
Diyarbakır’da bir toplantıdayız...
Kürt meselesi konuşuluyor.
Eline mikrofon alan bir saat nutuk çekiyor...
Ama ne pozlar: Herkesin lafı bir hikmet!
Neyse...
Sonunda Osman Baydemir aldı mikrofonu...
Bir cümle söyledi ve mikrofonu iade etti:
“28 yıldır konuşuyoruz, daha adını bile koyamadık.
Gelin önce bu meselenin bir adını koyalım.”
*
Sahi...
*
Kürt meselesi mi?
Terör meselesi mi?
Derin devlet meselesi mi?
Güneydoğu meselesi mi?
Ekonomi meselesi mi?
PKK meselesi mi?
İşsizlik meselesi mi?
Eğitim meselesi mi?
Demokrasi meselesi mi?
İsrail, Amerika, Suriye...
Yabancı istihbarat servisi meselesi mi?
*
Misal...
Aklı evvel bir meslektaşımız önceki ün ‘Kandil Meselesi’ diye buyurdu!
*
Adını koymak önemli, çünkü tedavi için önce teşhis gerekli.
Sorun askeri mi, siyasi mi ekonomik mi?
*
‘Kürt Açılımı’ diye başladık bir ara adı ‘Demokratik Açılım’ oldu...
En son biterken ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ idi.
*
28 yıldır yapamadığımızı 1 günde yapacak değiliz elbet...
Ama bir yerden başlamalıyız.
Başına ne yazarsak yazalım sonuna ‘mesele’ yazıyorsak eğer...
Adı ne olursa olsun bir meselemiz var demektir.
Yıllardır kadının sorununa erkekler, fakirin sorununa zenginler,
içerdekinin sorununa dışardakiler isim koydu...
Canı yanan hep sustu...
Gelin bu sefer farklı bir şey yapalım...
Ben diyorum ki, bu sefer meselenin adını Ankara değil, Diyarbakır koysun!
Candaş Tolga Işık
Posta