
Şehit pilotlarımızı toprağa verdik.
Ama ruhlarını huzura kavuşturacak görevleri yerine getirdik mi?
Bu çok şüpheli.
Çünkü beynimizi kurcalayan bir sürü soru cevapsız, öylece bekliyor.
Emekli Büyükelçi Onur Öymen’in dediği gibi siyasi yorum bulaşmamış inandırıcı bir açıklama günler geçtiği halde işitemedik.
Çok gecikmemek lâzım. Çünkü devlet adına dünyaya verilmiş bir söz var:
Suriye’nin yaptığı yanına kalmayacak!
Elbette bu karşılığın niteliği ve şiddeti olayın aydınlanması ile yakından ilgili olacaktır.
Dostlar maşallah buradan çıkacak bir kıvılcımın ne kadar büyük bir yangın yaratacağına aldırmadan körükleme faaliyetlerine devam ediyorlar.
Economist dergisi son sayısında “hiçbir ülkenin Esad’ı devirmek için Türkiye kadar çalışmadığını” yazıyor.
Uzman bağlamında dün en dikkate değer katkı iki askeri uzmandan geldi.
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, geçenlerde Genelkurmay’dan MİT’e devredilen Elektronik Sistemler Komutanlığı (GES) imkânlarına rağmen nasıl olup da Suriye füzesinin tespit edilemediğini sordu.
Çünkü sistemler Genelkurmay’dayken “Ege’de eğitim uçuşu yapan pilotlarımız, karşı koymak için hangi adadaki Yunan uçağının motor çalıştırmaya başladığını daha yerde tespit eden Elektronik Sistemler Komutanlığı’nın uyarısını alır, ona göre hazırlıklı olurdu.”
Emekli Korgeneral Karakuş soruyor:
“Suriye’nin füze rampasındaki hareket tespit edilip pilotlara bildirildi mi?”
Bu sorunun cevabı resmen verilmedi.
Ama başka bir uzman olan AKP Milletvekili Emekli Jet Pilotu Şirin Ünal “Pilotlar kurtulabilir miydi?” sorusunu cevaplarken Karakuş’u da cevapladı:
“Pilotlarımızın zihni hazırlığı yoktu. Çünkü tehlikenin farkında değillerdi.”
Yani GES’in uyarı görevini yapmadığı çıkıyor bundan.
Uyarıyı alsalar en azından atlayarak canlarını kurtarabilirlerdi.
İstihbaratın tek elden toplanması adına elektronik sistemlerin Genelkurmay’dan MİT’e devri konusundaki seçim doğru bir karar olmamıştır. Öyle görünüyor.
Askere yönelik önyargıların başka büyük hatalara yol açmamasına dikkat etmek, hatta iki pilotumuzun kaybına sebep olduğu anlaşılan devir işleminden geri dönülmesine acele karar vermek gerekiyor olabilir.
Maliyeti ağır hırs ve hınçlardan korunmak ve kurtulmak lâzım!
Yargının imtihanı
Silivri’ye “zindan” lekesi düşüren tutukluluk rejimine son veren yasa hâkimleri Cumhurbaşkanı Gül kadar heyecanlandırmamış.
Öyle anlaşılıyor.
Cumhurbaşkanı yasayı bir gün bile beklemeden imzaladı.
Ama Özel Yetkili Mahkemeler, yüzden çok tahliye talebini cevaplamakta hiç aceleci davranmadı, karar vermeyi haftaya bıraktı.
Üçüncü Yargı Paketi ile gelen yeni olanaklar sayesinde uzun tutuklulukların yarattığı adaletsizliklerin son bulacağına bağlanan umutlar bu hafta sonu yine askıda, huzursuz bekleyecek.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek “Ümit ediyorum yargı, yasamanın verdiği mesajı iyi anlamıştır” dedi.
O bile şüphede, emin değil.
Yargının parlamenter demokrasi ile imtihanı dileriz başarılı geçer!