Dünyanın Sonu
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu tamamlandı.
Sonuçlara bakınca; kimin cumhurbaşkanı olacağından çok daha önemli bir durum göze çarpıyor.
O da, buram buram ırkçılık, ayrımcılık ve nefret kokan popülist aşırı sağın Fransa’daki yükselişi...
Fransa tarihinde ilk kez aşırı sağdaki bir parti, Front National (Ulusal Cephe) ve lideri Marine Le Pen
yüzde 18.20 oy alarak ilk üçe girdi.
Le Pen, Fransızlara ne söyleyerek bu oyu aldı dersiniz?
“Müslüman göçmenler Fransa’yı çirkinleştiriyor.”
“Finans dünyası insanoğlunun başındaki en büyük bela.”
“Küreselleşmeye karşıyım.”
“Avrupa Birliği derhal feshedilmeli, Fransa euro çöplüğünden çıkmalı...”
*
Aşırı sağın Avrupa’da yükselişte olduğu tek ülke Fransa’da değil.
Aşırı sağcılar Almanya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan hariç tüm Avrupa’da
en çok oy alan ilk 3 parti arasında...
En güçlü oldukları ülkeler ise; bir zamanlar her türlü ayrımcılığa karşı kararlı ve sert duruşu ile bilinen
Danimarka, Finlandiya, Hollanda ve Norveç... Norveç’te ırkçı Andres Breivik’in yaptığı katliama rağmen
aşırı sağ partilerin oy oranı düşmüyor, yükseliyor.
Avusturya, İsveç ve İsviçre’de de durum pek farklı değil...
Hırvatistan’da bir değil 3 tane aşırı sağcı parti var. Ülkede gündemi onlar belirliyor.
Macaristan’daki ikinci en büyük siyasi parti olan Jobbik Partisi Nazi politikalarına övgüler yağdırıyor.
Açık açık Hitler’in ırkçı söylemlerini referans gösteriyor.
*
Avrupa’nın tamamında yükselen aşırı sağın ortak özellikleri:
Müslümanlara yönelik ayrımcılık, tribüne oynayan bir siyasi üslup ve Avrupa Birliği düşmanlığı…
*
Sonuç?
Böyle giderse...
Bir: Biz üye olana kadar
Avrupa Birliği diye bir şey kalmayacak!
İki: ‘Medeniyetler’ artık sadece Ortadoğu’da değil, Avrupa’da da ‘çatışmaya’ başlayacak...
(Sizce böyle bir dünya ne kadar barış içinde yaşayabilir?)
Üç: Ayrımcılığın, nefretin ve ırkçılığın bu denli yayıldığı, kitle desteği aldığı bir dünyada yaşamak zorunda kalmak
galiba ölmekten daha acı verici olacak.
Candaş Tolga IŞIK
Posta
