Güngör Mengi yazdı:"Utanç verici"


Yargının gücünü muhalifleri terbiye etmek için kullanmak AKP iktidarının en ağır günahıdır.

Özel yetkili mahkemeler kaldıkça bu ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini iddia edenler, gerçeği ifade ediyorlar.

CHP’nin uzun tutukluluk süreleriyle ilgili yakınmalara çare getiren yasa teklifi, aslında yapıcı bir muhalefet eylemidir.

Ama yardım isteyen bir iktidar yok ki...

Sürmesi istenen düzen, siyasi muhaliflerin hüküm giymeden, tutuklu olarak cezaevlerinde kapalı kalmasıdır.

İktidarın bu düzeni sürdürmeye yönelik bahaneleri, acıklı komedi tuluatını hatırlatıyor. Neymiş; tutukluluk sürelerinin kısalmasından N. Ç. tecavüzcüleri ile benzeri tacizciler yararlanırmış!.

Geçen yıl bugünlerde tutukluluk sürelerini sınırlayan yasanın yürürlüğünü 6 ay uzatmadığı için sürüyle caniyi, bu arada domuz bağı ile öldürdükleri 170 masum insanı mezar evlerde betona gömen canavarları sokağa salan zihniyet pişmanlık mı yaşıyor, yoksa popülist hilelerle halkı uyutmaya mı uğraşıyor?

Hukuk insanlığın evrimini yansıtır.

Türkiye’ye özgü hukuk yapamayız.

İşte bakın, Almanya Türkiye’nin Bedrettin Dalan’la ilgili iade talebini reddetti.

Alman makamları “cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis olması nedeniyle iade talebinin reddedildiğini” bildirdiler.

Eskiden idamlıklar kaçtığında vermezlerdi, şimdi idam yerine getirdiğimiz ağırlaştırılmış müebbete aynı muameleyi yapıyorlar.

Sıkıntı yasalardan doğmuyor. Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk VATAN’a açıkça söyledi. “Sorun yasalarda değil uygulamada ve hukuku doğru algılamada” dedi.

AİHM’nin kanun yerine geçmesi gereken içtihatları uygulanıyor olsa özel yetkili mahkemelerin varlığına rağmen bugün yaşanan adalet faciaları yaşanmazdı.

Bedrettin Dalan’ı Almanya’dan istemek zorunda kalmazdık.

İçeri atılanları kurtarmak için cezaları indiren yeni bir şike yasası çıkarmaya bile mecbur olmazdık.

Bu çağda, hukuk ve adalet nedeniyle eleştirilmekten daha ağır utanç olamaz.

En kötü eleştirileri maalesef hak ediyoruz!

Büyümenin kalitesi

Ortalama vatandaş fark etmiyor ama ekonomiden iyi haberler gelmeye devam ediyor.

İşsizliğin de eylül ayında 2.5 puanlık bir azalışla yüzde 8,8’e gerilediği açıklandı.

Yüzde 9 büyüme gösteren bir ekonomide elbet işsizlik azalacaktır.

Burada önemsenecek ayrıntı, sigortalı işçi arttı mı; arttıysa ne kadar?

Avrupa’nın kriz nöbetleri geçirdiği bir dönemde Türkiye’nin yüksek hızda büyümeye devam etmesi şanstır. Bu şansı iyi kullanmanın şartı rakamların kalitesine bakmak, o kaliteleri yükseltmektir.

Bir de övünmekte ölçüyü kaçırmamak...

Cari açık sorunu, enflasyonun tekrar uyanmaya başlaması ve kısa vadeli dış borçların yüksekliği, kahırdan öldürmese de düşündürmelidir.

Evet Türkiye büyüyor.

Öylesine ki freni tutmuyor.

Dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olmak tabii ki övünme hakkı veriyor.

Ama “sefil” diye aşağıladığımız Avrupa’da Almanya bizden 7 kat, Fransa 4, İngiltere ve İtalya hâlâ 3 kat daha büyüktür; unutmayalım.

İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde ülkemiz 92’nci sırada.

16’ncı büyük olmak güzel ama kalite diplerde. Kaymağı hâlâ azınlık yiyor.

Yargı adaleti yanında sosyal adaletten yana da sorunluyuz anlayacağınız.

İyi haberlerin keyfini çıkaralım ama gereksiz uçmanın tehlikesini unutmayalım!

Güngör Mengi
Vatan