Medeniyetler İttifakı bir Deccal Projesidir


Medeniyetler İttifakı projesinin İstanbul toplantısında konuşan Başbakan, bu “muhteşem projeye!” ortak olmanın ve ev sahipliği yapmanın gururunu taşıyordu.
Başbakan dünyaya şöyle haykırdı: “İstanbul İştirakçiler Forumu’nu Medeniyetler İttifakı projesinde adeta bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Umuyor ve inanıyorum ki İstanbul toplantısının ardından medeniyetler ittifakı çok daha güçlü, çok daha kararlı bir şekilde misyonunu sürdürmeye devam edecektir.”
Medeniyetler İttifakında başrolü oynayan Batı ülkeleri bu proje yürürlüğe girdikten sonra İslam dünyasında Arap Baharı adı altında tam bir katliama giriştiler. Mısır’ı kana buladılar. Libya’da yüz binlerce masum insanı öldürdüler. Afganistan’da Müslümanları öldürmeye devam ediyorlar. Suriye’de akan kanın arkasında yine “medeniyet ittifakını” yürüten önder ülkeler var.
Bir yandan Müslüman kanı döküyorlar bir yandan de “Medeniyetler İttifakından” bahsediyorlar.
Kan ve medeniyet!
Batı ne kadar medeniyetten bahsettiyse o kadar kan döktü tarihte. Haçlı seferleri bunun en bariz örneğidir.
Haçlı seferine çıkan çapulcu sürüleri Türkleri “yüksek Hıristiyanlık değerleri ile” tanıştırmak için öyle katliamlar yaptılar ki onları diri diri kazanlara atıp haşlama yapmaktan, bütün organlarını kesmekten, hatta mezardaki ölülerini bile çıkartıp pişirmekten geri durmadılar. Bunu da medeniyet adına yaptılar.
Bütün bu tarihsel katliamlardan daha vahimi başbakan Erdoğan’ın Haçlı Seferlerini yorumlarken kullandığı şu ifadeler olmuştur: “Haçlı seferlerinin bilimde, sanatta, mimaride, dilde, musikide günlük yaşam alışkanlıklarında, hatta yeme-içme kültürlerinin transferinde son derece etkisi olmuştur. Haçlı Seferleri tarihi sadece savaşlar, çatışmalar tarihi değil, aynı zamanda bir kültürel etkileşim, yakınlaşma, birbirini doğrudan tanıma tarihidir. Nitekim birbiriyle savaşan ordular, savaşın hemen ardından ticari faaliyetlere başlamışlar, malların mübadelesi süreciyle birlikte kültürlerin mübadelesi sürecini de başlatmışlardır.”
Kâfirin Müslüman Türk’e karşı giriştiği en büyük katliamlardan biri olan Haçlı Seferi meğer yememize içmemize katkıda bulunmuş. (Mezardan ölüleri çıkarıp yiyen bu yamyamlar bize hangi yeme-içme kültürünü öğretmiş!)
Bu alçak gâvurlardan biz hangi kültürel etkileşimde ve yakınlaşmada bulunmuşuz?
Geçtiğimiz yıl Haçlı seferlerini böylesine öven başbakanımız, bugün aynı misyon doğrultusunda modern Haçlı gücünün medeniyetler ittifakı projesini övüyor. Alkışlıyor. Destekliyor. Coşkuyla ve hararetle kucaklıyor.
Haçlı, Irak’ı yok ederken o en önde.
Haçlı Afganistan işgalinde o en önde.
Haçlı Libya’da binlerce Müslümanı katletti o yine en önde.
Haçlılar Suriye’yi yok etmek istiyor, o yine en önde.
Bu nasıl bir sevgidir bu nasıl bir aşktır anlamadık.
Elin gavuru Müslümanı öldürecek biz de buna “medeniyetler ittifakı” diyerek çanak tutacağız.
Başbakan hani tarafta?
Müslümanın yanında mı gavurun yanında mı?
Gerçi bütün bu olup bitenlerden sonra böyle bir soru sormak bile yanlış ama biz yine de “edeben!” soralım.

Muharrem Bayraktar
Yeni Mesaj