Ulusal Egemenliğin değerini ve önemini biliyor muyuz?


Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 92inci yılını kutladık. Kutladık ama uzun yıllardır yaptığımız gibi yine “çocuk bayramı” olarak kutladık. Bayramın asıl nedeni olan Ulusal Egemenlik tarafını ise yine atladık.
23 Nisan gününü anımsayalım.
Önce devlet erkanı Anıtkabiri ziyaret ettiler ve Mustafa Kemal Atatürk’e olan “bağlılıklarını” ifade ettiler.
Sonra çocuklar, beş dakikalığına Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Vali veya Belediye başkanı oldular. O beş dakika içinde ülkemizin nasıl yönetildiğini, Bakan’a nasıl davranılması gerektiğini bakanların başından öğrendiler.
Ardından engellenemediği için stadyumlarda törenler yapıldı.
Çocuklarımız çiçekler gibiydiler.
Şiirler okudular, oyunlar oynadılar, 23 Nisanı bayram olarak kendilerine hediye ettiği için Atatürk’e teşekkür ettiler.
Böylece Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlamış olduk.
Kutladık da, hiç düşündük mü?
Biz, neden her yıl 23 Nisan’da bayram yapıyoruz?
Gerçeklerin ve gerçek değerlerimizin yok sayıldığı ve unutturulmaya çalışıldığı bu dönemde, yukarıdaki soruya yanıt vermeliyiz.
Biz, 23 Nisanlarda TBMM’miz açıldığı için bayram yapıyoruz.
İşgal edilen topraklarımıza sahip çıkmak üzere,
Kendi topraklarımız üzerinde özgür ve bağımsız bir devlet kurmak üzere,
Kendi geleceğimizi kendimiz belirlemek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı için bayram yapıyoruz.
TBMM açılışı ile ulus olarak vatanımıza, yaşamımıza ve geleceğimize egemen olduğumuz için bayram yapıyoruz.
Bu yıl, bu topraklarda demokrasinin temel kurumu ve çatısı olan TBMM’mizin açılışının yani Ulusal Egemenliğimizin 92inci yılıydı.
92inci yılı kutlamak için bayram yaptık ama Ulusal Egemenliğimizin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu günü neden çocuklara emanet ettiğini, neden çocukların bayramı olmasını istediğini düşünmeden, anlamadan ve anlatmadan bayram yaptık, bir günlük tatil yaparcasına…
Millet iradesinin, milli iradenin aslında kurucu irade olduğunu,
TBMM’nin 92 yıl önce kurucu irade tarafından kurulduğunu,
Kurucu iradenin mecliste aldığı kararlarla kurtuluşumuzu, bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü kazanmak için savaştığını,
Bu kurucu iradenin kazandığı zaferin sonunda kendi kurduğu Mecliste, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğunu,
Bugün sahip olduğumuz Ulusal Egemenliğin gerçek sahibinin bütün bu mücadeleleri veren kurucu irade olduğunu,
Ülkeyi kimin yöneteceğini belirlemek üzere dört yılda bir yapılan seçim sonucunun kurucu irade ile eş olmadığını düşünmeden, anlamadan ve anlatmadan bayram yaptık.
Kısaca, Ulusal Egemenliğin değerini ve önemini düşünmeden ve anlamadan bayram yaptık
Bayram bitti.
Şimdi geriye dönüp bakalım ve kendimize soralım.
92 yıl önce kazandığımız Ulusal Egemenliğin değerini bildik mi ve sahip çıktık mı?
Bir de bundan sonrası için yanıtlamamız gereken bir soru var.
Ulusal egemenliğe gerçek anlamda sahip olabilmek için ne yapmalıyız?
Yanıt açıktır. Önce Ulus olmamız gerekir.
Farklılıklarımız temelinde ayrışmadan, insan ve yurttaş ortak kimliklerimiz temelinde yan yana gelerek, birbirimizle dayanışma içinde, tasada ve kıvançta birlik olmalıyız ki, Ulus olabilelim ve Ulusal Egemenliğimize sahip çıkabilelim.
Önce sahip çıkalım ki, bayram yapmayı hak edebilelim.

Tevfik Kızgınkaya
İlk Kurşun