Türk Devrim tarihinin köşe taşlarını oluşturan çok sayıda önemli adımın yıldönümü.
Misak-ı Milli’nin Dünya’ya ilanının 92. İzmir İktisat Kongresinin 89. Türk köylüsünün belini büken Aşar Vergisinin kaldırılışının 87. Türk Medeni Kanunun kabulünün 86. yıldönümü. Bugün yine Dil Devriminin önemli kilometre taşlarından sayılan Atatürk’ün Adana konuşmasının da 81. yıldönümü.
Ülkemizin işgal altındaki elim günlerini ve Osmanlının halkımıza layık gördüğü köhne ve geri düzeni görmezden gelenler için bu tür yıldönümleri de anımsanmaz. Anımsanmadığı gibi bazıları o, kötü günleri anlaşılmaz bir özlemle anarlar.
Misak-ı Milli
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya ayak basmalarından sonra adım adım geliştirilen milli kongreler ve örgütlerin resmileşmiş adı olan Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin son Osmanlı Mebusan Meclisine soktuğu milletvekillerinin önceden kararlaştırılmış bir metni İstanbul’da kabul ettirme başarısıdır.
Meclis’teki Müdafai Hukuk gurubu 28 Ocak 1920 günü Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli bir toplantı yaparak Misak-i Milli kararını onaylamasını başarırlar. Bu metin daha önceden Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca kararlaştırılmıştır.
28 Ocak tarihindeki gizli toplantıda alınan Misak-ı Milli kararları 17 Şubat 1920 günü bütün Dünyaya ilan edilir. Bu bir başkaldırıdır. Çünkü Misak-ı Milli (Ulusal And) kararları, Kurtuluş Savaşının temelini oluşturacak felsefeyi ortaya koymakta ve 1923’de kurulacak Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün bilinen sınırlarını çizmektedir.
Bu meydan okuyuşa İngilizlerin yanıtı 1 ay tamamlanmadan gelir. 16 Mart 1920 günü İngilizler İstanbul’u fiilen işgal edip Meclis-i Mebusan’ı çalışamaz hale getirip ulusalcı milletvekillerini Malta’ya sürgün ederler. Atatürk 18 Mart günü Ankara’da ulusal bir meclisin toplanması hazırlıklarına girişir. Aradan 35 gün geçmiş, eksilen vekiller için seçimler yapılmış ve 23 Nisan’da ilk meclis Ankara’da toplanmıştır. Bu bir devrimdir.
İzmir İktisat Kongresi
İzmir’in Kurtuluşunun üzerinden 5 ay, Mudanya Mütarekesinin üzerinden 4 ay geçmiştir. Lozan görüşmeleri tıkanmıştır. Ekonomik bir kuşatma kendini göstermeye başlamıştır. Mustafa Kemal esas zaferin ekonomik alanda kazanılması gerektiğinin bilincindedir. “ Kılıç ile zaferler kazananlar, sapanla zaferler kazananlara mağlup olmaya ve netice olarak yerlerini onlara vermeye mecburdur. …Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.” Demektedir.
Bu amaçla 17 Şubat 1923 günü İzmir’de ilk İktisat Kongresini toplar. Ülkenin ekonomik gerçekleri masaya yatırılır. Her kesimden temsilciler vardır. İşçiler adına bir kadın, Rukiye Hanım temsilcidir.
Aşar
Yoksul Türk köylüsü verimsiz, ilkel koşullarda tarım yapmakta kendini zor geçindirmektedir. 10 yılı aşkın durmadan süren savaş nedeniyle toprağı işleyecek genç erkek nüfus da kalmamıştır. İşgalin acısı ve kayıplar yüreklerde tazedir. Bu acılara bir de köylünün belini büken Aşar vergisi binmektedir. Bu vergi yüzyılların tortusudur. Genç Cumhuriyet tam bir kuşatma altında ve bütçesi tamtakırdır Aşar gelirleri bütçenin çok önemli bir kısmını karşılamaktadır. Buna rağmen devrimci bir kararla köylüyü ezen Aşar (Ondalık) vergisi 17 Şubat 1925 günü kaldırılır.
Türk Medeni Kanunu
Genç Cumhuriyet hızla devrimlerini gerçekleştirmektedir. Yurttaşlarını, özellikle kadınlarını boyunduruk altında tutan Şeriat kuralları büyük engeldir. 17 Şubat 1926 günü İsviçre’den örnek alınan Türk Medeni Kanunu kabul edilir. Bunu birkaç yıl sonra, kadınlara seçme ve seçilme hakkı izleyecektir. Bu yönüyle Türkiye, Avrupa’nın medeni geçinen pek çok ülkesinin önüne geçecektir. Medeni Kanun’un kabulü ile Lozan Anlaşmasında azınlık olarak belirlenen dinsel guruplar kendilerine tanınan azınlık haklarından vazgeçtiklerini, Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olacaklarını bir dilekçe ile açıklamışlardır.
Dil Devrimi
Dil Devrimi çalışmalarını sürdüren Mustafa Kemal, 17 Şubat 1931 günü ziyaret ettiği Adana Türk Ocağı’nda yaptığı konuşmada: “ Milliyetin çok belirgin özelliklerinden biri dildir. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz” demektedir.
Devrim hızla ilerlemektedir.
Bugün ise…
Sormayın…
Lütfü Kırayoğlu
ADD
