Utku, Mustafa ve Benim Korkum...




Gazeteci herkesle görüşüp söyleşi yapar. Gazetecinin görevi toplumu bilgilendirmektir.

Dış Haberler Servisimizden Mustafa Kemal Erdemol, bir süre önce bir grup gazeteciyle Suriye’ye gitmiş, bir yazı dizisi yapmış, orada yaşananları anlatmıştı.

O diziden çok şey öğrendim kendi adıma, Suriye’yi bilsem de...

Mustafa, Beşşar Esad’la da konuşacaktı, ancak Şam’da patlayan bomba nedeniyle Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı.

Çünkü patlayan bomba çoğu çocuk onlarca kişiyi öldürmüştü.

İki ay sonra Ankara temsilcimiz ve üç gazetecinin görüşme talebi Esad tarafından kabul edildi. Çağrıya olumlu yanıt veren, Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer oldu.

Utku, Beyrut’a gitti, oradan da Şam’a geçti.

Utku’nun Esad’la yaptığı röportaj bize çok şey öğretti. Sorduğu sorular çanak sorular değildi.

Yandaş, dindaş, candaş medya ve merkez medya, iktidarın her dediğine boyun eğer duruma gelmiş.

Çanak sorular sorarak iktidarı pohpohluyor eleştirmekten kaçıyor.

AKP iktidarı medyanın bu yaklaşımını çok seviyor...

***

Milliyet’ten Kadri Gürsel, önceki gün çıkan “Esad’la Söyleşiden Öğrendik ki” başlıklı yazısında konuyu derinliğine analiz ederken önemli saptamalarda bulundu:

“Utku Çakırözer’in yaptığı uluslararası bir gazetecilik başarısıdır...”

Ben de Kadri gibi düşünüyorum...

Utku’ya Esad’la konuşması için verilen süre 45 dakika...

Oysa bu süre aşılıyor, Utku 50 soru soruyor ve görüşme iki saat sürüyor.

Burada şunu belirteyim ben de:

“Esad panik içinde, ne yapacağını şaşırmış, korkuyor. O nedenle Rusya, İran ve Çin’in ipine sarılmış.”

Esad ne diyor:

“Biz Türk uçağını İsrail savaş uçağı sanınca vurduk, keşke yapmasaydık!”

Esad burada yalan söylüyor...

Bir başka konu, Türkiye’nin iki genç subayını yitirdiği olayda, bizi “çok sevdiklerini söyleyen” müttefiklerimizden destek gelmiyor.

ABD’nin İncirlik Üssü’nde ve öteki bölgelerde radarı yok mu?

Var!

Peki, o görüntüleri Türkiye’ye verdiler mi?

Bilmiyoruz!

Yine Kıbrıs’ta Trados dağlarının Olimpus tepesinde İngilizlerin radarı var...

İngilizler uçağımızın düşürülmesi olayını saptamışlar...

Peki, bize verdiler mi?

Bilmiyoruz!

Yine kimi iddialar var:

“Türk uçağı Doğu Akdeniz’de eğitim uçuşu yapmıyordu. Rusya’nın bir süre önce Lübnan sınırında Lazkiye bölgesine kurduğu yeni füze sistemiyle ilgili bilgi topluyordu.”

Bir başka ayrıntı:

“Türk uçağı kesin olarak uçaksavarla değil, füzeyle vuruldu. Ayrıca Türk uçağı Suriye hava sahasında değildi.”

***

Konuyu dağıtmaya gerek yok...

Suriye’yle ilgili çok şey yazılıp çizildi...

Utku Çakırözer uluslararası gazetecilik yaptı... Mustafa Kemal Erdemol, Suriye’nin gerçek yüzünü yansıttı Cumhuriyet’te...

Kadri Gürsel’in yazdığı gibi gazetecilik, iktidara çanak sorular sorup yalakalık yapmak değildir.

Gazeteci, teröristle de görüşür, eli kanlı diktatörlerle, mafya babalarıyla da, darbeci paşalarla da.

Burada asıl olan gazetecinin karşısındakine sorduğu sorulardır.

Benim kafamdan değişik senaryolar geçiyordu, Utku’nun Esad’la yaptığı röportajı okuyunca doğru olmadığını anladım.

Esad, silahsız muhalifleri yanına alarak, Müslüman Kardeşler’in gücünü kırabilir, demokrasi ve özgürlükleri yaşama geçirebilir.

Suriye’de kadınlar özgürdür...

İsteyen mini etek giyer, isteyen kara çarşaf... İsteyen meyhaneye gider, isteyen kahveye nargile içmeye...

Benim asıl korkum Suriye’de bir mezhep çatışması ve iç savaşın çıkması, Türkiye’ye yansımasıdır!..

7 Temmuz 2012 - Cumhuriyet