Biz bile şaşırdık
Üst yargının yöneticilerinin yaptığı açıklamalar gerçekten çok şaşırtıcıydı.
AKP’ye yakın bir dünya görüşüne sahip olan Anayasa Mahkemesi Başbakanı Haşim Kılıç’ın şu üç cümlesine bakın:
“Yapılacak reformların, geçmişten intikam alma aracı olarak kullanılması gibi bir yanlışa düşülmemelidir…”
(Oysa toplumda hemen bütün reformların geçmişten intikam almak için yapıldığı konusunda genel bir kanı var)
“Reform yaparken yeni mağdurlar ve mazlumlar yaratmayın…”
(Özellikle yeni mağdur ve mazlumlar yaratılıyor)
””Dün yargının siyaseti kuşatma gayretlerine karşı çıktığımız gibi bugün de siyasetin yargıyı kuşatmasına izin vermeyeceğiz…”
(Göründüğü kadarıyla bugün yargı tamamen siyaset tarafından kuşatılmış durumda. Yargılamalar, atamalar bunun kanıtı. Hatta üst yargı da bu kuşatmanın kapsamı içinde)
“Yargının topluma sunduğu yegane ürün adalettir. Bunun alternatifi de yoktur… ”
(Özel Yetkili Mahkemeler’de sürdürülen yargılamalarda adaletin dağıtılmadığını hemen bütün hukukcular söylüyor. Suçlarını bilmeden aylardan beri yatan insanların tutukluluklarına son verilmiyor. Halkın seçtiği milletvekilleri bile salıverilmiyor)
Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak’ın uyarısı ise çok daha çarpıcı:
“Yargı haksızlığa uğramış, mağdur olmuş insanların en önemli sığınağıdır…”
(Ne acıdır ki bugün yargıya olan güven vatandaşın vicdanında çökmüştür. Herkes yargının adalet dağıtmadığına inanır hale gelmiştir)
“Hukuksuzluk anarşiyi ve kaosu beraber getirir…”
(Bugün süren hukuksuzluk korkarım ki önümüzdeki dönemde büyük travmalara neden olacaktır. Böyle giderse yer yer tepki patlamaları yaşanabilir)
“Adaletten uzaklaşan zorba yönetimlerin ömrü uzun olmaz…”
(Bugün Türkiye adaletten uzaklaşılmış değil, kopmuştur. Bunun için Özel Yetkili Mahkemeler’in yürüttüğü hukuk normlarının sürekli ihlal edildiği davalar bunu açık bir şekilde göstermektedir.)
***
Üst yargının iki önemli yöneticisinin yaptığı bu açıklamalar konusunda kuşkuya düştük.
Özellikle Haşim Kılıç’ın neyi kasdettiğini anlayamadık. Kılıç’ın yargının MİT’e karşı yapmak istediği operasyona tepki olarak bu sözleri söylediğini düşündük.
Ama daha sonra gelen haberlerden Haşim Kılıç’ın sözlerinin arkasında durduğunu ve bunları “Tarihe not düşmek” amacıyla söylediğini öğrendik. Kuşkumuz dağıldı.
Başbakan Erdoğan’a gazeteciler bu sözler hakkındaki görüşlerini sordular. Başbakan çok kısa yanıt verdi:
“Yasama,yürütme, yargı erklerinin hiçbirisinin bir diğerini kuşatma yetkisi söz konusu değildir.”
Bu kadar.
Oysa üzerinde çok daha uzun düşünülmesi gereken uyarılar bunlar.
Hukuk devleti olarak geldiğimiz bu noktada durum, üst yargının yöneticilerinin uyarılarının nedeni hukuksal bir çıkmazın içinde bulunmamız değil midir?
Bu uyarılar doğru ama çok geç.
“Tarihe not” çok daha önce düşülmeliydi.
***
Ama Başbakan Erdoğan sabahtan akşama kadar CHP’ye yükleniyor.
Grup konuşmasında CHP’yi, İnönü Hitler’e protokol gereği mesaj gönderdi diye yerden yere vurarak eleştiriyor.
Başbakan 50 yıl önceki defterleri karıştırarak inanılmaz bir demagoji yapıyor.
Eğitim sistemini altüst edecek olan yasaya MHP’nin zorlamasıyla normal orta ve liselere Kuran-ı Kerim dersleri konmasını ”Meclis’te tarih yazdık” diye savunuyor.
TUSKON’da yaptığı konuşmada ise Adnan Menderes’i de kullanarak bakın ne diyor:
“Tarihleri boyunca Kuran-ı Kerim’i bir süs, bir dekor olarak, haşa, tarihi bir eser olarak görmek istediler. 1950 yılında millet nasıl ki Adnan Menderes eliyle ezanına kavuştuysa, asli metnine kavuştuysa, bugün de millet bu hükümet eliyle dinini tam anlamıyla öğrenme özgürlüğüne kavuşmuştur.”
Ezan’ın Arapça okunması kararı başka, laik bir ülkede çağdaş eğitimin içine din ve Kuran’ı Kerim derslerinin sokulması başka.
Demek ki bu ülkede kendi hükümetleri döneminde de 9 yıldır din tam anlamıyla öğrenilmiyordu.
Peki imam hatip liselerinde hangi eğitim veriliyordu? O okullarda İmam hatip yetiştirilmiyor muydu?
Bu ve buna benzer bir sürü anlamsız demagoji yaparak sürüyor konuşma.
Her fırsatta yüzde 50′yle iktidar olduğunu vurgulayan bir Başbakan neden böyle tutarsız demogojilerden medet umuyor, doğrusu anlamak zor.
Üstelik Başbakan’ın verdiği örnekler yanlış ve halkı yanıltıcı nitelikte.
Tufan Türenç
