında delik açılınca isyancılar içerip girip, burayı ele geçirdi. Bu olayı takip eden günlerde Kaddafi, Bingazi'ye yönelik saldırılarına devam etse de bu kenti geri alamadı.
10 Mart 2011
Kaddafi, Brega'yı bombaladı ve Zaviye, bin Cevad kentlerini geri aldı. Ülkenin batısındaki kentlerde, savaşın başlarında isyancıların şansı pek yaver gitmedi. Bu dönem, Kaddafi'nin isyanı bastırmak için en şanslı olduğu zamanlar olarak gösteriliyor.
19 Mart 2011
NATO, Libya'ya hava operasyonu başlattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 10 üyenin 'evet' dediği, 5 üyenin ise çekimser kaldığı oylamada Libya üzerinde uçuşa yasak bölge ilan etme kararı aldı.
Söz konusu kararda, sivillerin korunması için uluslararası askeri müdahale çağrısı yapıldı. Bu müdahale ilk başta NATO şemsiyesi altında planlanmış olsa da aralarında Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bulunduğu bazı Arap devletlerinin de desteğini aldı.
Konsey kararının geçmesinden kısa bir süre sonra Fransız jetleri Libya'yı bombalamaya başladı. Operasyona daha sonra ABD ve İngiltere başta olmak diğer bazı ülkeler de destek verdi. Bu operasyon, Kaddafi güçlerinin Mart ortalarındaki ilerleyişinin hız kesmesinde ana etken oldu.
15 Mayıs 2011
Kaddafi güçleri Misrata'dan çekildi. Bir liman kenti olan Misrata, aylarca Kaddafi güçlerinin kuşatması altında yaşadı. Kuşatma sırasında yüzlerce sivil ve isyancı öldü.
Nisan sonlarında, Kaddafi'nin tanklarını ve ağır silahlarını hedef alan NATO uçakları, bu kenti bombalamaya başladı. İsyancılar da karşı saldırıya geçti. 11 Mayıs'ta yoğun çatışmaların ardından Misrata havaalanı isyancıların eline geçerken, muhalifler dört gün sonra kenti kontrolleri altına aldı.
28 Temmuz 2011
İsyancılar, Misrata muharebesinin ardından doğuda hız kesti. Ancak bu kez Batı'daki isyancılar harekete geçti ve mevzi kazanmaya başladı. Böylelikle muhalifler, iki koldan Kaddafi'yi Trablus'ta sıkıştırdı.
Batı'dan gelen kol, aylar süren mücadelenin ardından Kaddafi'nin ana tedarik yolu olan Tunus ile Trablus arasındaki ana yolu ele geçirdi. Bu dönemde muhalifler, Trablus etrafında stratejik öneme sahip bazı kentleri de kontrolleri altına aldı.
15 Ağustos 2011
Trablus'un yaklaşık 80 kilometre güneyindeki Garyan kentinin isyancıların kontrolüne girmesiyle, savaşın da son aşamasına geçildi. Böylelikle muhalifler, Kaddafi yönetimindeki başkentin etrafını kuşatmış oldu.
İsyancılar, NATO'nun da hava saldırısını şiddetlendirmesiyle birlikte Trablus'a doğru ilerlemeye başladı ve 21 Ağustos'ta başkenti ele geçirdi.
1 Eylül 2011
İktidara gelişinin 42'inci yıl dönümünde Kaddafi, kendisini destekleyenlerden mücadeleye devam etmelerini istedi.
21 Eylül 2011
Muhalifler, Kaddafi'ye bağlı güçlerin direniş gösterdiği 3 büyük kent olan Sabha'nın ele geçirildiğini duyurdu. Sirte ve Beni Velid'deki direniş devam etti.
12 Ekim 2011
Kaddafi'nin oğlu Mutasım, Sirte'den kaçmaya çalışırken yakalandı.
17 Ekim 2011
Kaddafi'nin son kalelerinden biri olan Beni Velid'in de düştüğü ilan edildi. Suriye'deki bir televizyon kanalı, Kaddafi'nin oğlu Hamis'in 29 Ağustos'ta yaşanan çatışmalarda öldüğünü doğruladı.
20 Ekim 2011
UGK güçleri, Kaddafi'nin memleketi ve son kalesi olan Sirte'ye iki aylık kuşatmanın ardından ele geçirdi. Resmi kaynaklar, Kaddafi'nin konvoyuna düzenlenen saldırıda, devrik liderin yaralandıktan sonra öldüğünü açıkladı.
Sözcü Haber tarafından derlenmiştir