Her biber gazı bir kürtajdır


Kürtaj başta Amerika olmak üzere bütün dünyada tartışılıyor...
Amerikan kamuoyu kürtaj konusunda pro-life (yaşam yanlısı) ve pro-choice (tercih yanlısı)
olmak üzere ikiye bölünmüş durumda...
Pro-life grubu kürtajın ‘doğmamış çocukların vahşice katledilmesi’,
olduğunu savunurken, pro-choice ise
kürtajı ‘kadının seçimine kalmış kişisel bir tercih’ diye tanımlıyor.
Amerikan siyasetinin iki ana oyuncusu
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar da kürtaj konusunda anlaşabilmiş değil...
Cumhuriyetçiler kürtaj karşıtı, Demokratlar ise kürtaj yanlısı bir tutum sergiliyor.
Yasal olarak 1992’de Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin aldığı ve eyaletlerin gebeliğin
22-24 haftasına kadar kürtajı yasaklayamayacağına hükmeden karar geçerli...
*
Türkiye’de ise 1983’de çıkarılan 2827 sayılı yasa ile son adet kanamasının
üzerinden 70 gün (10 hafta) geçene kadar kürtaj yaptırmak serbest...
Yasa kadın evliyse kürtaj için eşin onayını da istiyor.
Kadın, reşit değilse (18 yaşından küçükse) anne ve babasının veya velisinin onayı ile;
reşitse kendi istemi ile kürtaj yaptırabiliyor.
Bunun dışında kürtajın tıbbi, psikolojik ve sosyal yönden zorunlu olduğunu gösteren ve
en az iki hekimin onayının olduğu hastaneden alınan sağlık kurul raporu ile de kürtaj yapılabiliyor.
*
Sağlık Bakanı ile dün 5 saat sohbet ettik.
Anlaşılan o ki Türkiye’de kürtajın tıbbi zorunluluklar dışında tamamen yasaklanması gündemde...
*
Önce evlilik teşvik edildi. Sonra ‘en az 3 çocuk projesi’ başlatıldı...
Buraya kadar hiçbir sorun yok...
Şimdi kürtaj yasaklanıyor...
Bu gidişle evli çiftleri teknik takiple izleyerek doğum kontrol yöntemleri kullananlara yönelik
adli ve idari soruşturma başlatılacak!
Ardından belli bir yaşa gelip hâlâ evlenmeyenler ağır cezada yargılanacak!
En son aşamada ise evlendiği halde çocuk sahibi olmamakta ısrar eden çiftlerin
vatandaşlıktan çıkarılması gündeme gelecek!
*
Türkiye’nin güçlü bir ekonomi, güçlü bir devlet olarak kalabilmesi adına nüfusun
artış hızını düşürmemek güzel fikir...
Yalnız nüfusu artırmak için yeni doğum sayısını yükseltmek yerine
ölüm sayısını düşürsek daha iyi olmaz mı?
Hani, kürtajı engellemek yerine bir yolunu bulup da insanların pisipisine ölmesini engellesek?
Her kürtaj bir trafik kazası, bir maganda kurşunu, bir kadın cinayeti ya da
açık unutulmuş bir belediye çukuru olsa mesela!
*
Yalova’da 3 gün önce astım hastası olduğunu söylemesine rağmen yüzüne biber gazı sıkılan
Çayan Birben dün yaşamını kaybetti.
Yaşam hakkını savunduğu için kürtajın yasaklanması gerektiğini savunan arkadaşlara bir sorum var:
Her biber gazı aynı zamanda bir kürtaj mıdır?


Candaş Tolga Işık
Posta