Herkesin bir danışmanı vardır, lakin bu danışmanlar “kadrolu danışman” değildir, Allah rızası için danışmanlık yaparlar; bildiklerini, gördüklerini, göreceklerini eşe dosta anlatırlar naklederler… Son günlerde moda olan deyimle “âkil adamlar”dır, yani akıllı adamlar…
Mesela bizim gibi birkaç arkadaşın, dostun “âkil adamı” Sayın Cahit Kayra’dır, yaşayan en eski Mülkiyelilerden, maliye müfettişi, yüksek maliye bürokratı, Türkiye’yi dışarıda temsil etmiş, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanı, yazar, çizer, okur, okutur, anlatır…
* * *
Bir ay kadar kendisini göremiyorduk, geçen gün buluştuk.
“Beyefendi, ne var ne yok?” diye lafa girdik.
“Amerika savaş istiyormuş!” diye başlamaz mı?
“Amerika savaş istiyormuş. Bir punduna getirip bir yerde savaş çıkaracakmış. Sonra o savaş yayılacakmış…
Neden Amerika savaş istiyor? Çünkü Amerikan ekonomisi kendisine yetmiyormuş. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının tadı da ağızlarında kalmış. Amerika dışında bir büyük savaş çıksa paralar Amerika’ya akacak. Böyle diyorlar.
Peki Amerika nerede savaş çıkaracak? En uygun yer Ortadoğu imiş. Yani kabak bizim başımıza patlayacak. Düşünsenize insanlar ölecek, kentler yanıp yıkılacak, gemiler batacak, hastalıklar, açlıklar…”
* * *
Peki, bu savaş nasıl önlenebilir, bunun çaresi var mı?
Savaşı düşünen Sayın Kayra, çaresini de düşünmüş, çözümü de:
“Ben çözümü buldum!”
Der demez yerinizden fırlayıp sarılmaz mısınız?
Ama zinhar yanaklarından öpmeye teşebbüs etmeyin, hiç hoşlanmaz, adayken, seçim meydanlarını dolaşırken de en çok bundan sıkılırmış, geçelim çözüme:
“Ben bir çare düşündüm, bilmem siz ne dersiniz?
Şimdi Amerika’ya para lazım! Parayı biz toplayıp Amerika’ya verelim, kavga çıkarmasınlar.
Mısır şu kadar, Türkiye bu kadar… Sonra Katar Şeyhi çok zengin imiş… Kuveyt Şeyhi… Körfezdekiler Abu Dabi filan. Sonra Cezayir, Suriye… Özellikle İran. Açsınlar kesenin ağzını. Paralar toplansın…
Haa… Bu işi ancak Türkiye organize edebilir. Çünkü bu iş para işidir. Bakarsınız paraları alan vermez. Alır götürür. Bunların çok dedikodusu oluyor, biliyorsunuz. Onun için bu işi, çok itibarlı, bu gibi dalavereli işleri olmayan bir memleket yapmalı. Yani bu işi kısaca Türkiye yapabilir. Türkiye’nin cihanda itibarı yüksek. Herkesle dost. Sıfır düşmanlık siyaseti başarılı. Toplanan paraları vermeli Dışişleri Bakanımıza…”
* * *
İyi, güzel de toplanan paralar ne olacak?
Kimi rival, kimi dinar, kimi lira, kimi bilmem ne? Hatta 24 ayar altın…
Cahit Kayra kaçın maliyecisi, böyle ıvır zıvır bir teknik konuyu düşünmez olur?
Peki ne yapacağız?
“Bunları bizim Merkez Bankamıza vermeli. Bizim Merkez Bankamız da dünyada birinci. Yaparsa o yapar. Bu karışık paraları Amerikan dolarına çevirsin. Dolarlar konsun bavullara sıram sıram.
Alsın Dışişleri Bakanımız götürsün Obama’ya… Biliyorsunuz onun da suyunu kaynatacaklarmış. Yerine Bush benzeri bir şahin getireceklermiş. Zaten savaşı da o çıkaracakmış. Şimdi bizim Dışişleri Bakanı Obama’ya paraları verdi mi o da kaynamaktan sıyırır…
Amerika rahat eder, artık savaş filan çıkartmaz. Biz de yanıp yıkılmaktan kurtuluruz.
Bilmiyorum ama bana tutarlı geliyor. Yani bir denesek olmaz mı? İsterseniz çarşamba günü bunu aramızda görüşelim, arkadaşlar da uygun bulurlarsa o zaman hükümete götürürüz.”
* * *
“Hükümetin başka işi yok da bizi mi dinleyecek!” diyecektik ama diyemedik.
Hacet de kalmadı, gelecek çarşamba günü nisap temin edilirse görüşürüz.
Tabii Genel Sekreter Hasan Mani gündeme alırsa…
Hasan Pulur
Milliyet