Fazıl Say’dan kürtaja, hoyratlıklar beni ürkütüyor
Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve AKP milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün’ün kürtajla ilgili son açıklamaları tüm kadınlar için tüyler ürpertici. İkisinin de söylediklerinin özeti şu:
“Tecavüz edilen kadın bile o çocuğu 9 ay karnında taşımak zorundadır. Çocuk doğduğunda bakamayacak durumdaysa devlet o çocuğa bakar. Özürlü olsa bile ana rahmine düşmüş her çocuk doğmalıdır!”
Görünen o ki kadın bedeni üzerinden yapılan bu çok hoyratça siyaset, uzunca bir süre bizlerin bir numaralı gündem maddesi olacak. Aslında her alanda hoyratlıklar, son dönemde dört koldan üzerimize-üzerimize geliyor; “daha demokratik bir Türkiye” beklerken, hayat damarlarımız birbiri ardına kesilme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.
Fazıl’a 1.5 yıl hapis
Bugün sizlerden dünya çapında göğsümüzü kabartan sanatçımız Fazıl Say için bir imza vermenizi isteyeceğim. Biliyorsunuz kendisi, sosyal medyada Ömer Hayyam’a atfedilen bir dörtlüğü retweet ettiği için mahkemeye verildi. Hatırlamanız için 11. yüzyılda yaşamış İranlı şairin kitaplarında yer almayan, dolayısıyla anonim olan bu dörtlük şöyle:
‘Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun
Cennet-i alâ meyhane midir?
‘Her mümin’e iki huri’ diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?
Bu tweet’i Fazıl’la birlikte 164 kişi daha retweet etmiş; ancak mahkemeye verilen sadece Fazıl! TCK’nın 216. maddesinin
1. fıkrasına göre “halkı din üzerinden tahrik etmek ve kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” koşuluna bağlı olarak 1.5 yıl
hapsi isteniyor.
Fazıl Say, bazıları kendisine ne kadar kızarsa kızsın, üzerinde yaşadığımız gezegende ülkemizin yüzünü ağartan, Türkiye’nin bayrağını en yükseklere çıkaran bir dünya sanatçımızdır. Yalnız usta bir piyanist olarak değil, besteciliğiyle de sesini yükselten, piyanosuyla geleneksel çalgıları birleştiren, bestelerinde karmaşık Anadolu ritimleriyle caz müziğini kaynaştırabilen, kültürlerarası-çağlararası renkleri kullanabilen, geleneksel deyişi yeni teknoloji olanaklarıyla katlayabilen yeni çağın yeni sanatçısıdır. Fazıl her zaman çevresinden ve toplumdan kopmadan, dünyanın en seçkin salonlarındaki dinleyici kadar, kendi yetiştiği toprağın ücra köşesindeki dinleyiciye de seslenebilen bir sanatçı olmuştur.
Fazıl için imzalayın
Geçen hafta 1.5 yıl hapsi istenmesinin ardından yaptığı şu açıklama içimi çok acıttı: “Sürekli kendini aklamak zorunda olmak hazin bir durum.” Ne yapabiliriz diye düşünürken, Fazıl Say’a Destek Girişimi’nin önceki gün imzaya açtığı aşağıdaki metin imdadıma yetişti. Ben derhal imzaladım; siz de imzalayın.
“Fazıl Say, bu ülkenin yetiştirdiği ender değerlerden biridir.
Sanal ortamda “tweet” ve “retweet” denilen yazışmalar nedeniyle hakkında soruşturma açılmış olması, 1,5 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanıp İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi, demokrasiye, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı, dahası utanç vericidir.
Kaldı ki sanal ortamdaki o yazıları okumak ya da okumamak, bireyin tercihine kalmıştır. Sadece uluslararası arenada değil, kendi ülkemizde de bu utancı hiçbir savcının, hiçbir mahkemenin bize yaşatmayacağına inanmak istiyoruz.
Başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere, laiklik, çağdaş hukuk devleti gibi demokrasinin gereği olan kavramlarla uyuşmayan bu girişimin derhal durdurulması için tüm hukukçulara, sanatseverlere ve kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz.
Bu amaçla Fazıl Say’ın yanında olduğumuzu belirtip, ülkemizin aydınlık düşünceli insanlarını, tüm kamuoyumuzu imzalarıyla destek vermeye çağırıyoruz.”
İmzalar için: sercan.aycan@andante.com.tr
Meral Tamer
Milliyet
