Arapların sorunu Fransız usulü laiklik


ABD gezisi sırasında röportaj servisi Global Viewpoint Network’e bir röportaj veren Cumhurbaşkanı Gül, “Pratikte, laikliğin Arap dünyasındaki uygulaması laiklik adına İslam’a karşı mücadele anlamına geliyor” dedi

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Amerikan röportaj servisi Global Viewpoint Network’e röportaj verdi. NATO zirvesi için ABD’ye gittiği sırada konuşan Gül, laiklik anlayışından demokrasiye, Suriye meselesinden İran’ın nükleer çalışmalarına kadar birçok açıklamada bulundu. İşte Gül’ün çarpıcı açıklamaları:
* Felsefi bir açıdan baktığımızda modernite kelimesinin kendisi tartışılabilir. Daha uygunu, temel değerler hakkında konuşmak olacaktır. Sosyal adalet, eşitlik, inançlara saygı, dil, insanlarının yararına çalışan bir ekonomi ve yönetim sistemi gibi... Olaya bu açıdan yaklaştığınızda ve insanlara yaşamlarını geliştirmek için başvurulan yeni yolların ve araçların onların değerleriyle çatışmadığını açıkladığınızda, gelişim sürecini onlar üstelenirler. Daha çok refah, onların dünyaya kendi terimleri ile açıldıklarında duydukları güven ve istekten doğar. Böyle bir sahiplenmeyle demokrasi fikri daha da köklü hale gelir. Kolay kolay yerinden oynatılamaz çünkü insanlar ve hükümetlerinin istekleri aynı hizadadır. Bu bugün bizim Türkiye’de izlediğimiz reform yolu. Çin ve yönetimdeki bazı sorunlarına rağmen Rusya’nın da bizim anladığımız yönde bir demokrasiye doğru ilerlediklerini görürsünüz: iyi yönetim hukukun üstünlüğüne ve sorumluluklarına bağlı kalır. Eğer “modern olmak” tepeden otoriter araçlarla empoze edilirse, işe yaramaz. Bu Batı’nın değerlerini almak gibi görüneceği için dirençle karşılaşır. Bu direnci açık şekilde Arap Baharı’nda görüyoruz. Araplar şimdi kendi değerleri ile orantılı yollarını arıyorlar.

Anglo-Sakson yorumu
* Arap ülkelerinin talihsizliği, laiklik yorumlarının Fransız modeline dayanması. Bu bir çeşit dinsizliği empoze eden “Jacoben” bir model. Bölgedeki Müslüman toplumlara laiklikten bahsettiğinizde, bu Fransız yorumu yüzünden yanlış anlaşılıyor. Pratikte, laikliğin Arap dünyasındaki uygulaması laiklik adına İslam’a karşı mücadele anlamına geliyor. Bu duyarlılığı anlamak zorundayız.
Diğer taraftan, eğer laikliğin ABD ve İngiltere’de uygulanan Anglo-Sakson yorumunu kullanırsanız, bu insanların kendilerini iyi hissedecekleri bir şey olacaktır. Tüm ifade ettiği din ve devletin birbirinden ayrılması, devletin tüm dinlere eşit mesafede durması ve bütün inançların bekçiliğini yapmasıdır. Bütün inançlara saygı ve birçok farklı inancın bir arada yaşamasına dayanır. Dini kimlikleri ile öne çıkanlar dahil, Mısır ve Tunuslu liderlerle yaptığım görüşmelerde, onların da laik hükümetin Anglo-Sakson yorumu konusunda son derece açık fikirli olduklarını söyleyebilirim. Bizim Türkiye’de yaptığımızın temel özgürlüklere odaklanmak olduğunu anlıyorlar. Birinin dinini gereklerini yerine getirebilme özgürlüğü, en temel özgürlüklerden biridir. Biz engelleri kaldırıyoruz, hepsi bu.

İran’ın programı şeffaf olmalı
* İran konusunda hepsinden önce bu sorunun tek çözümü askeri değil diplomatiktir. Bu ne kadar çabuk gerçekleşirse o kadar iyi olur çünkü Ortadoğu’daki yoğun baskıyı kaldıracaktır. İran’ın barışçıl amaçlarla nükleer enerji kullanımını destekliyoruz. Fakat İran’ın programı şeffaf olmalı ve liderleri uluslararası kamuoyuna nükler programlarının askeri tarafı olmadığını gaarnti etmelidir.
* Suriye’de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sorumlu davranmalı ve ateşkes planının tam olarak uygulanmasında ısrarcı olmalı. Yoksa sadece Esad rejiminin süresini uzatmış olacak.

Milliyet